Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiBaba Sultan Ziyareti
BALKANLAR & KAFKASYA

Baba Sultan Ziyareti

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Baba Sultan Ziyareti

Bir sivri kaya üzerinde iki adet yüksek ağaç bitmiştir. Bu Dede Sultan bu iki ağacın gölgesinde yatmaktadır. Yüce Allah'ın hikmeti yılda bir kere Tuna Nehri'nin bütün balıkları bu Baba Sultan Adası kenarına gelip öyle yığılırlar ki Tuna'nın iki fırkası çeşit çeşit balıklar ile süslenip balıkların çokluğundan Tuna üzerinde biraz balık yağı akar. Ta bu derece balıkların kalabalığı olup bu Baba Sultan'ı ziyaret ederler. Bu mahalde balıkların ziyaret günleri balık avcıları ve diğer insanlar balık avlamazlar ve balıklar da o günde asla insandan kaçmazlar. Nice balıkları ziyaretgâha varan dostlar ellerine alıp yine göz açıp kapayıncaya kadar suya korlar.

Bu mahalde hakir gördüm ki balığın dili yoktur, zira İstanbul peremesi ve kayıkları kadar müteferrika adlı moruya balıkları başlarını yedi başlı ejder gibi Tuna'dan taşra çıkarıp mağara gibi ağızlarını açıp su içtiklerinde ağızları içine bakıp gördüm, asla dilleri yoktur. Balığın su içmesi sudan dışarı başını çıkarıp rüzgâr içmesidir. Bu hususta balık da değirmen gibidir. Eğer balık dışarı çıkıp su yerine rüzgârı çok içerse ölür. İnsan da "... her canlı şeyi sudan [yarattık]...” [Kur'ân, Enbiyâ 30] iken suya girip suyu çok içerse boğulur, ama insanoğluna rüzgâr zarar vermez. Balıklara da su zarar vermez.

Şu mâhîler ki derya içre[dir] deryayı bilmezler,
Hem akıl âdem olan tehlike deryaya girmezler,
Benî âdem dahi ber içre asla rîhı görmezler,
Aceb sırr-ı Hudâ'dır kim bu sırra kimse ermezler.

Kısacası bu küçük ada Baba Sultan gönül erbanını ziyaretgâhıdır ki bütün Güvercinlik halkı her an pak toprağına varıp yüzlerini sürüp ziyaret ederler.

Bu pek kusurlu hakir de ziyaret edip, "Tereddüde düştüğünüz bir işte kabir ehlinden istimdâd ediniz" hadis-i şerifi üzere mübarek ruhlarından yardım talep ettim. Sonra yine Tuna Nehri gemisiyle aşağı aktık. Tuna'nın Güvercinlik boğazındaki göklere ulaşmış kayalarda nice kere yüz bin adet güvercin yuvaları olduğundan bu kaleye Güvercinlik Kalesi derler. Niceler bu kayalarda Eflâtun-ı İlâhî'nin güvercin topluluğu için tılsımı vardır derler, ama hakir tılsımını görmedim, yalan haramdır.

Acayip ve garip Tanrı sırrı: Bu kayalarda nice kere yüz bin güvercinin yuvalarında olan yavrularını ne yılan, ne çıyan, ne şahin, doğan, zağanos ve balaban kuşları avlamazlar. İnsanoğlundan da bir fert bu kayalara çıkıp güvercin yavruları almazlar, acayip temaşadır.

Bu Güvercin Kayası boğazının iki tarafı göklere uzanmış dar kayalardır, arasından Tuna Nehri öyle hızlı akar ki ok atsan suya ermez ve bütün gemiler de şimşek gibi şakıyıp geçerler. Ta bu derece dar boğazdır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗