Aya Moniya (Nea Moni) Manastırı
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Aya Moniya (Nea Moni) Manastırı
Dağlarda olan mesiregâh kiliselerin hepsinden mükellef ve mamuru şehrin güneyinde 2 saat uzak dağlar içinde Aya Moniya Manastırı görülmeye değer bir mamur kilisedir ki Kızılelma'da ve Beç tahtında İstif ani, Amsterdam ve Kaşa Şehri kiliseleri ola. Bu kâfirler hep birlikte var güçlerini harcayıp bir çeşit çiçek bahçesi, kuş bahçesi ve lâlezar yapmışlar, sanki Rum kayseri köşküdür. Zira bu Aya Moniya Kilisesi'ni Hazret-i İsa havarilerinden Şem'ün-ı Safâ yapmıştır. Kıblesi hâlâ Kudüs-i şerifedir, diğer kiliseler gibi doğuya değildir. Bir havari halifesi orada gömülüdür, ama ismini bilmiyorum.
Bütün Rumlar bu kiliseye gayet itibar ederler, bütün Hıristiyan milletlerinin ülkelerinden nice milyon mallar adaklar gelir. Bu kilisenin bin kadar papazı vardır. Ancak 200 kadarı bu kiliseye hizmet edip 770 papazı yedi krallık yerlerde parsaya gezip bol mal ve para toplayıp bu Aya Moniya Manastırı'na getirirler. Ve Keykavus mutfağına harcayıp nimetlerini konuklara ve Müslümanlara yedirirler. Her gece gündüz misafirleri vardır. Bütün nefis yemeklerinden başka sarnıçlarında kırk yıllık şarapları ve rakıları bulunur. Şehirden bazı dostlar baş ağrısına ilaç olsun diye hekimce içip sersemliği defederek baş ağrısından da kurtulur. Ama yeniden baş ağrısı yapar bir özge marazdır.
Her sene bu kilisede iki kere panayır olup yüz bin kefere toplanır. Bu günler tüm ümmet-i Muhammed gafil olmayıp hazır dururlar. Zira keferenin büyük toplantı günleridir. İhtimaldir ki,
"Bir alay kefere ve fecere şarap içip Sakız Şehri'ni işgale kalkışırlar" diye bütün Müslümanlar pür-silâh hazırlıklı gezerler. Ve hâkim tarafından içlerine gözcüler bile gider. Oraya varıp tadarlar ve saf şarapla sarhoş olup orada bir iki gece dîbâ ve zerbâf yataklarda Müslüman misafirler ve diğer kâfirler rahat uykusunda yatarlar.
Yeraltlarında nice milyon Mısır hâzinesi malları var ve dağlarında 40-50 bin koyun, keçi, at, katır ve sığırları var. Bağ ve bahçelerinin haddi sayısı yoktur. Evlâdı olmayan kâfirler bütün mallarını bu kiliseye vakfeder.
Kısacası gezip gördüğümüz yedi krallık kâfir memleketlerinde ve Rum kiliselerinde böyle bir ibretlik bina ve mal menal ile zengin güzel manastır görmedim ve görmedik derler, dünyaca meşhurdur.
Bunda olan mûğpîçe taptaze genç ve cehennem ateşini hak etmeyen saçlı, perişan kâküllü âşık-perest dilber keretseler var ki her biri Rum hizmetçisidir. Etek toplayıp konuklar önüne diz çöküp hizmet ederler. Bu beyt onların hakkındadır. Beyt:
Dünki gün kilsâya vardım komadı mûğzâd beni,
Ahdim olsun kollayam mahşerde İsa'ya seni.
Sözün kısası "Bu kâfir âyini olacak haneleri olduğu gibi yazıp anlatmaktan maksat ne ola ki?" diye soran kişiye cevap odur ki,
Bu dünyayı gezen hakir dikkatle yedi iklimin gezip gördüğüm yerlerde kâfiristandan mamur bir yer görmedim. Ve İslâm diyarı kadar harap yer görmedim. Kâfir ve müşrik fecereler batıl dinleri üzere can verip kiliselerini mamur ederler. Ve malından bir kızıl mangır yemeye İsvet Nikola'dan, Meryem ve İsa Peygamber'den korkarlar. Ama bizim ulema, suleha, hâkim ve mütevellilerimiz Allah'ın vakıflarını "Vakfiyesi vardır, ye demişler" diye vakıf malını yiyip giderler. Gezip dolaştığımız diyarlarda nice nice kere yüz bin hazineler harcanmış vakıf camiler ve mescitler harap ve duvarları toprak olup yatarlar. Müslümana layık olan bu mudur? Din gayretini gözetmeyip kefere kadar gayret etmeyip o güzelim mabethaneleri harap ettikleri için "Hani İslâm gayreti?" diye zalimlerin kulaklarına küpe olsun diye bu kiliseleri bu şekilde yazdık. Yoksa kâfirlerin övülmesi için yazılmamıştır, vesselam.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗