Bargiri (Muradiye)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Bargiri (Muradiye)
Bir körfez uzun dere bitimindedir ki o dere Döndürme Nehri'dir ki ona Bend-i Mâhî derler. Bu küçük nehrin doğu tarafında yalçın kayalar üzere hayli yüksek kaya üzerinde beşgen şekilli Şeddâdî gibi büyük taşlar ile yapılmış sağlam bir kaledir. Çevresinde asla hendeği yoktur.
Kuzey yönüne bir demir kapısı vardır. Fırdolayı büyüklüğünü öğrenemedim. Kale içinde ne kadar hane olduğu da malumum değildir ama öyle süslü bir şehir değildir. Zira kalesi ve varoşu Osmanlı hükmünde değildir, Mahmudî Kürtleri elindedir. Kale dizdarı ve bütün neferatları Kürtlerdendir.
Beyinin hâssı padişah tarafmdan 300.000 akçedir. Timar erbabı 97 ve zeamet erbabı 7 adettir. Alaybeyisi ve çeribaşısı vardır. Savaş sırasında 3.000 Kürt askeri olup sefere giderler.
Osmanlı tarafından 150 akçe pâyesiyle âsumanî kadılıktır, ama nahiyeleri malumum değildir. Müftüsü, nakibi, kethüdayeri ve serdarı yoktur. Ancak bâcdârı ve subaşısı vardır.
Bu kaleye Bârgiri demesinin sebebi odur ki Azerbaycan padişahlarından Kılıç Arslan Şah bu sarp derbent kaleyi bir boğazda yapıp bütün gelip geçenler, her türlü tüccardan bâc aldığı için Bârgiri Kalesi yani yük alınır kale demektir. Bazılar Bârgir Kalesi, yani [246a] rüzgâr gelecek kale derler. Ama Kürtler Bavgir Kalesi derler.
Bütün Kürtleri şehbaz ve gazi Mahmudî kavmidir ki bunlarda olan küheylân ve taşdöğen kısa belli, öküz bilekli, dibek karınlı ve sumak burunlu, elma göz, etli, iri ve kesimi güzel Mahmudî mahbûbu atları olur ki diğer Kürtlerde böyle at olmazdır. Bend-i Mâhîsi'ndeki avlanan balıkları da beğenilir. Ama yapıları beğenilmez, güzel değildir. Ancak bir Ulucamii, bir Şeref Han Sarayı, bir hamamı, bir hanı, bağ ve bostanı ve yetecek kadar dükkânı vardır. Ama suyu, havası ve üzümü güzeldir.
Bârgiri Kalesi'nin fethi: Azerbaycan toprağında Ermen diyarından sayılıp 955 [1548] tarihinde Süleyman Şah’a kale içine sığınmış olan Kürtler itaat edip savaşsız kaleyi teslim ettiler. Hükümeti yine kendülere ihsan olunup Mahmudî beyi addolunur.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗