Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiAyntab (Gaziantep)
TÜRKIYE

Ayntab (Gaziantep)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Ayntab (Gaziantep)

Paşasının padişah tarafından hâss-ı hümâyûnu 24.513 akçedir. Bütün hâsları (—) subaşılıktır. Bunlardan senede cürm ü cinayeti, salb u siyaseti ve bâd-ı hevâsı ile adaletle 46 ve 50 bin guruş hâsıl olur. 5 bin akçede bir cebelüleri ile toplam 800 asker olup memur olduğu sefere gider.

Sancağında 9 serbest zeamet ve 119 tezkerelü timardır. Bunlar da kanun üzere cebelüleri ile 2 bin asker olup alaybeyisi ve çeribaşısı sancağı altında mevcut bulunmak şartıyla sefere giderler ve paşasının ordusunda konup göçerler.

Sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, dizdarı, (—) adet neferi ve müftüsü 500 pâyesi ile saçaklı abâyî taşır, nakibüleşrafı, ayanı eşrafı, mollası, imamları, hatipleri ve şeyhleri vardır ki bunda olan ulemâ bir diyarda yoktur. Ve 50 akçe şerif mollalıktır ve nahiyesi 107 adet köydür. Senede 12 bin guruş hâsıl olur.

Eyaletinde toplam (—) adet kazadır. Evvelâ Ayntab kazası, Telbeşer kazası ve Birecik kazası, doğu tarafında bir konak uzaktır.

...............(1 satır boş).................

Ayntab şehri toplam 32 mahalledir ve 8.067 toprak ve kireç örtülü mamur ve şenlikli hanedir.

Ve toplam 3.900 dükkânı olan çarşısı vardır. 2 bedesten var, ama Uzun Çarşı'sı ve Saraçhane'si düzenli yapılmış, üstleri örtülü kârgir, sağlam ve süslü dükkânlardır.

Ve tamamı 70 çeşmedir, onlara dahi ihtiyaç yoktur. Zira her haneden hayat pınarı nehirler akar. Her hanede bağ, bahçe, havuz ve şadırvan selsebiller akıp çeşit çeşit servi, çınar, salkımsöğüt, kavak, limon, turunç ve diğer meyve ağaçları ile süslenmiş İrem gibi bağlı bahçeli, şebekeli bostan ve gülistanlı bir toprakları geniş ve verimli bir şirin şehirdir. Daha önce 1058 senesinde gördüğümüzden beri 7-8 mahalle ve nice han, cami ve dükkân yapılmış, hamd olsun daha mamur olmadadır.

Şehri bir düz yerde ve bazı zemini yüksek bayırlar üzere kurulmakla suyu ve havası hoş büyük şehirdir.

Ve tamamı (—) adet handır. Ama bunlardan mükellef, büyük yapı Mustafa Paşa Hanı, Pekmez Hanı, Tuz Hanı, İkikapılı Han, Börekçi Hanı, Arasta Hanı ve Mustafa Ağa Hanı, nice hanlar daha vardır, ama meşhuru bunlardır.

2 imareti var, gelen gidenlere teklifsiz sofrası sabah akşam yıl boyu açıktır.

Kısacası mamur ve süslü yolları tertemiz şirin şehirdir. Sultan çarşısında yer yer Haleb tarzı kârgir yapılar vardır. Bu anlattığımız büyük varoş kale içinde değildir. Her sokak başında birer tedribe kapıları var ki her biri kale kapılarından sağlam ve korunaklıdır. Her birini birer kapıcı açar kapar. Ve her gece bütün sokakları kandillerle aydınlanıp bekçi ve gözcüler hazır olup uzun gecelerde subaşı bütün tabileriyle kol dolaşır.

Bu anlattığımız mamur şehrin tam ortasında bir kudret kayası üzerinde yuvarlak bir hoş iç kale vardır ve gayet sağlamdır. Hendeği kenarınca çepçevre büyüklüğü 1.300 adımdır. Hendeği 40 arşın enli ve 20 arşın derin kesme kaya hendektir. Hendek içinden ta kalenin temeline kadar kaplumbağa gibi münharif eğri binadır. Her taşı fil gövdesi gibidir.

Bu kalede çepçevre 26 kule vardır, her birinde birer mimarlık sanatı icra olunmuştur. Ve toplamı 1.001 bedendir. Bu kalenin temeli altında kesme kayalar içinde çepçevre kaleyi kuşatmış hendeğe bakan mazgal delikleri vardır ki hendek kenarında kuş kondurmaz.

Bu kalede ancak batıya bakan bir kapı vardır ama yedi kat demir kapıdır. Her bir kapısının arasında cenk için çeşit çeşit demir aletler; demir asma kafesler; paçarızlar ve boy boy saçma toplar vardır. Bu kapı araları savaş aletleri ve silâh çeşitleriyle süslenmiş ve kale neferleriyle donanmıştır. Serinlenecek bir havadar yerdir. Ve hendek kenarında olan iki kat demir kapı üzere beyaz mermerde iri yazı ile:

"Lâilâhe illallah Muhammedün Resûlullâh, Allâhümme salli alâ Muhammedirı erham Ebû Bekra ve Ömera ve Osmane ve A li ve ummira hâze'l-bâbu f î eyyâmi Sultan Süleyman Han ibn Selim Han, tarih fî şehri Muharremü'l-harâm sene hams ve sittîn ve tis'a mie" [965] yazılmıştır.

Bu kapıdan içeri 100 adım hendek üzere köprüden geçince ana kale kapısıdır, onun kemeri üzerine yazılan tarih budur:

"Emera bi-imâreti Mevlânâ es-Sultânul-melik Ebû'n-Nasr Kayıtbay azze nasruhu sene sitte ve semânîn ve semâne mie min hicreti’n-Nebeviyye” [886] yazılıdır.

Hendek içine bakan 4 büyük kule vardır, onların da iri yazılarla tarihleri var. Her birini birer padişah inşa eylemiş. Yazılmaları sözü uzatmak olur

Ana duvar kapısının önünde asma kepenkli tahta köprü vardır. Her gece bekçiler makaralar ile çekip kapıya siper ederler. Bu mahalden aşağı hendeğe bakmaya insanın ödü patlar.

Bu kapıdan içeri yokuş yukarı bir kat demir kapıdır. Ondan içeri yine yokuş yukarı bir karanlık yoldur, o mahalde zindanı geçip sol tarafta bir parmaklık çekilmiş kemer altında Hazret-i Muhammed-i Gazali medfundur. Onu geçince bu kale içinde 40 hane, 1 cami, 1 hamam ve birkaç buğday ambarı var, başka çarşı pazardan bir imaret yoktur. Tamamı aşağı şehirdedir. Ancak tüm neferler ile dizdar devamlı burada bulunur, sanki mahpustur. Taşra bağlara bahçelere ve top menzili yere gitse katlederler, eski kanun böyledir. Cebehanesi ve 70 pare topları vardır. Allah saklasın.

Sanki bu kale Haleb Kalesi'nin oğludur. Hemen öyle bir tepe üzerine yapılmıştır.

Böyle bir büyük şehre taze hayat veren abıhayat Sacur Nehri: Battal Öyük adlı yeraltından çıkıp bir kolu şehrin bağ bahçe, bostan ve gülistanlarına dağılıp sular. Bir bölüğü şehrin tüm çeşme, cami, imaret, medrese, hamam ve saraylarına dağılıp geri kalanı tabahaneden ve kale altındaki köprüden geçip kıble tarafına akıp Haleb şehrine gider.

Bu şehrin suyu ve havasının hoşluğundan halkının yüz renkleri kırmızıdır. Zira yazı yazdır, kışı kıştır, bol karlar yağar. O yüzden tüm çarşı pazarı taş kaldırım döşelidir.

Bu şehre "Arabistan'ın gelinciği" diye isim vermişlerdir. Hikmet ehli Arabistan hükmünde Halebü'ş-şehbâ civarında (—) (—) (—) halkı da öyle övünürler. Gerçekten 4. iklimdendir, Arz-ı Mukaddes hükmündedir.

Genellikle halkı Okçuoğlu harvânî kürkü, çuka ferace, elvan boğası giyip kavuk külâh üzere beyaz Muhammedi sarık sararlar. (—) (—) (—) keferesi yoktur.

Mahbûbe kadınları gayet çoktur. Hepsi ayaklarına sarı çizme giyip başlarına gümüşten sivri takke üzere beyaz çarşaf bürünürler. Gayet ehl-i perde edepli kadınları vardır. Ve çarşı pazarda gezmeleri gayet ayıptır.

Görenlerden duyarız, o derece zamane güzelleri var ki cihanı aydınlatan güneş gibi kadınları, güzellik sahibi, huri manzaralı, peri yüzlü, yıldız gibi parlak ve güzel kızları var imiş. Ve mahbûb dilberleri de haddinden fazladır.

Şirin şıraları içtiklerinden şirin sözlü, garip dostu, maarif erbabı, yumuşak huylu halkı vardır. Kahvehanelerinde bir muhabbet ve samimiyetle görüşüp konuşurlar ki diğer beldelerin insanları onlara imrenirler. Ve daima bağ ve bahçe ayş ü işret ederler. Çoğu da tevhid erbabı olup "yâ hû" deyip giderler.

Paşasının defterinde öşr-i sultanî verir 70 bin kayıtlı bağ vardır. Ve toplam doksan üç kere yüz bin ve kırk altı bin [9.346 bin] teyektir diye meşhurdur.

Bütün dört tarafında dağlar bağlardır ve halkı sağlardır.

Bu şehrin yiyecek ve içeceklerinden gayri beğenilenlerini bildirir: Evvelâ cihan süsü 40 elvan üzümü, nice kere yüz bin tulum pekmezi, bademli ve Şam fıstıklı şirin köfteri, bastığı ve bağrı bastısı nice kere yüz bin deve yükü Arap ve Acem'e ve Hindistan'a köfterini götürürler. Çeşit çeşit helvası bir diyarda yoktur. Bütün halkı şirin yediklerinden şirin söylerler. Ama dillerinde biraz pelteklik vardır. Ra ve kaf harfini tam olarak söyleyemezler. Limon, turunç, nar, incir, dut, şeftali, zerdali, kayısı, beyaz ekmeği ve yoğurdu meşhurdur. Elvan boğasısı, Ayntab eyeri, yay ve gedeleci meşhur olmuştur.

Nice cennet bağı gibi bahçeleri var ki yalancı fani cihanın İrem Bağı'dır. Bunlardan mamur ve süslü olan Musulluoğlu Bahçesi'dir.

Kısacası bu şehrin övgüsünde dil acizdir. Ancak yeryüzünde vilâyeti geniş ve sevimli, bütün eşyası beğenilen, ekinlikleri geniş, hayır ve bereketleri çok, nimetleri bol, akarsuları ve pınarları akıp çağlayan cihan şehri Ayntab'dır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗