Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiAvend (Sehend)
BULUNAMAYAN YERLER

Avend (Sehend)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Avend (Sehend)

İlk defa Keyûmers'in Âvend adındaki ciğer-köşesi yaptı, isim verilmesinin sebebi; Abbasîler (—) tarihinde ortaya çıkıp İran ve Turana, Hindistan, Laristan, Moltan, Horasan, Belh u Buhara, Dağıstan, Şam, Mısır ve Habeş'e sahip olup Abbasî devleti alemler saldıklarında Tatar kavminden Hulâgu Han Moğol, Kumuk, Kaytak, Kozak, Bulgar ve Kılmalı kavimleriyle birleşip vurguncu askeri gibi derinti asker ile Acem diyarını vurduğunda Abbasîlerden el-Mustansır Billah'ın Sehend adlı bir yiğit veziri Âvend Şehri'nde hâkim idi. el-Mustansır Billah Sehend'e ferman edip bir kale yapmış ve Sehend diye ad konmuştur.

Ama yine Hulâgu Han harap etmiştir. Sonra yine imar olmuştur. Yapı talii akrep burcunda Merih-i mâî beytinde [evinde] bulunduğundan içinden harb ü kıtâl [savaş ve kırım] eksik değildir. Hatta 962 [1555] tarihinde Sultan Süleyman Han buyruğuyla İmâdiye Hâkimi Sultan Hüseyin bu Sehend Şehri yakınında olduğundan ansızın bu Sehend Şehri'ni basıp öyle yağmalayıp harap eder, ta taş üstünde komayıp öyle ganimet malları alır ki "Hâlâ İmâdiye ülkesi Kürtleri o ganimet mallarıyla zengindir" derler.

Buradan ılgar edip Kehrevân, Merâğa, Ucan, Tebriz, Kumla, Rumiye, Hoy, Menend, Tesûy, Salmas, Ordubâr ve tâ Nahşevan'a kadar İmâdiye hâkimi Azerbaycan ülkesini harap ve halkını kebap edip ganimet mallarının tamamını Süleyman Hana gönderir. Kendisi Sehend Şehri üzerinden İslâm imâdı [direği] olan yurduna girip durur.

Daha sonra Acem şahı ile İran ülkesi hanlarından ve sültanlarından Hamîs oğlu Hamza Sültan, Kertbay Sültan, Memi Can Sültan, Bayat beylerinden Seyfî Sültan, Can Apardı Han, Alî Sültan, Dünür Halife Sültan, Meymendî Sültan, Aları Gözübüyük Sultan ve nice yüz sültan hanlar ile cennet yurdu Bağdad şahı üzere asker çektiğini yine adı geçen İmâdiye hâkimi Sultan Hüseyin haber alıp Cizre, İmâdiye, Akra, Kârni, Hirun, Ispaird, Kesân, Şirvî, Müküs ve Hasankeyfâ beylerini ve askerlerini toplayıp bir gece içinde taht-ı Mâşa altından geçip şah ordusunu basıp bütün Acem'i kırıp kuvvet yaylarını yasıp, Hüseyin Han kılıcını arşa asıp, Bağdad’ı kuşatmadan kurtarıp yine zafer kazanarak bin deve yükü Kârûn hâzinesi ile İmâdiye'ye geri gelir. Sonra Süleyman Han kendine Musul Eyaleti'ni de bağışlar. İşin sonunda şah zorunlu olarak sulha razı olur. Daha sonra yine Sehend Şehri’ni imar eder.

Sehend Şehri'nin bugünkü imaretlerini bildirir
İmâdiye Dağları eteğinden bir merhale uzaklıkta Sehend Ovasında İrem Bağı'na benzer bir Âvend Şehri'dir, kalesi haraptır. Erdebil toprağında başka sültanlıktır ki 2.000 askere sahiptir. Kadı, müftü, daruğa ve kelenteri vardır.

Şehirde hepsi 3.000 adet ufak tefek evler vardır. Zira çok çok zarar verilmiş mağdur şehirdir.

Pek çok camilerinden Pir Budak Han Cami’ni bilirim, diğerleri malumum değildir. Ama minâreleri çok idi.

Hanı, hamamı, çarşı pazarı ve kahvehaneleri gayet süslüdür.

Akarsuları Sehend Dağı'ndan gelip Rumiye Gölü'ne giderken Seylân Nehrine karışır ve birlikte Rumiye Gölü'ne akarlar.

Ürünlerinden kızıl buğdayı, arpası, börülcesi ve pamuğu iyidir ama üzümü Akra Kürtlerinden gelir. Havası birazca soğuktur.

Bu Sehend Şehri'nin kuzeyinde Merâğa Şehri toprağı 3 menzildir ve Sehend Şehri, Şehrezûl Şehri ile ve İmâdiye Kalesi ile üç şehir sac ayağı bulunmuştur. Araları üçer merhale yerdir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗