Aya Mavra (Lefkada)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Aya Mavra (Lefkada)
Kalesi Rumeli kenarı ile Lefkada adlı bir ada denizinin arasında bir sığ ve kumsal deryada ada gibi karadan ağaç ve taş köprülerle geçilir kaledir, kaya üzere değildir, kendisi ve duvarları alçak yapılmıştır. (---) tarihinde Süleyman Han oğlu ll. Selim Han bu kalenin taşrasına yeniden bir kat İskender Seddi gibi bir kale daha inşa edince beşgen şekilli yontma taş bir savaş kalesi yapmıştır ki sanki Kahkaha Seddi'dir, şeddadi rıhtım tuğla ve horasani sağlam ve dayanıklı kaledir. Çepçevre büyüklüğü tam 1.500 adımdır. Duvarının boyu 20 arşındır ve 7 arşın geniştir ki ellişer ayak enli kalın duvardır.
Toplam 3 adet kapıları vardır. Evvela kalenin doğusunda göl tarafında Şehitlik varoşundan kaleye girerken hendek üzere asma makaralı köprüden içeri iç kaledir, ta Frenk yapısından kalmış bir kapıdır ki kuzeye bakar, iki kat sağlam üçer kat demir kapılardır. Taşra kale duvarı II. Selim Han'ın yapısı olup iki kat sağlam duvarlı kaledir. Bunun da bir kapısı kıbleye doğru açılır, dörder kat sağlam kapılar olup aralarındaki duvarlarda tamamen savaş aletleri dolu olup bütün bekçiler ve kapıcılar pür-silah bu kapıların aralarında gözcülük ederler. Ve bir kapı da küçük uğrun kapıdır, ama herkesin kapısı değildir. Bununla 3 adet kapısı var; ama ikisi açık caddedir.
Bu kale gövdesinin çevresinde 9 adet büyük tabyaları vardır ki her biri birer çeşit Yecüc Seddi'dir.
Ve fırdolayı 1.060 adet beden dişleridir. Nice yerde burçlar üzerinde karakolhaneleri ve bir yüksek mehterhane kulesi vardır.
Kale içinde toplam 200 adet kiremit ile örtülü beşer altışar kat kargir yapı kefere zamanından kalmış mamur evler vardır. Zira bu kale kuşatma ile alınıp berbat olmadan vere ile verildiğinden evleri gayet mamurdur. Ancak avlusuz, daracık, sokakları ensiz ve dar ve karanlık yolları var ama tamamı baştan başa beyaz taşlar ile döşeli pak kaldırımlı yollardır ki asla bahçeli evler yoktur.
3 adet mahalle vardır. İçkale Mahallesi ve Paşa Mahallesi ve Hünkar Mahallesi var.
Ve tüm sokak başlarında caddeye bakan evlerde mazgal delikleri olup kuşatma sırasında her evden düşmanlara tüfenk [343b] ururlar, gayet cebehaneli evlerdir.
Ve semender kaledir ki küçük büyük toplam 196 pare şahane ve uzun topları var. Cebehanesi, tahıl ambarları ve her evde su sarnıçları vardır.
Ve toplam 5 adet Cuma namazı kılınır kargir minareli camileri var. Evvela Hünkar Camii, kiliseden bozmadır. Ve çarşı içinde Eski Cami ve İçkale Camii var.
Geri kalanları 7 adet zaviyelerdir. Evvela hisarpiçe arasında 2 kat asma ağaçtan 2. kat köprülerden geçilip Lonca adlı mahal yerinde iki kapı arasında cami gibi bir yeni mescit yapılmış, gayet hoş mabetgahtır ama tahtadan yapılmıştır. Bu mescit kapısından taşra büyük varoş tarafına gidilir.
Kaleye Rumeli tarafından bir taş yapı köprü ile ve bir ağaç köprü ile girilir 3 yerden boğazlardır.
Ve kale içinde 1 adet medrese vardır.
Ve 2 adet sıbyan mektebi vardır.
Ve 1 adet derviş tekkesi vardır.
Ve 1 adet basık ve kirli hamamı vardır.
Ve 1 adet hancağızdır ama tertip üzere dükkanları yoktur.
Ve hisar içinde 6 adet çeşmeleri vardır. Bunlardan Ahmed Ağa Çeşmesi mükellef ve her dem akmaktadır. Tüm suları Lefkada Adası'ndan deniz içinden su kemerleriyle kaleye gelir.
Bu Ahmed Ağa Çeşmesi'nin tarihi böyledir:
Ol sehfi kanı Ahmedi hem-kam,
Etti bir çeşme hayli hoş-endam,
Stiline dedi Serveri tarih,
Cennetin aynı selsebil fi'n-nam. Sene 1028.
Taşra varoşun anlatılması: Büyük varoş kapısından taşra Lefkada Adası tarafındaki büyük varoşa ilk defa giderken kale kapısının batı tarafındaki hendek üzre 50 adım asına ağaç köprüyü geçip çepçevre tüm hendekleri deniz suyuyla ağzına kadar dolar, köprüden taşra büyük varoş bir düz kumsal pak yerde 300 adet kiremitli, avlulu ve yer yer bahçeli tamamı geniş evlerdir. 10 adet hanesi Müslümandır. Geri kalanları kafir evleridir. Ama hepsi tahta binalı olup asla kargir yapı evler yoktur. Serhad boyu olmakla kale halkı bu varoşta kargir yapı evler yapmaya engel olurlar, zira ihtimaldir, düşman gelip bu varoşu alırsa "Kargir yapılı evlerin içine düşman girip kaleyi metrise alıp zebun etıneyeler" diye düşünüp bu varoşta kargir yapı evler yaptırmazlar. Ancak çarşı içinde bir tahtadan yapılma cami vardır. Minaresi de tahtadır.
Ve toplam 100 adet dükkanlardır. Genellikle attar ve pabuççu dükkanları çoktur ki siyah Frenk pabucu dikerler. Mahkeme ve Kaptan Paşa kaymakamının sarayı buradadır.
1 tekke, 1 mektep, 1 mescit ve 2 adet hanları var, başka yapı cinsinden şeyler yoktur. Hatta bu varoşun iki tarafı, doğusu ve batısı sığ denizdir.
Bu varoş hemen bir ince dil gibi bir kumsal yerde 250 adım uzun bir burunda kurulmuş varoştur ki 4 adet çeşmeleri, 7 adet kilisecikleri ve 7 adet Rum portoyorozları, yani şehir kethüdaları vardır. Meyhaneleri gayet çoktur ki bütün kale levendleri gece gündüz davul ve zurna ile meyhanelerde içerler, bir saz söz ve hay huy hengamedir ki sanki Cezayir Vilayeti'dir.
Gerçekte yine bir amansız ada olduğundan gazilerinin her ettiklerine bakmayıp daima hoşgörülü davranırlar, zira bir alay mücahid gazi firkateci yiğitleridir ki tüm küçük büyüklerinin tavırları, davranışları ve bütün giysileri Cezayirli gibi başlarında kırmızı fes, parankona kırmızı göğüslükler, bağır yelekleri, muhattem ipek kuşaklar, bellerinde çatal bıçaklar, ellerinde balta ve nacaklar ve beyaz dimiler giyip baldırları çıplak gezip ayaklarına siyah fillar ve arkalarında nişaburnus, çeşit çeşit kaputlar ve kırmızı ihramlar ile gezip içip eğlenirler.
Ama bu Aya Mavra yol uğrağı yer olmamakla halkının garipleri diğer diyar halkıyla karışıp görüşmeleri yoktur, ama gayet cesur, yiğit ve yarar dilaver erlerdir ki bunlar Frengistan'ın gözlerine diken olmuşlardır. Bunların da dilleri Urumşaya çalıp düzgün Rum dili ve Frenk dili konuşurlar. Havası ağırdır, ada yerdir, her an gazileri firkatelere binip Dip Frengistan'ı vurup ganimet mallarıyla zaferle Aya Mavra'ya gelip gaza mallarını aralarında eşit olarak bölüşüp beş parasız kalıncaya kadar içip eğlenip yine sefere giderler. İşleri kazançları budur ama gayet musalli yiğitleri vardır.
Lefkada Adası'nın övgüsü
Lefkeda da derler. Rumcada Lefkada (---) (---) demektir. Bu Aya Mavra varoşunun kıblesinde bulunup dağlı, bağlı ve bahçeli, abıhayat sulu, suyu ve havası hoş adadır.
Ama bu Lefkada, Aya Mavra'nın [344a] kıblesi ve lodos tarafında bulunup 2 mil Aya Mavra'dan açıktadır. Ancak bir adam ayaklarını sıvayıp 2 mil sığ geçmesi mümkündür. Bütün halk Aya Mavra'dan Lefkada Adası'na yaya olarak 366 adet alçak gözlü su kemerleri köprüleri üzre yürüyüp Lefkada'ya varıp gelirler. Bu adanın büyüklüğü (---) mildir. Bunda da bağ bahçe hesapsızdır. Tüm Aya Mavra ayanlarının bağları buradadır, zira gayet verimli yerdir.
Lefkada varoşu: 700 adet kiremitli mamur hanelerdir ve tümü Rum keferesi evleridir. Yer yer dükkanları, 20 adet kiliseleri ve
.................. (1 satır boş) ...................
vardır. Ve gayet güzel ve dinlenecek yerleri çoktur.
Bu adada 20 pare mamur kefere köyleri var ki hepsi kaptan paşa hükmünde olup Aya Mavra kadılığı nahiyesidir ki tamamı Sudak bağı gibi mamur köylerdir.
Bu Lefkada'nın keşişleme tarafında bir tabii limanı var Portofigo derler. Rumcada incir limanı demektir. Gerçekten inciri cihanı tutmuştur.
Ve ağaçları arasından bir abıhayat su kaynayıp çıkar. Yaz ve kış suyu bulunur. Aya Mavra'nın suyu bu mahalden bir ince top menzili sığlık deniz içinden şeddadi kemer yapılar ile şehre su gider, Lefkada'dan beri 4 saatlik yerden gelir. Seyirlik büyük bir hayrattır. Kafir zamanından kalmış derler ama II. Selim Han kardeşi Sultan Cihangir'in malıyla bu kemerleri yapmıştır ki görmeye muhtaçtır.
Ve Lefkada ile kale arası sığ deniz içinde Pelama derler bir yerli kaya vardır ve adadan kaleye 3 yerden boğazlar vardır. Bunlardan da ağaç köprüler ile geçilir. Gerçi 3 adet ahşap köprülerdir ama asıl büyük boğaz kale dibindeki köprü altındadır. Diğer köprülerin altları ve başka yerleri sığacık denizdir ki kazıklar üzere sandukalar çatıp içlerini toprak doldurup kenardan Lefkada'ya gitmeye yol eylemişler.
Kale dibindeki boğazın asma makaralı ağaç köprüsü var. Kaçan gemiler geçerken köprüyü makaralar ile asarlar, gemiler, firkateler ve kayıklar beri öte geçip yine köprüleri ipler ile yerine indirirler. Ama bu köprü altından gemiler geçtikten sonra o göl gibi sığlar içinde eğri büğrü giderken sırıklar ile sığları yoklaya yoklaya gitmek gerek.
Ve dahi kalenin yıldız tarafında tabii bir liman daha vardır, Dimata derler. Büyük gemilerin varması mümkün yerdir. Bu limandan Preveze'nin kalesi yıldız rüzgarı üzere 9 mildir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗