Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiAkkirman (Akkerman)
BALKANLAR & KAFKASYA

Akkirman (Akkerman)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Akkirman (Akkerman)

Evvelâ Akkirman Kalesi büyük Turla Nehri kenarında bir yalçın küfegi kaya üzerine yapılmıştır. Turla Nehri bu mahalde kaleden iki top menzili uzakta Karadeniz'e karıştığı yerden içeri Turla suyunun güney kenarında, yani adı geçen İsmail şehri toprağında bir yüksek tepe üzerinde beyaz billûr gibi Akkirman'dır.

Bu kaleyi Melek Ahmed Paşa efendimiz ile seyretmeye giderken bu kaleden Turla Nehri üzerine kırkar karış ve yirmişer okka gülle atar toplar attılar. Bu gülleler Turla Nehri üzerinde seke seke karşı Özü kıyıları tarafında Otyarık adlı yere varıp yine karşı ovalarda gülleler zıplaya zıplaya zemini toz edip gitti.

Beri kara tarafında burçlar ve bedenler üzerinde olan toplara ateşler edip Akkirman Kalesi siyah barut dumanından ak kirman iken kara kirman olup bütün kale neferleri pür-silâh olup bütün beden dişlerinden bir yaylım kurşun atıp bir gülbâng-ı Muhammedi getirdiler. "Allah Allah" sesleri ile Akkirman Ovası pür-nur olup kalenin seyrine meşgul olduk.

Evvelâ bu kalenin fırdolayı büyüklüğü 3.060 adımdır, ama içerdeki kattan adımladım. Dışarıdan 3 kat kaledir. [36a] Oradan adımlayanlar 5.600 adımdır, dediler. Turla Nehri kenarı alçak duvarlardır, ancak sağlam ve dayanıklı büyük kuleleri vardır.

Ensesi ki kara tarafıdır, o yönü üç kat rıhtım şeddadî yapı bir güzel kaledir.

Kale içinde bütün evleri doğu tarafına Turla Nehrine, Karadeniz'e ve Kamerü'l-kum Çölü taraflarına bakmaktadır.

Üç kapısı var. İkisi Turla Nehri'ne bakar küçük kapılardır. Biri doğu tarafına, varoşa açılır gayet işlek üç kat sağlam demir kapılardır. Bu büyük kapı arasında kaleyi feth eden, içine iki adam sığar kırkar karış uzun toplar var ki Osmanlının bir serhaddinde benzeri yoktur. Meğer benzeri Rodos Kalesi'nde yahut Akdeniz’in Boğazhisarları'nda ola, ama hâlâ bu kale döven topun biri doludur.

Ve kale içinde toplam 1.500 tahta şindire örtülü mamur evler vardır ki asla kiremit örtülü haneleri yoktur.

Sultan Bayezid Camii var. Bir minareli iç açıcı camidir. Ve aşağı küçük hisarda bir hamamcığı var. Ve iç kalesi Galata kulesi gibi 4 adet ibretlik kuleler, biri biri içinde sanatlı ibret verici büyük kulelerdir ki her birinin içlerinde nice yüz yıllık iri darılar yığılmıştır.

Bu iç kalede dizdar sâkin olduğu Turla'ya bakan bir kral sarayı var ki eğer olduğu gibi anlatsam başka bir uzun tomar olur. Mısra:

İşitmek nasıl görmek gibi olur?
demişler.

Sözün sonu, görmeye muhtaç bir yapıdır. Bu sarayın zemini altında olan siyah barutun kaç yüz bin kantar idiği hesabını âlemin yaratıcısı Allah bilir.

Burada ambarlarda olan türlü türlü tahılların ve çeşit çeşit mühimmat ve levazımatın sayısı, sınırı ve haddi yoktur.

Bu iç kalede Turla Nehri boğazına bakar yedi başlı ejder gibi balyemez toplar var ki anlatılmaz. Küçük büyük tamamı 180 toptur ve hesapsız çeşit çeşit cebehanesi var.

Kalenin üç katında da çeşit çeşit mukamaz, müşebbek, medine, gilvili ve gömlekli biri biri içinde türlü türlü sanatlı yüksek kulelerin bazısı kurşun örtülü tamamı 200 adet güzel kulelerdir.

Hendese ilmi üzere bu kale dört köşe ve altı kat bölme sağlam hisardır. İki tarafı Turla Nehri'dir ki o tarafı alçak yokuş aşağı bulunmuştur. Ve iki tarafı yalçın kaya üzerinde yüksek düzgün duvardır. İki tarafının yalçın kesme çakmak kayası üzerine yapılan 3 kat duvarın hendeği 50 Mekke arşını derindir ve 50 arşın enli bir büyük hendektir. Bu hakir yeryüzünde 7.060 kale görüp gezdim, böyle bir ibretlik büyük ve derin hendek görmedim. Hendek çevresi tamamen sarp çakmak taşı kesme parlak kayadır ki bir kuşun pençe iliştirecek bereli yeri yoktur. Bir taraftan bu kaleye ne lağım, ne metris, ne siper ve ne kubur kazacak yer yoktur. Hatta bu hakir Seydî Ahmed Paşa zamanında Erdel diyarına vardığımızda Foğraş adlı kalede bir Macar tarihinde bu Akkirman Kalesi'nin özelliklerini okurlarken hakir dinleyicilerden olup kulak kabarttım.

Akkirman Kalesi varoşu: Tamamı 13 mahalledir ki hepsi tahta örtülü ve tahta avlulu alt ve üst katlı, bağ ve bahçeli güzel hanelerdir. Ve nice saz örtülü, kamış örtülü evler, hanlar ve kahvehaneler vardır.

Bu varoşta toplam (—) adet mihraptır, ama (—) camidir. Evvelâ Sultan Bayezid Camii, eski tarz sâde güzeli nur dolu camidir. Tatar hanlardan Mengli Giray Han Camii, Vaiz Camii ve Sultan Selim Han Camii büyük tevliyettir ve (—) (—). Bunlardan başka mescitlerdir.

Ve Selim Han Medresesi vardır ama dârülhadis ve dârülkurrâsı yoktur. 17 yerde sıbyan (çocuk) mektepleri vardır. Bunlardan çarşı içinde (—) mektebi mükelleftir, ama dârüzziyâfe imareti, şifa evi, kervansarayları ve hastahanesi yoktur.

Ve hepsi (—) adet hamamdır. Evvelâ, Turla Nehri yakınında Sultan Bayezid-i Velî Hamamı eski tarz, kirli, eski bir garip hamamdır, ama ev hamamları çoktur.

Ve tamamı (—) adet bekâr tüccar hanlarıdır. Evvelâ (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—)

Ve cümle (—) adet sanat ehli dükkânları vardır ki her esnaftan bulunur, ama bedesteni yoktur ve bozahaneleri çoktur, zira halkı tamamen Tatar kavmidir. Pazarında mahbub ve mahbube esirleri çoktur.

Doğu tarafında ve kıblesinde bağ ve bahçeleri hesapsızdır, ama batı tarafında kumdan yığın yığın tepeler vardır. Sonunda "Bu şehri kum boğar" derler.

Ayan ve kibardan halkı yoktur. Tamamı fukara, ticaret ehli, Allah yolunda cihat eden halkı vardır. Genellikle hepsi Tatar kalpağı giyip, at eti yiyip kuzu postundan kürk giyip boza ve bal suyu içip ayda bir kere beş baş gazasına "Allah'a tevekkül" deyip Kazak vilâyetine akın edip ya bay, ya hay veya vay doyum gelip kılıçlarıyla geçinir gazilerdir.

...............(1.5 satır boş).....................

Suyu ve havası gayet hoş olduğundan halkının yüz renkleri kırmızımsı olup sağlıklı adamlardır.

İskelesinde yaz ve kış her diyarın gemileri eksik değildir.

Beğenilenlerinden, beyaz ekmeği, mayak yağı, kızıl buğdayı, arpası ve saat kumu (—) (—) (—) (—) (—) (—) ve iklim (—) uzun gündüzü (—) ve arz-ı beledi (—) (—) (—) (—).

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗