Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiArafat Dağı Makamı
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Arafat Dağı Makamı

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Arafat Dağı Makamı

Evvelâ Arafat Dağı'nın güney tarafında 77 basamak düzgün kaldırım döşeli taş merdiven ile çıkılır bir yalçın kaya üzere Resulullah Sofası Makamı. Hazret-i Peygamber bu sofa üzerinde bütün hacılara hitabet edermiş. Hâlâ Mekke mollaları da bu sofa üzerinde hitabet eder. Ama minberi yoktur, beyaz deveyi kırmızı kınaya boyayıp deve üzerinde hitabet eder.

Bu hatip sofasından yokuş yukarı ta Arafat Dağı'nın sonuna kadar 170 ayak taş merdiven ile çıkılır. Bu mahal Arafat Dağı'nın ta en tepesidir ki orada Hazret-i dem ve Hazret-i Havvâ Makamı, yani Arefe kubbesi vardır, dem ve Havvâ bu kubbede buluşmuşlardır. 4 adet yapma direkler üzerinde yüksek nurlu bir kubbedir ve dört kemer üzerine oturmuştur. Dört tarafı kırmızı horasani kireç ile sıvalıdır. Kapısı ve minaresi yoktur. Dört tarafından girilir bir nurlu kubbedir. Batı tarafına yönelik kıblesi vardır, zira Arafat Dağı Kâbe'nin doğu tarafındadır. Onun için bu Arafat'ın kıblesi batıya doğrudur.

Burada Hazret-i dem mihrabında iki rekât namaz kılıp sevabını babası ruhuna bağışlaya. Hamd olsun Kâbe-i şerifin doğu tarafına geçip batı tarafına secde etmek nasip oldu. Mora diyarında ve Mağrip vilâyetinde doğuya doğru secde ettik. Tebriz ve Nahşivan'da güney tarafına secde ettik. Sözün kısası Mekke-i mükerremenin dört tarafında olan yedi iklimde seyahatte hissemiz olup doğuya, batıya, kuzeye ve güneye secde ettik, yine murat ve maksut Kâbe-i şeriftir.

Yine konuya dönelim. Bu Arafat Dağı üstündeki kıblenin mihrabında iki rekât namaz kılıp bu âyeti okuya: "( dem ile eşi dediler ki): Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, mutlaka ziyan edenlerden oluruz" [Kur'ân, A'râf, 23] deyip yalvarıp yakara. Zira bu duayı Hazret-i dem okumayınca yadırganmadı.

Bu yüksek kubbenin dışı çepçevre bir çeşit neftî taş kaldırım döşelidir, sanki bu kubbenin dört tarafı bir dehliz sofadır. Bu mahalde de batıya yönelik bir mihrap vardır ki ona Hazret-i Havvâ Mihrabı derler, bir küçük mihraptır. Bunda da iki rekât namaz kılıp şefkatli annesi ruhuna bağışlayıp Yâsin-i şerif okuyup,

"Es-selâmü aleyke yâ cebele'l-Arafat eşhedü ziyareteküm ve tavâfeküm” diye ve dua ede.

Her ne haceti var ise, isteye. Allah'ın emriyle dünya ve ahirete dair bütün hayırlı istekleri hasıl olur.

Arefe gecesinde bu nurlu kubbenin dört tarafını binlerce kandil ile süsleyip nur iken nur üstüne nur olup sanki fanus kubbe olur. O gece nice bin Kur'ân hâfızları orada hatm-i şerif okurlar. Bazı fukaralara sadaka verip ana-baba hakkı hukuku için hatm-i şerif okutmak gerek.

Gerçi bu Arafat Dağı alçak görünür, ama zirvesinden bütün dağlar ayak altında görünüp Arafat Ovası'nda ne kadar insan deryası olduğu ondan bellidir beyaz kefenli âdemoğlu denizi gibi dalgalanır.

Bu Arafat Dağı üzerindeki küçük taşları toplayıp "Filân kimseyi davet ettim yâ Rab, kabul eyle" diye o taşlardan veya topraktan bir küçücük yığıncık yığıp her yığın yığdıkça akraba ve taallukatlarından veya velinimetlerinden bir dostunu ayak üzere kalkıp Kâbe'ye doğru ismi resmiyle çağırasın, "Te'âlû te'âlû yâ fülân" diyesin. Allah'ın emriyle o davet ettiğin kimsenin Kâbe-i şerife gelmesi elbette mukarrerdir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗