Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiBelgrad
BALKANLAR & KAFKASYA

Belgrad

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Belgrad

Evvelâ Belgrad Kalesi'nin isimlenin esinin sebebi, nice dilde Belkırad, bakımlı, donanımlı, sağlam ve taht merkezi olan kaleye ve şehre derler. Bu şehir işlek ve büyük bir merkez ve İrem Bağı olduğundan Belkırad derler, ama kötü renkli ve cengci Fireng kavmi bu kaleye Kaminkırad derler. Bazıları Belkırad derler. Ama Rum ülkesi serhadlerinde üç Belgrad şehri vardır. Biri Arnavutluk ülkesinde Arnavut Belgradı, hâlâ bizimdir ki Avlonya beyi tahtıdır. Biri Erdel diyarında Erdel Belgradı'dır. Gerçi kâfiristandadır, ama o da Mekke ve Medine vakfı olup Osmanlıya tâbi Erdel krallarının tahtıdır. Biri de Budin yakınında iki merhale Alman tahtı olan Ustolni Belgradımızdır. Biri de bu Belgrad'dır ki bütün beldelerde bunun ismine Tuna Belgradı derler ki Semendire Sancağı beyinin tahtıdır. Hatta öyle bir büyük şehirdir ki bütün İslâm padişahı ve kefere kralları arasında meliklerin hasret çektiği direkli İrem bağı gibi bir şehirdir.

Belgrad Kalesi zeminin şekli

Öyle bir yüksek yere kurulmuş ki Tuna Nehri ile Sava Nehri’nin bir yere toplandığı mahalde bir kayalı burun ucunda bulunmaktadır. Sava Nehri, güney tarafında tâ Bosna, Hırvatistan ve İslovin serhadlerinde Kırka Sancağı, Bihke Sancağı, Korpa Sancağı, Kosdaniçse, Odvina, Lika, Çemiçse kaleleri ve kâfirin Galya ve Dodoşka Dağlarmdan, Zirinoğlu, Beganoğlu ve Nadajoğlu kefereleri vilâyetlerinin dağlarından Sava Nehri toplanıp Raça Kalesi önünde Drin Nehri’ne karışır. Drin Nehri yine Bosna serhadlerinde Hersek Sancağı'nda Çemerne Dağından, Zagor'dan ve Oluk Dağlarından toplanıp Foça şehri içinde Tihotine Nehri ile bir olur. Oradan Ustikolona kasabasına, Bosna Vişegradı, Sirebreniçse kasabası, Valiva kasabasına ve nice köy ve kasabalara uğrar. Oradan İzvornik Kalesi önünden ve Beline şehri önünden akan Drin Nehri bu Sava Nehri’ne karışıp derya olarak Böğürdelen Kalesi'nden geçip Belgrad'ın aşağı kalesi burnunda Sultan Süleyman Kulesini döverek büyük Tuna Nehrine karışıp iki deniz birleşmesi olup ikisi derya olur. Tuna Nehri de Belgrad Kalesinin batı tarafından akar. İlk çıktığı Alman diyarında Alman dağlarından nice kalelerden sonra menhus Ungurus taht merkezi olan Beç Kalesine oradan Pojon Kalesi, Yanık, Komran, bizim Üstürgon Vişegrad, Vaç, Peşte, Budin, Ösek, Varadin, Islankamin ve Zümon adlı kaleleri önünden geçip Tuna Nehri adı geçen Belgrad dibinde Sava Nehri'ne karışır. Belgrad şehrinin kalesi ve varoşu bu iki büyük nehrin burnunda bir yüksek tepe üzerinde kurulmuş güzel kaledir.

Belgrad sağlam kalesinin şeklini bildirir

Bu hoş yapı ibret verici kale Sava Nehri ve Tuna Nehri kenarında tamamı 9 kat benzersiz kale, bölme bölme sağlam hisar ve mükemmel bir surdur ki aşağı kat kalesinden nice güçlü kuvvetli okçu yiğitler var kuvvetini pazuya getirse yukarı kaleye bir ok fırlatsa iç kaleye kaza oku güçlükle yetişir. Tâ bu derece yüksek iç kalesi vardır. Ve bu kalenin asla çevresinde bir eğimi yoktur ki böyle bir sağlam, dayanıklı gevher gibi bir kaledir.

Kalenin büyüklüğü ve şekli: Tamamı 9 kat bölmesi beşgen şekilli yapılıp fırdolayı çevresi 5.100 adımdır. 9 kat kale duvarlarının köşelerinde toplam 116 kule vardır ve bu 9 kat bölme hisar duvarları üzerinde 5.060 adet beden dişleri vardır, ama,

Aşağı kalenin özelliği: (—) tarihinde Fatih Sultan Mehmed bu kaleyi kuşattığında bu aşağı kale yok idi. Ancak Tuna Nehri kenarında dar küçük bir varoş idi. Sultan Mehmed feth edemeden dönünce bu aşağı kaleyi Milagoş Kral yeniden yapıp Belgrad Kalesi de fazlasıyla korunaklı hale geldi. Bu aşağı hisar 4 kat bölme sağlam sur ve 4 adet sağlam demir kapılar ile bezenmiş ve sarp kuleler ile süslenmiş dayanıklı hisardır. Evvelâ Baruthane kapısı, Iskala-i kebir kapısı, Iskala-i sağir kapısı ve Uğrun kapıcık. Bu aşağı hisarın 4 adet bölmesinde birbirlerine girer birer iç kapıları daha vardır. Bu 4 kat bölme aşağı hisar içinde toplam 400 adet tek ve iki katlı bağsız bahçesiz tamamı kiremit örtülü eski evler vardır.

Tamamı 5 mihraptır. Evvelâ Sultan Süleyman Han Camii, kurşunludur. Hacı Veli Camii, Küçük Hacı Veli Camii, bir adet Süleyman Han Hanı, bir adet Süleyman Han Hamamı, bir baruthane işliği, bir darphane ve Süleyman Han’ın büyük kulesi bu aşağı kalededir. Ve kale dışında Tuna Nehri kenarında büyük bir limanı var, 50 parça tiransa gemi alır. Padişah gümrükhanesi Tuna kenarında bu kale önündedir, ama,

Yukarı iç kalenin özellikleri: Bu kalenin de 4 adet kapısı vardır. Doğu tarafa Saat kapısı ki, aşağı büyük şehre işler. Bu mahalde bir saat kulesi var, çanının sesi tâ Sava Nehri aşrı [112b] bir konak yer Zümon Kalesinde duyulur. Ve bu saat kulesi köşesinden şehir aşağı kazancılar başında aşağı kaleye inilir uğrun kapı ki doğu tarafa açık demir kapıdır. Buradan batı tarafta Sava Nehrine inilir, güney tarafa açık küçük demir kapıdır. Bir kapı da aşağı hisara inilir merdivenli küçük kapı, kuzeye bakmaktadır.

Bu iç kalede toplam 200 adet hanelerdir, ama bunda da aşağı kale gibi çarşı pazar yoktur. Ancak burada da Süleyman Han Camii, saf çividi kurşun ile örtülü nur üstüne nur bir cami var, bir nazik düzgün ve uzun minaresi var ki büyüleyicidir. Hatta üstad Mimar Sinan bu ibret verici minare hakkında buyurmuşlar ki:

"Alman diyarında Ungurus tahtı olan Belgrad'da bu minare ile ustalığımı gösterdim. Ha hüner ki başka yapı ustaları böyle sanatlı bir minareyi ahşaptan yapsınlar" der. Tâ bu derece ince ve uzun Muhammedi ezan yeridir. Bu minare önündeki narin kale hendeği içinde Sokollu Koca Mehmed Paşa'nın bir âbıhayat çeşmesi vardır ki tarihi budur:

Gel beğim içmek dilersen dünyâda âbıhayat. Sene (—)

Bu iç kalede tamamen kale neferleri sakindir. Başka kimsenin olması yasaktır ki daima halkı mevcut olup dizdar ağa divanında pür-silâh hazır dururlar.

Bu anılan camiin mihrabı önünde Fatih Gazinin yıkıp gittiği bir kat şeddadî yapı duvar var ki sanki Nemrud ve Yecûc şeddidir. Küffâr bu duvarı bırakıp önüne hâlen mevcut olan duvarı yeniden çekmişler. Kale İskender şeddi olmuş, ama eğer içeride kalan eski duvarı, kadri yüce padişah fermanıyla ima etseler henüz Belgrad Kalesi bir kat daha olup Kahkaha Kalesi olurdu. Ancak bu harap duvar önündeki yeni duvar tam 30 ayak enli ve 80 Mekke arşını yüksek sağlam duvardır.

Bu duvar önünde hendek aşırı olan meydana At pazarı derler. O taraf hendeği kesme kaya amansız bir hendektir ki 80 arşın enli heybetli hendektir, ama o kadar derin değildir.

Narin Kalenin anlatılması: Bu kale Yukarı kalenin batı tarafı köşesinde gayetle sağlam olarak dörtgen şekilde kesme taş ile yapılmış başka iki kat bölme dayanıklı hisardır ki içinde dizdar, kale imamı ve müezzininden başka tek bir fert oturmamaktadır. Ancak bir zaviye, tahıl ambarları ve su sarnıçları vardır. Doğu tarafa bakan iki kat sağlam demir kapıları arasında dizdar ağa divanhanesi çevresinde olan duvarın yüzünde asılı cebe, cevşen, katlavî, tuğulka, ser-penâh, zırh, zereh-külâh, balta ve nacaklar, şiş, harbe, mızrak, tüfeng, ok-yay, kılıç, gaddâre, zemberek, gürz, salık, nobut, sopa, salma, gürz, siper-i zerîn ve nice bin bunun benzeri silâhlara dair kıymetli türlü türlü silâhlar ile bu kapılar arası öyle süslenmiştir ki Osmanlı devletinde benzeri meğer Bağdad ola.

Bu kapı önünde hendek üzerinde bir asma ahşap köprü var. Her gece makaralar ile çekilip kale kapısı önüne siper edip İskender şeddi olur. Ve her sabah bu kapı Süleyman Han'a dua ve övgü ile açılırken birer koyun kurban ile bu büyük kapı açılır.

Bu narin kalenin hendeği gayet geniş ve derindir. İç kale içinde bir kat iç kale ve hendekli kaleyi nadir görmüşüzdür. Eğer var ise bile böyle sağlam ve dayanıklı değildir.

Bu narin kale çevresinde 5 adet kurşun örtülü göklere doğru baş çekmiş yuvarlak ve sanatlı yüksek kuleler var ki sanki her biri İstanbul'da Galata Kulesidir.

Evvelâ bunlardan büyük Neboysa Kulesi, bu kuleden kâfir, "Udri Neboyse", yani "Korkma vur Türk'ü" dediği için Neboysa Kulesi derler.

Sonra Kızıl Kule, ondan sonra Kanlı Kule, bütün suçlu ve kardı olanları buraya koydukları için kanlı kule derler, sonra Zindan Kulesi, ondan sonra Şahin Kulesi.

Bu yazılan kulelerin içinde olan cebehane, silâh âletleri, mühimmat ve levazımat meğer Rodos Kalesinde, Bağdad Kalesinde ve Budin Kalesi'nde ola. Hatta I. Selim Han Mısır'ı fethettiğinde İskenderiye Kalesi'ne gidip Sultan Gavri, Sultan Kayıtbay, Sultan Kalavan ve diğer Mısır padişahlarının topladığı zer-ender-zer silâh, cebe, cevşen, kolçak zırhı ve tâlûtî tuğulkaları İstanbul'a getirmiştir. Süleyman Han da bu kaleye Allah emâneti edip ilk Cumayı kalede kıldıkta bütün Müslüman gaziler ile,

"Bu şehir mamur u âbâdân olup daima düşman şerrinden emin ola" diye hayır dua ettiklerinden hâlen bu şehir mamur olup düşman şerrinden kurtulup güvendedir.

Bu nâr in kalede 50 kulaç derin bir su kuyusu vardır ki çok derinde suyu vardır. Sava Nehri'ne lağım (kanal) ile gidip su gelir âbıhayattır. Aşağı kaleden de Tuna Nehrine gider lağım yollarından su alınır.

Narin kalede bir cehennem çukuru zindanı var ki sanki Gayyâ kuyusu, Kahkaha kuyusu ve Babil kuyusudur. Bu cehennem çukurlarına kefere zamanı ümmet-i Muhammedi kementler ile indirip [113a] dolap sapanlarıyla çıkarırlarmış. Üç bin adam alır kesme çakmak kayasıdır derler. Hâlâ bu kadar yüz yıldan beri kuşatma korkusundan bu kuyu darı ile ve kabuklu pirinç çeltiği ile doludur ki sanki tarladan henüz gelip ambara konmuştur, vesselam.

Ama taşra kat kalenin At pazarı köşesinde Tophane Kulesi sırasında bir dört köşe kurşun ile örtülü bir hayli mamur büyük bir kule var. O taraftan bu kaleye aslâ lağım etmek kabil değildir, zira yalçın kesme kayalardır. Ve o tarafın hendeği da gayet geniş, derin ve sarptır, ama aşağı kalenin hendeği yoktur. Zemine bir kazma vursan Tuna suyu çıkar ve bazı zaman duvarları Sava ve Tuna nehirlerine batıp durur. Bu taraflardan bir şekilde metris mümkün değildir.

Saat Kulesi ve kapısı önünde bir Havernak köşkü var. Bütün Tımışvar Ovası apaçık görünür. Ve dahi Sava Nehri 'ne bakan bir şirin kasrı var, bütün Zümon Sahrası açık seçik bellidir.

Bu kaleyi Süleyman Han Sırp kralı Ungur Kral elinden aldığında Sava Nehri aşırı balyemez toplar ile döve döve aşağı kaleyi viran etmişti. Sava Nehri üzerinde gemileri birbirlerine çatıp üzerlerine çitler döşeyip gemileri Sava ile akıtıp bütün gemiler kale dibinde o dar yerde kısılıp kalınca bütün Müslüman gaziler gemiler üzerinde dalkılıç yürüyüp önce kılıç ile aşağı kale feth edilmiştir. 4 haftadan sonra Yukarı Kale de kılıç ile feth olunca bütün gazilere Süleyman Han takke ile altın dağıtmıştır. Bu şekilde padişah iltifatı ile bu îrem bağı kale insan deryası olup bu kadar bin derya gibi asker üzerine bu büyük şehre 27 adet hâkim atamıştır.

Belgrad Kalesi varoşu imaretlerinin özellikleri

Bu büyük varoş Belgrad Kalesi’nin kuzeyi, doğusu, kıblesi, güneyi ve batısı taraflarını kuşatmış büyük bir varoştur. Ancak yıldız rüzgârı ve batı tarafı Sava Nehri ve Tuna Nehri'dir. Diğer tarafı büyük Bosnasaray şehri gibi kat büyük beldedir, ancak beşinci tarafında asla kale varoşu yoktur. Sava Nehri’nden Tuna Nehri’ne kadar derin bir hendek kesip bu şehir bir burun ucunda kalıp güvenli bir yer olmuş. Daha sonra Süleyman Han'ın duası bereketiyle bu şehir imar oldukça o hendeğin nice yeri şehir içinde ve nice yeri bağlar içinde kalmıştır. Hatta Çinili Hamam adlı yapı o hendek içinde yapılmıştır. Onun için hâlâ bu varoş çevresinde sur ve hendek yoktur. Ve böyle bir büyük ve işlek şehirdir ki savaş sırasında 10 bin adet seçkin silâhlı asker çıkar gayet ulu şehirdir. Sava Nehri ile Tuna Nehri arası şehir taşrasından tam 3.500 adımdır. Eğer kale ile Sava ve Tuna kenarında olan evlerin kenarıyla adımlanıp hesap olunsa belki 20.000 adım büyüklüğü ola.

Bu şehir içinde hemen 48.000 adet reaya, berâyâ ve sanat ehli fukaralar vardır. Gerisi askerî taifesi, a’yan, eşraf, âlimler, imamlar, hatipler ve ileri gelenler var. Haraççı ağa "Bu şehirde yirmi bir bin cizye haracdır" dedi. Bu derece âdemoğlu ile bezenmiş ve süslenmiş büyük şehirdir.

şehrin mahallelerinin sayıları ve isimlerini bildirir

Bu şehir 60 mahalledir. Sava Nehri kenarında 3 mahalle Kıptîlerdir, 3 mahalle Tuna Nehri kenarında Urum kefereleridir, 3 mahalle Sırp ve Bulgarlardır, bir Mahalle kale yakınında Yahudiler, ama 7 cemaat sayılır Karâyî Yahudileridir. Bir Mahalle Ermeni kefereleridir, ama Fireng ve Macar mahalleleri, balyoz ve konsolosları yoktur. Bunlardan başka tamamen Müslüman mahalleleridir ki şehrin seçkin yüksek, geniş, havadar ve açık yerlerinde tamamen ümmet-i Muhammed haneleri bulunmaktadır.

İman ehli camilerinin özellikleri

Tamamı 217 mihraptır, ama Cuma namazı kılınır selâtin, vezir ve ileri gelen camilerini bildirir.

Evvelâ aşağı kalede ve yukarı kalede Sultan Süleyman camileri kurşunlu selâtin camileridir ki yukarıda yerinde yazılmıştır. Sonra Ahmed Ağa Camii, Zeyneddin Ağa Camii, yukarıda Bayram Bey Camii, Eynehan Bey Camii, Durkud Bey Camii, Hâbil Efendi Camii, Çıksalın Camii, Hacı İbrahim Camii, İbrahim Çelebi Camii, Hacı Sâdık Camii, Kadri Beşe Camii, Mustafa Çavuş Camii, İdris Bey Camii, Bitpazarı Camii, Ferhad Paşa Camii, Hacı Nezir Ağa Camii, Hasan Ağa Camii, Hacı Sâlih Camii, Namazgâh Camii, Emir Haşan Ağa Camii, Hacı Pîrî Camii, Koskı Bey Camii, Tîr-i Bâlâ Camii, Hacı Halil Camii, Tabahane Camii, Abdülcebbar Efendi Camii, Fakir Hacı Ali Camii, Ova Camii, Kapucu Camii, Cin Ali Ağa Camii. İmaret Camii aşağı kalabalık çarşı yerinde olduğundan kalabalık cemaate sahip eski camidir. Gerçi kârgir kubbeler değildir, ama dört köşe harpüşte kubbesi, dehlizi ve yan sofaları üzeri tamamen mavi saf kurşun ile örtülü ruhaniyetli nurlu bir camidir, Süleyman Han vezirlerinden Yahyalı Gazi Mehmed Paşa gaza malıyla yapmıştır ki bu nur dolu cami Belgrad şehrinin yüzü suyudur. Hatta kıble kapısı üzere tarihi budur:

Giift Zeynî çü dîd târîheş
Ma ’bed-i ümmet-i Resûl-i mübîn Sene (—)

Hatta cülûs sahibi Müftü Abdürrahim Efendi müftü iken burada vefat edince bu camiin mihrabı önünde gömülmüştür ki kabrinin mezar taşında tarihi budur: (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—)

Sonra Şehitlik Camii'nin kapısı üzerinde tarihi böyledir:

Râh-ı hakka yapdı bir câmi-bülend
Hacı Muhyiddîn tacir hâliyâ
Zâ'ibî savt-ı bülend ile dedi
Fîhi sallû hamseküm târih ola Sene (—)

Sonra Hacı Ali Camii yüksek kapısı üzerinde tarihi budur:

Teemmül eyleriken güft-i Da’î dedi târihin
Aceb tarh-ı latîf olmuş hele bu câmi-i a la

Bu camiin diğer tarihi:

Dari'î Da’î dedi tarihin
Cami-i bî-bedel ü ferruh cây Sene (—)

Mümin mescitlerinin anlatılması

Tamamı (—) adet mahalle mescitleridir ki meşhur mamur ve donanımlı olan bunlardır:

Evvelâ aşağı hisarda 7 adet mescit var, ama isimleri malumum değildir. Sonra Yukarı Kale Mescidi, Narin Kale Mescidi, aşağıda Kaptan Mescidi, Kazıklı Mescidi, Dedezâde Mescidi, Hacı Hüseyin Mescidi, Kukulaktaş zaviyesi, Cânân Hatun Mescidi, Süleyman Han'ın Bölme hisar Mescidi, Büyük Bölmehisar Mescidi, Pazarbaşı Zaviyesi, Küçük Pazarbaşı Mescidi, Kesteneci Mescidi, Hacı Sücah Mescidi ve Musa Paşa Mescidi.

Malumumuz olan bu mescitlerdir ki nicesi kurşun kubbeli büyük cami olmaya layık ferah mescitlerdir.

Bu yazılan mescitlerin tamamı mahalleleri isimleridir ki 60 adet mahalle isimleri yazılmış olur.

Bu hakir Yukarı Kaledeki Süleyman Han'ın camiinde yüksek minareye 105 basamak çıkıp bu büyük şehre baktığımda 65 adet kârgir yüksek minare ve 77 adet kurşun örtülü imaretler görünmekte idi. Başka nice minaresiz mescit ve zaviye vardır.

Kervansaraylarının anlatılması: 6 adet gelen geçenlerin konakladığı han vardır. Bunlardan Büyük Çarşı içinde Sokollu Şehit Mehmed Paşa Kervansarayı, 160 adet tek ve iki katlı kârgir yapı, develikli, ahırlı ve haremli kale gibi demir kapılı kervansaraydır ki her gece kapıcılar ve bekçileri kapısında davul çalıp kapıyı kapatıp açarlar. Bu kapı üzerindeki tarihi:

Bu kârbânsarâya konan oldu hep revân. Sene (—)

Yazılmıştır.

Sonra aşağı kalede Süleyman Han Kervansarayı, bu da kale gibi kurşunlu demir kapılı gariplerin konukevidir. Sonra İmaret Hanı. Bu da insanlara misafirhanedir ki Yahyalı Mehmed Paşa Gazi'nin hayratıdır. Bir adam bir ay kalsa hiç bir şey vermeyip hayır sahibine dua edip gider.

Tüccar hanlarını sayısı: Hepsi 21 adet kara ve deniz tüccarları hanlarıdır. Bunlardan Yenihan, Bezzazistan Hanı, Arasta Hanı, Şehitlik Hanı, Çukur Han, Selvi Hanı ve Pazaryeri Hanı (—).

................(1 satır boş).....................

Ancak bunlarda kalanlar kira verir.

Garip bekâr hanları: Tamamı 7 adet bekâr odalarıdır ki zanaat ehli garibanlar kalıp kira verirler.

Bedesten çarşısının sayısı: Burada 3.700 sultan çarşısı dükkânlarıdır, ama bunlardan süslüsü Avrat Pazarında bedestendir. Gerçi kârgir ve demir kapılı kubbeli yapı değildir, ama çârşû-yı hüsn (güzellik çarşısı) namıyla meşhur olmuş bir şirin sultan çarşısıdır.

Uzun Çarşıda bütün sanayi ehli mevcut olup bir burası büyük caddedir ki uzunluğu ta Kapıcı Camiinden Balık Pazarına kadar tam 3.000 germe adımdır. Bütün Hint, Sind, Yemen, Belh u Buhara, Arap ve Acem'in değerli malları bu uzun çarşıda kolayca ve bolca bulunur,

Kazancılar Çarşısı, Balık Pazarı Çarşısı, Ortapazar, Bayram Bey Çarşısı, tabahanesi ve kahvehaneleri ve Küçük Pazarı da müzeyyen pazardır.

Bu şehrin bütün çarşı pazarları ve mahallelerinin caddeleri baştan sona balık sırtı gibi yumru beyaz ve yuvarlak kaldırım döşeli pâk şehirdir. (—) (—) (—) (—) (—) (---) (—) (—)

İnsanlarının yüz renkleri: Bu şehir halkının yüz renkleri genellikle kızıldır, zira kış memleketidir.

Genç güzellerinin özellikleri: Erkek ve kadını, özellikle Latin ve Sırp kızları gayet güzel ve hoş olurlar, ama oğlanları hoş değildir.

Hâl ehli, meczupları: Deli Yoro adlı bir divane, her an "Gitti kâfir (—) gün bırak Varat Kalesi'ni, alalım Arat Kalesi’ni, geçelim Sırat köprüsünü" diye bağırıp gezerdi. Yaradanın hikmeti o gün Varat Kalesi alınıp bu divane o an vefat etti.

Erkeklerinin giysileri: Bütün seçkinleri samur, atlas ve hârâ giyerler. Orta hâlli olanlar sade çukalar ve tilki nâfesi kürkler giyerler. Yoksulları yine çuka libas ve boğası kaftan giyerler. Bütün reaya şayak, kırmızı, beyaz abâ ve Boşnak kalpağı giyerler.

Kadınlarının giysileri: Genellikle çuka feraceler ve yassı başlı terpûş takke giyip yüzleri peçeli ve yaşmaklı edeplice gezerler.

İbret verici yapılarının anlatılması: Evvelâ Varat gazasına ordunun geçmesi için Hisarcık Kalesi yakınında büyük Tuna Nehri üzerinde 77 adet transa tombaz gemiler ile karşı Tımışvar toprağında Pançova adlı kaleye kadar bir büyük ahşap köprü yapılmıştır ki hiçbir eski padişah zamanında yapılmamıştır, uzunluğu 800 adım ve genişliği 50 adımdır. Gerçekten de seyre değer bir köprüdür.

Sonra ikinci ibretlik; Sava Nehri kenarında bir yüksek zemin üzerinde şeddadî kârgir binalar ile yapılmış mîrî ambarların ikisi de birbirine benzer tahıl ambarıdır ki, uzunlukları tam 300 germe adımdır. Bunların içinde olan bal, yağ, pirinç, buğday, arpa, peksimet, un, neft, katran, top gülleleri ve diğer mühimmat levazımatların hesabını Cenâb-ı Hak bilir.

Garip ve acayip yapı: Kalenin hendeği kenarında bir deve ahırı gibi parmaklık içinde bir tophanesi var ki burası balyemez, çultutmaz, delibalı, kundakkıran, şayka, kolumburuna ve şâhî darbzanlar ile doludur. Kâfir kalelerinden alınan Nemse, Fransa, Çek, Macar, Korol ve İsveç keferelerinin topları var ki her biri birer Mısır hâzinesi değer toplardır. Bunların denkleri meğer Kanlıja (Kanije), Egre, Boğazhisar ve Rodos'da ve Mısır İskenderiyesi kalelerinde ola.

Diğer ibretlik yapı Sava Nehri kenarında tophane işliği seyre değer ibretlik eserdir. Ve bir diğer ibretlik, şehir dışında büyük bir bina baruthanesi var. Başka ağalıktır ki 150 adet neferleri ve her sene biner kantar siyah barut döğüp elde ederler, ancak bütün çarh dolaplarını atlar çevirir, bir tuhaf acayip ve garip seyirliktir. (—) (—) (—) (—)

Mığdısî rahibi kiliseleri: Tamamı 9 adet ayin icra edilen kiliseler var. Rum, Ermeni, Sırp ve Bulgar kiliseleri ile Yahudi sinagogu var, ama Fireng ve Macar'ın kiliseleri yoktur. Kıptilerin ne mescit ve ne kiliseleri bir diyarda yoktur. Hemen kiminle karışırlarsa onun âdet ve inançlarına göre hareket edip o mezhepte oldukları için her sene iki kere haraç verirler.

Aydınlık hamamlarının anlatılması: Tamamı 7 adet hoş havalı hamamdır ki hepsi kurşun ile örtülüdür, zira kış şehri olduğundan hamam üzerinde kiremit ve kireç durmaz.

Evvelâ Yeni hamam: Sokollu Mehmed Paşanındır ki gayet mamur ve iç açıcı hoş yapı güzel bir hamamdır.

Sonra Orta Hamam, Süleyman Han'ın Hamamı, Çukur Hamam, Aşağıkale Hamamı basıktır, Behram Bey Hamamı ve Çinili Hamam gayet süslü iç açıcı hamamdır.

Bütün halkın yararlandığı hamamlar bu hamamlardır ki birkaçı çifte hamamlardır. Her an çifte hamamlara kadınlar girerler.

Çeşit çeşit tahıl ürünlerini bildirir: Sirem, Semendire, Baçka, Laşka ve Havale Kalesi topraklarında kırmızı, sarı, beyaz iri buğday, arpa, börülce, mercimek, kırah (bezelye) ve darı olur ki bu çeşit tahıllar meğer Anadolu'da Sivas ve Erzurum’da ola. Ama baklası, pirinci, susamı ve kendir tohumu olmaz, ancak çavdar, yulaf ve haldine adında bir tahılı olur, çok olup reaya ekmek ederler.

Sanayiinin seçkin ürünleri: Evvelâ Sava Nehri kenarında Çingene taifeleri demirden rezeli iskemleler yaparlar ki sanki gümüşten yapılmadır. Türlü türlü kalaylı demir çubuk üzengiler, ıskaralar, mârbendler ve bukağılar yaparlar. Kazancıları gayet yetkin ustalardır ki türlü türlü sanatlı sahan, tencere, baalbekîler, şerbet tasları, şebekeli buhurdan ve gülâbdanlar yaparlar ki Bosnasarayı kazancıları ancak yaparlar.

................(1 satır boş)......................

Erkeklerinin işleri ve kazançları: Bir sınıfı asker taifesi gazileridir, bir bölüğü tüccarlarıdır, bir zümresi hizmet ehlidir ve bir sınıfı bağcı ve bahçıvanlardır. Bir taifesi gemicilerdir ve bir bölüğü sanat ehlidir. (—) (—) (—) (—) (—)

Aşevi imaretleri: Ancak bir adet ziyafet evi imareti var ki aşağı çarşıdadır. Bütün fakir, yaşlı ve gençlere her gün iki kere nimeti karşılıksız dağıtılır. Bu hayrat cami sahibi Yahyalı Mehmed Paşa'nındır. Bayram Bey imareti kapalıdır. Nice tekkelerde imaretler var, ama dervişler içindir.

Yiyecek nimetleri: Bunlardan Belgrad baklavası, Anadolu, Rumeli, Arap ve Acem'de meşhurdur ki büyük düğün ziyafetlerinde kağnı araba tekerleği kadar bin kat güllaç, has un yufkasından tereyağı ve badem ile yapılır bir tür baklavadır. Yerde tandır içinde pişirirler, o kadar büyüktür ki fırına sığmaz ve bir baklavayı 300 adam yese doymaz. Tâ bu derece büyük, lezzetli ve kaimdir, ama üstüne bir penez akçe bıraksan baklavaya batar. İşte bu derece ince ve güzel baklavası olur. Ve bademli, tarçınlı, karanfilli ve safranlı lezzetli zerdesi bir diyarda olmaz. Mısır tavuğu saydıkları kırmızı hortum burunlu tavuk (hindi) kebabı, dolma tavuk kapaması, sazan balığı, mersin balığı fırını, beyaz Latin ekmeği, Zümon kaymağı ve yoğurdu ve (---) ( ...)

Yenen meyveleri: Evvelâ Münirî Efendi bahçesinde kırkar dirhem gelir sulu kameri kayısıları ve yüz dirhem gelir sulu şeftalileri olur. Gayet sulu üzümü, eriği, armudu, kiraz ve vişnesi, sulu kavunu ve karpuzu olur ve (—) (—) (—) (—) (—)

Can besleyen içecek türleri: Harâbât erenleri için kırmızı vişne şerbeti, müsellesi, hardaliyesi, poloniyesi (—) (—) (—) meşhurdur.

Cennet gibi Belgrad şehri külliyatı övgüsü

Evvelâ bütün iskelelerinde parka derler bir tür gemilerle çeşit çeşit balıklar gelir ki morina, mersin, çığa, uştuka, sazan, üsmük ve ismodik gibi balıklar gelir.

Özellikle tâ Hırvatistan serhadlerinde Bihke Kalesi, Kosdaniçse, Korpa, Odvina, Lika, Kıradişka ve İsfinar Kalelerinden beri Sava Nehri ile ve Drin Nehri ile İzvornik, Beline, Raça ve Böğürdelen Kalelerinden beri ve Karadeniz'den tâ Silistre, Uruscuk, Niğbolu, Vidin ve Sedd-i İslâm Köylüc Kalelerinden beri bu Belgrad Kalesi’ne yılda beş altı bin adet tiransa, parga ve tombaz gemiler gelip gidip gayetle ucuzluk ederler.

Hatta 300 dirhem hâs ve beyaz ekmek bir akçeye, 6 peneze koyun eti, 5 peneze kuzu eti, 3 peneze sığır eti, 3 okka gelir bir kaplıca yoğurt 2 peneze, 15 yumurta bir peneze ve bir arka yükü elma, soğan, hıyar, kabak, lahana, pırasa ve sarımsak birer penezedir, ama pirinç, kahve ve şeker pahalıdır, zira bu şehre Selânik 12 konaktır.

Araba ve develer ile Mısır, Şam, Trablus, Sayda, Beyrut, Akka, İzmir; Arap, Acem ve Hint metaları yılda 5-6 bin deve ve araba yükleri her diyardan gelip bu şehirde yük çözülüp yük bağlanıp bütün Macar, Leh, Çek, İsveç, Nemse, Bosna, Venedik ve İspanya vilâyetlerine yükler gidip gelmededir, zira bu şehir Rumeli'nin Mısırıdır ve halkı tamamen hesapçı bezirgânlardır. Nice bin adet halkı, bolluk ve ucuzluk şehir olduğu için diğer diyarlardan gelip kalmışlardır.

İmam ve hatip şeklinde adamları çoktur. Hepsi zevk ve şevk ehli, garip dostu, minnetsiz sofraları meydanda, kapıları açık adamlardır. Kış günlerinde Tuna Nehri donup on karış buz olduğu zamanlarda o buz parçası üzerinde yüz binlerce kızak ve araba geçip bâc u pazar harcı olmadığından o mahalde reaya ve beraya o kadar metalarını getirir, bol alış veriş olup Belgrad şehrinde öyle bolluk olur ki yoksulları zengin olurlar.

Bu günlerde bütün Belgrad halkı sobalı odalarında birbirine kırkar ellişer sahan yemek ve onar çeşit helvalar, tatlılar ve onar çeşit hoşaflar ile büyük ziyafetler çekip birbirlerine bölük bölük varıp gelip yiyip içerler. Eğer on çeşit helva ve hoşaftan biri eksik olsa yine o adama tekrar ziyafet ettirirler. Bu derece bolluk ve eğlence yeri bir mamur şehirdir.

Hâlâ Süleyman Han duası bereketiyle de günden güne âbâdân olmadadır. Zira bütün halkı Ganî ismine mazharlardır ki her sene beş alü yüz zengin adamları hacca gidip geldikte büyük bir alay ile götürüp getirirler ki, bu da bir diyara mahsus değildir.

Bu şehir halkında yalan ve dedikodu ayıptır. Hepsi dosdoğru dindar adamlar olduklarından son derece yaşlı, uzun yaşamış adamları çoktur. Hatta Süleyman Han fethinden kalmış adamlarla tanıştık. Ama kuvvetleri gitmiş, heyetleri yitmiş, ömür sermayeleri yüz yetmişe yetmiş, sohbet ve güçten kalmış tirit adamları var. Tamamı Hanefî mezhebinde pâk inançlı namaz kılar, mümin ve birleyici, dünyadan el etek çekmiş güçsüz yaşlıları var.

Ve dahi sim-beden ve nazik-endam kalplerin sevgilisi [116b] çocukları var ki söze gelseler güzel konuşur ve düzgün ifade ederler. Kadınlan Râbia-i Adeviye mertebesinde perde ehli, dindar ve güzel yüzlüdürler.

Yıldız gibi parlak kızları da gayet perhizkâr bâkire kızları var ki henüz her biri birer delirmemiş inci ve birer açılmamış goncadırlar. Güzel yüzlü ve hoş endamlı olup babalarından başka er yüzünü ve erkek sözünü duymamış kızları vardır.

Bu alçak ovadaki şehirde nice bin adet gülistan, sümbül ve reyhanistan Rıdvan cenneti gibi cennet bağları ve şebekeli bostanları var ki güllerinin, çiçeklerinin ve ağaçlarının hesabını Bağbân-ı Ezel ve Sannâ-ı Lem-yezel (Allah) bilir. Zira bu şehrin zemini bir geniş ve bolluk bereketli bir yerdir ki asla dengi yoktur demek olmaz, meğer Irak-ı Acem pâk toprağı ola. Zira Belgrad'ın geniş vilâyeti mamur ve daima halkı mesrur (sevinçli), ülkesi güzel, amber kokulu toprağı halk arasında değerli, ekinlikleri bol, hayır ve bereketleri çok bol, nimetleri taşkın, akarsuları coşkun akar bir şenlikli şehirdir. Allah korusun.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗