Asi Hurma (Tebük)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Asi Hurma (Tebük)
Şam'dan Mekke-i mükerremenin yarı yoludur. Hacılar dönüşte Nablus paşası ve Aclun paşası sancaklarında olan timar ve zeamet erbabı ile 5-6 bin deve ile dolu meta, yiyecek ve giyecekleri ile bu mahalle gelip hacıların ihtiyaçlarını karşılarlar. Hacılar taze can bulup giderler.
Bu da Şam Eyaleti'nde yeni ve hoş bir kaledir. (—) tarihinde Nureddin Şehid yapısıdır. Zamanla harap olmaya başlayınca Sultan IV. Mehmed'den ferman çıkıp Nâşifoğlu yapmıştır.
Kalesi bir düz yerde bir yüksek kumsal tepe üzerinde dört köşe ve dört kuleli tek parça bir kaledir. Büyüklüğü 400 adımdır, ama hendeği yoktur. Kuzeye bakan bir demir kapısı vardır. Kapısı üzerinde çini içinde bu tarih yazılmıştır:
"Fî eyyamı Mevlânâ es-Sultan Mehmed Han ibn İbrahim Han medde zıllahu bi-sebebi tamiri Emin-i Defter-ı Dımışk Nâşifzâde Mehmed el-fakîr sene 1062."
Bu kale içinde bir Şam çorbacısı, 200 Şam yeniçerisi, topçu ve cebecisi, şahane şahi topları ve cebehanesi vardır. Toplam 20 oda, 1 cami, 1 küçük hamam ve 1 âbıhayat su kuyusu vardır. Kalenin batısında büyük bir bürke var, yerden kaynar, gayetle abıhayattır. Resulullah mucizesi ile doğmuştur, zira Hazret-i Peygamber buradan geçtiğinde halkı ticaret kervanına eziyet edip yiyecek ve içecekten bir şey vermeyince kervan halkı,
"Ya Muhammed Emin! Bu kavim bize yardım edip hurma vermezler" diye şikâyet ettiklerinde Hazret de,
"Hurmaları da kendileri gibi asi olup mahsul vermesin" buyurmuşlardır. Onun için Asi Hurma derler. Gerçekten de göklere baş uzatmış hurma ağaçları var ama mahsulleri bir çeşit iri asi hurmadır. Bir iri hurmadır ve çekirdeğinin içi boştur. Biberlik ve tuzluk yaparlar. Yiyen sersem olur. Ağaçlan diğer hurma ağaçları gibi uzun değildir, çatal çataldır. Yaprakları da başka çeşit olduğundan belde halkı bildiler ki Muhammed Emin beddua etti. Hemen,
"Ey Muhammed! Biz ettikse sen etme, zira sen âlemlere rahmetsin. Ailelerimizle geçimimiz kalmadı, suyumuz yoktur. Bize rahmet duası eyle" diye rica ettiklerinde ricaları kabul olup derhâl mübarek elleri ile bu kumsal yeri eşip 3 adet tatlı pınar çıkar ki hâlâ bütün hacılar ondan su içerler.
Bu temiz suyun ayağında baştan başa bağ, bahçe, limon, turunç ve ağaç kavunu hâsıl olur, her biri ikişer okka gelir lezzetli inciri olur. Kavunu ve karpuzu gayet sulu ve boldur, hacıları doyurdu. Bahçelerden aşağı ovası baştan başa verimli otluklardır.
Kaleden taşra 70-80 mahzen ve birkaç dükkânçeler vardır. Çeşitli zahirelerle doludur. Bunda da hacılar doyup fazlalıklarını bu kalede bırakıp bir saatten sonra borulara demler vurulup yola çıkıldığında yine paşa tarafından alay çavuşları kol kol "Hazır olun" diye tembih ettiler. Sağ ve sol iki kanat gibi İslâm askerleri hacıları ortaya alıp o karanlık gecede nice yüz bin meşale, fanus ve yel mumları ile aydınlanıp karanlık gecede âlem mehtap olup yeryüzü aydınlandı.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗