Alaşehir
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Alaşehir
(—) tarihinde Büyük İskender zamanında Madyan oğlu Yanko soyundan Kortiz adlı bir kralın elinden Aydın Bay oğlu Sultan Yakub fethidir, Ulubaş Bey eliyle. Daha sonra Osmanlı tarafından (—) tarihinde Yıldırım Han fethidir. Aydın Sancağı'nda Yıldırım Han Gazi evkafıdır.
Ve 300 pâyesiyle şerif kazadır. Nahiyesi 78 köydür. Kethüdayeri, yeniçeri serdarı, müftüsü, nakibüleşrafı ve ayanı eşrafı da vardır, ama dizdarı ve neferleri yoktur.
Kalesi Bozdağ'a bitişik Bahçederesi demekle bilinen yüksek bir dağın eteğinde yuvarlak şekilli, şeddadi, kârgir yapı büyük bir kaledir. Çepçevre büyüklüğü 8.880 adımdır. Ancak iç el olmakla kaleye muhtaç olmayıp viran olmaya yüz tutmuştur.
Ve 5 kapısı vardır: Evvelâ bayır tarafına Şeyh Sinan Kapısı batıya nazırdır, bir ağaç kanatlı kapıdır. Hergele Kapısı, Kula tarafında doğuya açılır. Tabahane Kapısı, Kirmasti Kapısı ve Alhadir Kapısı.
Bütün şehri bu kale içinde 24 mahalle ve 2.070 toprak örtülü mamur ve mükellef eski tarz evlerdir.
Ve 24 mihraptır ve (—) cuma hutbesi okunur camilerdir, ama bunlardan kalabalık cemaate sahip eski sultanlardan Sultan Yıldırım Bayezid Han Camii, eski yapıdır. Gerçi kiremitlidir, ama gayet sanatlı camidir. Avlusunda bir abdest havuzu vardır. Medrese de Yıldırım Han'ındır. Dersiamı ve talebeleri vardır. Âlimler arasında övülen dereceli medreselerdendir. Bu cami şehrin tam ortasında bulunup şehrin yüzü suyu olmuştur.
...
Ve bir tekke, bir medrese ve 16 mektep vardır, ama Yıldırım Han imareti harap olduğundan nimeti kesilmiştir.
Ve 2 hamamı var, biri Yıldırım Han'ındır. Ve çarşı içindeki Süğlün Muslı Paşa hamamıdır.
Ve 9 hanı vardır, ama Yıldırım Han'ınki kale gibi kurşunlu bir handır. Bedesten gibi bütün değerli şeyler orada mevcuttur. Bundan başka yolcular için kervansaraylardır.
Tamamı 800 dükkândır. Bazısı kapalı durur. Haftada bir büyük pazar olunca köylerden toplanan tüccarlar gelip bu dükkânları açıp alışveriş ederler. Ve 70 boyahane dükkânları vardır. Neftî boyaları meşhurdur.
Tabakhanesi de gayet meşhurdur. Bu tabakhane içinde akan ve Yıldırım Han Camii'ne, hamamına ve hanına akan âbıhayat sular tamamen Bayezid Han'ın hayratıdır ki 3 değirmen yürütür âbıhayattır. Bütün şehrin hanelerine sokak sokak akar içimi hoş sudur.
Suyu ve havası gayet güzel şehirdir, ama hâkim zulmünden biraz haraba yüz tutmuştur. Halkının yüz renkleri kırmızımsı olup mahbûb ve mahbûbesi Alaşehir'in elâ gözlü civanı diye meşhurdur. Halkı gayet zevk ehli, garip dostu salih adamlardır.
Şehrinin beğenilenlerinden, ince Denizli boğasısı gibi nazik pamuk bezi olur. Has ve beyaz balı, üzümü, armudu ve inciri çoktur. Ensesinde Bozdağ Yaylası'nın kirazı tam 6 ay bulunur.
Alaşehir mesire yerî: Bu şehrin güney tarafında ılıcalarla şehir arasında bir mesire ve dinlenme yeri vardır. Yeryüzünde benzeri meğer Konya'da Meram Bağı veya Malatya'da Azpuzu Bağı ola. Ama bu onlardan üstündür ki övgüsünde diller kısa kalır. Rum Arap ve Acem gezginleri içinde Alaşehir'in Hüseyin Pınarı Mesiregâhı diye meşhurdur. Acem hıyabanı koyağından nişan verir dinlenme yeri, hoş bir mekândır ki çeşit çeşit sofalar, havuz ve şadırvanlar var ki eski sultanların nazargâhıdır. Nice yerden âbıhayat suları var ki her biri cennet şarabına benzer selsebil gibi akıp şehir halkı bu dinlenme yerinde zevk ü safalar ederler.
Bu mahalde bir büyük çınar var ki her dalını üçer adam kucaklayamaz. Uzun dallardır ki kırkar ellişer zira uzunluğu vardır. Bu ağacın gövdesinin kalınlığı 2 sarık kuşatır. Çok iri, gölgeli ve Yaratıcı'nın hediyesi göklere baş uzatmış büyük ağaçtır. Bazı eğlence toplantılarında 5-6 bin adam toplanıp gölgesindeki hıyabanda gölgelenip içip eğlenip Hüseyin Pınarı'nda Hüseyin Baykara zevki gibi zevk edip çeşit çeşit fasıllar ederler. Böyle bir görülmeye değer büyük ağaç ve bir eski mesire yeridir.
Alaşehir ılıcası: Anadolu Eyaleti'nde meşhur kaplıcanın biri de budur. Bütün geçmiş sultanların nazargâhı bir ılıcadır. Şehre yakındır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗