Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiBaruthane
BALKANLAR & KAFKASYA

Baruthane

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Baruthane

936 tarihinde Süleyman Han asrında Gazi ve (Mehmed Paşa oğlu Yahya Paşa oğlu) şehit Arslan Paşa yapısıdır.

Kalesinin şekli ve zemini: Tuna Nehri kenarında bir alçak zeminde yer yer alçak kayalar üzerinde temeli olan dört köşe ve taş kaledir. Dört köşesinde birer büyük kuleli, kıbleye bakan bir demir kapılı, toplu, tüfengli, mükellef ve mükemmel cebehaneli, başka dizdarlı, 300 adet kale neferatlı, bir oda barutçubaşı neferatlı, bir oda cebecibaşı neferatlı, kale dışında 20 adet hane ve bir zaviyeli, çarşı pazarsız bakımlı, sağlam ve dayanıklı kaleciktir. Çepçevre büyüklüğü 800 adımdır.

Bu kale içinde asla evli kimselerin haneleri yoktur. Hemen kale çevresinde duvara bitişik kârgir yapılı mahzenler ve baruthane çarkları olan işliklerdir, başka yapı yoktur. Kalenin bundan başka diğer yerleri gülistan, bağ ve bostan, kuşluk ve lâlelik bir gezinti ve dinlenme yeri kaledir.

Hatta Budin'in bazı maarif erbabı ve bazı kibarları bu iç açıcı yere gelip gezinirler, ama barut işliği işlerken hisar içine bir fert bu kaleye giremez ve bir hizmetçi bu kalede siyah barut korkusundan tütün adlı bid'ati içemez. Ama soğuk barut zamanı olmasa dizdardan nice ahbaplar izin alıp gezerler. Genellikle kadınlar bu kaleye gelip seyredip barut çarkları ve dolapları altından akan ılıca suyuna girip kırklanırlar, yani kırk kere yıkanırlar. Hatta kadın tayfasının yanlış kanaatlerince öyledir ki,

"Bir evlenmemiş, bâkire kızın bahtı açık olmayıp bir kocaya varamasa yahut bir avradın kocasıyla geçimi güzel olmasa veya bir kadının üzerinde uğursuzluk ve ağırlık olsa bu baruthane çarkı sularına girip kırklansa o kızın bahtı açılıp bir kocaya varır ve uğursuzların uğursuzlukları gider" diye o düşünceyle kadın kısmı bu suya her zaman girerler.

Siyah barut dolaplarının anlatılması: Kale yapıcısı olan merhum Arslan Paşa'nın zamanın seçkinleri iyi usta Macar esirleri var imiş. Nice çeşit sanatlar ile türlü türlü bukalemun gibi demirden, sindiyan ve palasanta ağacından seyirlik dolaplar yapar. Bu dolaplara ibretli 12 adet çark-ı felekler edip her çarkın önünde birer adet tunç havanlar edip bütün havan elleri de tunçtan ve demirdendir. Bu çark dolapları tamamen su çevirir. O su da ılıca suyudur ki başka bir kubbeli ılıcadır. O ılıcanın ayağı akarak gelip bu baruthane çarkların döndürür. Bu çarkların ve dolapların dönüp havanlar içinde havan ellerinin inip çıktığı ve gürültüsü bir temaşadır ki insan hayran kalır. Gerçekten de ibret verici bir seyirliktir ve gayetle keskin siyah barutu olur. Ancak yaz aylarında işlemezler, zira barutunun keskinliğinden birkaç kere bu baruthane tutuşup harap olmuştur, ama kış vakti ve bahar günlerinde işleyip keskin barutu olur. Elde edilen barutların tamamını iç kalede mahzende biriktirirler. Seyre değer bir baruthane işliğidir, vesselâm.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗