Adilcevaz
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Adilcevaz
İlk yapıcısı Azerbaycan şahlarından (—) tarihinde İran şahı Tâceddin Âlîşân'dır ve isimlenmesi sebebi,
.....................(1 satır boş).....................
Bu da Ahlat gibi nice melikten melike intikal edip sonunda 940 [1533-34] tarihinde kale içinde sığınmış olan Acem kavmi Osmanoğlu'nun gücüne takat getiremeyip kalenin anahtarlarını bizzat [242b] Süleyman Han'a teslim ettiler. İlk hâkimi Zâl Paşa'dır.
Adilcevaz Kalesi zemininin şekli: Kürtler Cevz Kalesi derler. Zira bir yalçın Kahkahâ Kalesi gibi göklere baş çekmiş yüksek bir kayanın üzerinde ceviz gibi bir yuvarlak kale olduğundan görenler Ceviz Kalesi derler, ama Süleyman Han adaletle aldığından Adilcevaz derler. Van deryâsının kenarında bulut renkli, bukalemun nakışlı bir dağın göklere baş uzatmış kayası üzerine kurulmuş, kesme taş ile yapılmış sağlam kale, dayanıklı eski hisar ve büyük sur süslü bir kaledir.
Aşağı zeminden kalenin ta zirvesine yaya insan yarım saatte çıkınca bu kalenin doğusu ve güneyi tarafında olan Van Deryâsı küçük bir haliç gibi görünür. Ta kuşluk vakti olmayınca mavi bulutlar içinde kalenin yüksek tepesi görünmez.
Bu yüksek iç kalenin etrafında asla hendek yoktur ve mümkün de değildir. Zira fırdolayı çevresi şahin yuvalı yalçın yalama kayalardır ki bir tırnak iliştirecek yeri yoktur. 38 adet sağlam kuleleri vardır. (—) tarafına bakar bir demir kapısı vardır ama biri biri içre üç kat sağlam kapılardır.
Bu kalede hepsi 70 adet olan bağsız ve bahçesiz daracık haneleri tamamen toprak ile örtülüdür. Kale içinde Süleyman Han'ın bir camii, cebehane mahzenleri, tahıl ambarları, su sarnıçları, mehterhane kulesi ve dizdarhanesi vardır.
Ve büyük balyemez toplan vardır. Başka imaretten yapı eseri yoktur.
Fırdolayı büyüklüğü 4.050 adımdır. Yuvarlak şekilden kuzeye doğru uzunlamasına yapılmıştır. Zira bu kalenin kuzey tarafında bir top menzili uzaklıkta yüksek bir dağ eteği olduğundan o dağ eteğinin tehlikesini engellemek için kaleyi o tarafa uzunlamasına inşa etmişler ama o eğimden bu kaleye asla zarar isabet etmek ihtimali yoktur. Zira muhasara eden düşmanın topu güllesi aşırı gidip göle düşer. Ondan aşağı,
Adilcevaz varoşunun şekli: Bu da yalçın kaya üzerindedir ama alçak tepe üzerine kurulmuştur. Bir tarafı göl kıyısındaki kaya üzeredir ki 3 adet kapısı var; Ahlat Kapısı, güney yönüne açıktır. Bir kapısı, doğu tarafa Erciş yönüne açıktır.
Bu aşağı kale de gayet dayanıklı büyük taşlar ile yapılmıştır ve dörtgen şekillidir. Kuzey tarafı kayalar üzerinde yüksekçe yapılmıştır. O tarafa bir uğrun [gizli] kapısı vardır, daima kapalıdır.
Bu varoşun büyüklüğü 6.000 adımdır. Limana bakan kulelerinde büyük şayka topları var ki içlerine adam sığar. Hepsi 76 parça şahane balyemez topları var ki denkleri iman şeddi Van Kalesi'ndedir.
Bu kalede hepsi yine bağsız ve bahçesiz 300 adet eski evler var ki tamamı sağlam kârgir yapılardır. Zira nice kere bu kaleyi Kızılbaş kuşatmış, ancak bir şey elde edemeden hüsrana uğrayıp gitmiştir. Onun için bütün evleri tamamen kârgir ve cibis yapıdır ve mağaraları kayalar içinde pusu-evleridir.
Bu kalenin batı tarafı dağlardır ve üzerleri baştan başa bağlardır. Havası tatlı olduğundan halkı sağlardır.
Kıble tarafı Van Deryâsı’dır. Küçük ve büyük sarayları, reaya haneleri ve bağ evleriyle tamamı 1.100 adet güzel evlerdir.
Hepsi sekiz mahalle ve yedi mihrabdır. Bunlardan Zâl Paşa camii,
.....................(1.5 satır boş).....................
Geri kalanı mescitlerdir.
Kaleden taşra Zâl Paşa hamamı o kadar müferrah değildir. Bir hamam da haraptır. 70 adet ayâna mahsus hamamlar vardır.
Kalede bir hanı var ama bedesteni yoktur. Çarşısı vardır ama azdır, lâkin özdür. Bütün kıymetli şeyler mevcuttur. 7.000 adet bağları vardır. Şehrin doğu tarafı dışında Dâbıhayat mesireli, havuzlu ve şadırvanlı bahçeleri vardır. Bunlardan Zâl Paşa Bahçesi mesireyeri.
Adilcevaz Kalesi hâkimlerini bildirir: Evvelâ Van Eyaleti'nde sancakbeyi tahtıdır. Beyinin hâssı Süleyman Han kanunu üzere 145.046 yük akçedir. Adalet üzere senelik 8.000 guruş hâsıl olup 600 adam ile sefere gider.
Hükümeti altında timar erbabı (—) adettir ve zeameti (—) adettir.
Alaybeyi ve çeribaşısı vardır. Bütün cebelüleri ile bin adet seçkin asker olup beyinin sancağı altında sefer eşer.
150 akçe pâyesiyle kaza ve kaderdir. Kadıya senede 1.000 guruş olur.
Müftüsü, nakibi, naibi, muhtesibi, subaşısı, şahbenderi ve gümrük emini vardır, ama kale dizdarı kerr u ferli hâkimdir. Tamamı (—) adet seçkin kale neferatları vardır ki gece gündüz hazırdırlar.
Ama sipah kethüdayeri ve yeniçeri [243a] serdarı yoktur. Van yakın olduğundan Van yeniçeri ağası tarafından her an bir çavuş gelip suçlu yeniçerilerin haklarından gelir.
Daha önce, 1041 [1631-32] tarihinde bu kalede altı oda kapıkulu yeniçeri, iki oda topçu ve bir oda cebeci mustahfızan var idi. Zira bu kalede büyük balyemez toplar ve hesapsız cebehaneler olduğundan bu yüksek kale Kızılbaş'ın gönül yarasıdır.
.....................(3 satır boş).....................
Adilcevaz'ın ziyaret yerleri: Evvelâ Zâl Paşazade burada hâkim iken bir gece ansızın 8.000 şah nökeri tülüngi Kızılbaş gece baskını yapıp bağlar içinde saklanıp yatarlar. Hemen Zâl Paşazade duyup 60 nefer kimse ile Kızılbaş'a girip öyle Muhammedi satır vururlar ki 8.000 Kızılbaş'dan ancak 50 adet Kızılbaş kaçıp 11 adet gaziler şehitlik kadehinde şehitlik şerbetini içtiklerine bu beyt şahittir:
Sekiz bin kâfirin ardından altmış merd ile yetmiş
Aceb Rüstemlik etdi derler oğlu Zâl Paşa’nın.
Hâlâ bu adı geçen şehitlerin 11'i de halkın ziyaret yeridir. Ve Kızılbaşların kemikleri yığın yığın yığıldığı insanların gözü önündedir. Sonunda yine bu kere Kızılbaş gece baskını yapıp Zâl Paşazâde Kızılbaşlar ile ceng ederken elinde kılıç iki parça olup Paşa'yı şehit ederler. Hâlâ kabri adı geçen şehitlerin yanındadır.
Kırk Kardeşler ziyaret yeri: Bir müddette ve bir batından kırk evlat bir saatte doğduklarından Kırklar Ziyareti derler.
.....................(2.5 satır boş).....................
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗