Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiAkabe
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Akabe

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Akabe

(—) tarihinde Süleyman Han yapısıdır. Bu kaleye girince kaleden bir yaylım top ve bir yaylım tüfenkler atıldı. Akabe askerinden de bir yaylım tüfenk ve toplar atılıp büyük şenlikler olup iki gün oturak ferman olundu.

Sonra kalenin tamir ve bakımına başlanıp cebehane ve mühimmatları görüldü. Süleyman Han Veziri Makbul ve Maktul İbrahim Paşa Mısır'ın iç kalesinde 7 kule yapıp yeniçeri koyunca bu kaleyi de o sene yaptı.

Deniz kıyısına yakm bir alçak düz kumlu boşlukta taş yapı sağlam bir kaledir. Dört köşe olup çepçevre 400 adımdır. 8 kulesi ve batıya bakan bir demir kapısı üzere Süleyman Han tarihi var. Kale içinde 1 camii, 1 küçük hamamı, 1 at değirmeni ve 50 nefer haneleri vardır.

Mısır müteferrikalarından dizdarı ve 60 adet hisar eri vardır. Bu kalenin de hendeği yoktur. Dört tarafı hurma bağlarıdır. Bütün çadırları önünde su kuyuları kazıp birer arşında tatlı sular çıktı. Kalenin kıblesinde bir büyük kuyusu ve bürkesi vardır, gayet berrak sudur, havası da hoştur.

Kalenin doğusunda bir büyük ordu pazar durur ki sanki Dolyan pazarıdır. Dört tarafı, Benî Şahinli kabilesi sakin olduğundan gayet şenliklidir. Bütün Araplar, çoluk çocuk, kadınlar mallarını getirip alışveriş edip o kadar bolluk olur ki anlatılmaz. Kudüs-i şeriften, Halilü'r-rahman, Nablus, Aclûn, Kâkûn, Remle, Gazze ve Mısır'dan yiyecek, içecek ve nice bin deve getirirler ki tarif edilmez.

Bütün hacıların arık develerini değiştirip Akabe'yi aşmaya dinç develer tutup tatlı sular ve zahireler yükletip ikinci gün direk şeyhleri rehber olup göç davuluna tokmaklar vurulup önce toplar gider. Ardından akabe başı çarkacı olup artçı ile ileri gidip yeniçeri, azep ve diğer asker ile önce Akabe'ye varıp Divdar Beli'nde çadırlar kurup tüm askeriyle silâhlı hazır dururlar. İhtimaldir Akabe boğazını bir düşman ala veya o dar ve ıssız yerde hacılar askeri ile cenk ola. Onların arasını düzeltmek için önce Akabe askeri gider. Ardından emirü'l-haccın yükleri geçer.

Evvelâ Akabe Kalesi'nden kuzeye deniz kıyısı ile 1 saat kumsal yerler ile gidip sonra yine 1 saat Küçük Akabe boğazı, yol üstünde büyük kayalar var ki her biri göklere baş çekmiştir, onları geçip yine develere binip yarım saatte bu dereleri de geçtikten sonra Büyük Akabe'ye çıkılmaya başlanınca mahşerden bir belirti olup yaşlı genç, erkek kadın, büyük küçük, herkes yaya olup ol nâzenin kadınlar yokuş yukarı bir ulu yolla 770 adımda Divdar Beli adlı yere çıkarken bu 770 adım ulu yol ile giden adamları seyretsen sanki bir adam oluğu göklere doğru çıkıp çekilmede. Bütün mal, katar, yular sahipleri bu Divdar Beli'nde kayalar üzere adam naklolup mallarının gelmesini beklerler.

Bu mahal ise bir deve boynu gibi eğri ve dar yokuş boğazdır. Doğu tarafı gayyâ deresi gibi uçurumdur. Bu mahalle Mekke'den beri yorgun argın develer gelince bitkin düşerler. Geçemeyecek develeri derhâl ikişer yerden boğazlayıp o uçuruma atarlar. Bazısının sahibi,

"Bre, benim devem sağdır, bu dağı aşar" diye feryat ederken geriden "Bre yolu kapama" diye bağırıp zavallı deve çıkmak gayretinde iken onu da boğazlarlar, daha canı çıkmadan aşağı atarlar, kuş gibi uçarak zavallı deve parça parça olarak uçurumun dibine iner. Bazısı yüküyle kalabalıktan aşağı uçup sahibi hayrette kalır. Bazı deve kurtulurken yükünü yıkıp onu da ya boğazlarlar veya dip diri aşağı atarlar. Ama bu yokuşta bir kere ûû deyip kalan devenin binde biri kurtulup Akabe'yi aşmaz. Kâbe-i şerif farz olalıdan beri at, katır, deve ve eşek kemikleri bu Akabe'nin dere ve tepelerini doldurmuştur.

Bu Akabe'nin en zor yeri, bu Divdar çadır kurduğu yerdir ki deveboynu gibi eğri, yokuş ve dar boğazdır. Tamamı 300 adımdır. Selim Han ve Sultan Gavrî de temizledikleri tarihleri bir kaya üzere dört köşe bir beyaz mermerde yazılmıştır. Eski padişahlardan başka Sultan IV. Murad zamanında Rıdvan Bey emirü'l-hac iken nice paralar harcayıp denizde damla güneşte zerre temizleyememişlerdir. Ama buna da lağım atsalar ulu yol olurdu.

Sözün kısası hakir âlem seyyahı Evliyâ 33 senedir 7 iklimde 18 padişahlık yeri gezip dolaşırım, böyle sarp tehlikeli geçit yer görmedim. Allah korusun. Bu yoldan deve ile gitmek nasip etmeye. Zira ettiğin hayır ürküttüğün kurbağaya değmez. Zira kul hakkı zor derttir. Meğer Allah'ın ihsanı ola. Ama at ile ve katır ile gitmek iyidir.

Bu Divdar Beli'nden yukarı Akabe düzlüğüne kadar dik yukarı 2 saat yokuştur. Ama merhum Rıdvan Bey temizlemiş ki insanın yapacağı şey değildir. Allah rahmet eylesin. Kolay yokuştur, ama gökyüzünde bazı zaman meleklerin sesleri duyulup Hazret-i İdris ve Hazret-i İsa ile merhabaya âhiret zirâıyla bir ramak yer kalır. Öğle vaktine dek hacıların serleri bulutlar içinde kalır. Abartmanın sebebi ta bu kadar gökyüzüne çıkmış yüksek Akabe olmasıdır. Hint, Sind ve Yemen seyyahları ve tüccarları arasında Mısır'ın Akabesi meşhurdur. Mısır'dan Kâbe'ye giderken bütün Akabeler kolaydır. Daha kolayı yukarıda yazıldığı üzere Zahrü'l-hımar adlı körfezin boğazı dolsa bu Akabe'yi uğrayıp sıkıntı çekilmez, 6 konak gidişte, altı konak gelişte fayda eder ve her gün biner altın masraf elde. Bu kısmet olmazsa, mısra:

Bekârlık, gerçekte büyük sultanlıktır

mazmununca yükü hafif at ile gidip diğer hecinliler ile ileri gidip 7-8 saat uykuda yatmak cana safâ ve rahattır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗