Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiBelkıscık  (Kyzikos) (Belkıs)
TÜRKIYE

Belkıscık  (Kyzikos) (Belkıs)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Belkıscık  (Kyzikos) (Belkıs)

İlk yapıcısı bizzat Hazret-i Süleyman'dır ki Yunan tarihleri, İsrâilî tarihler, Latin, Arap ve Acem tarihçileri hep birlikte "Hazret-i Süleyman yapısıdır" diye yazmışlardır, zira hâlâ yapı kalıntılarından da bellidir. Rum tarihçilerinin yazdıklarına göre Hazret-i Süleyman insanlara, cinlere, dev ve perilere emr edip Yemen şehirlerinde Sebe padişahının kızın perilere Hak emri ile getirdiği Sebe suresinde: "Andolsun (Kahtan oğlu, Ya'rub oğlu...) Sebe' (oğulların)ın oturdukları yerlerde de bir ibret vardır.- (O meskenler) sağdan soldan iki bahçe (ile çevrili idi.)" [Kur'ân, Sebe 15] âyetinin yorumunda Belkıs hikâyesi ve Sebe şehri harabında gördüğümüz üzere hâlâ pire, kehle (tahtakurusu), tahta biti, yılan, çıyan ve akrep olmadığı yazılan âyet-i şerif yorumunda açıktır. Sözü uzatmaya gerek yoktur. Hazret-i Süleyman'a Belkıs gelince, Belkıs:

"Yâ eminallah, beni Sebe şehri gibi /... (O meskenler) sağdan soldan iki bahçe (ile çevrili idi.) [Kur ân, Sebe' 15] şehrinden çıkarıp Antakya gibi taşlık yere getirdin. Tez beni bir suyu ve havası güzel yere götürün" deyince Rumeli diyarında hekimlerin şehri olan Atina şehri zeminini beğenip imara başlar, sonra Makedonya zeminini, yani İstanbul'u beğenip Sarayburnu’nda ve Ayasofya yerinde yapılara başladılar.

Sonra Karadeniz nihâyetinde Tarabefzûn, yani Trabzon yerinde yapıya başladılar.

Sonra yine Hazret-i Süleyman yele emr edip nice zeminleri seyr ü temaşa ederek Bursa zeminine gelip, Bursa, "Bulursa"dan galattır, orada Bursa şehrini Nuh tufanı kumu içinden çıkarıp Süleyman Nebî Bursa'da kışlar. Oradan bu Kapudağı zemininde bu Aydıncık adlı suyu ve havası güzel, hoş yeri beğenip Belkıs’ın isteğiyle bu Aydıncık’ı öyle imar ettiler ki 7 yılda insanlar, cinler, kuşlar, hayvanlar, devler ve periler çalışmadan dermansız kalıp direkli İrem bağları gibi bir büyük şehir olur. Hâlâ yapı kalıntıları Kapudağı boğazına ve Erdek sahralarına kadar ibret verici yüksek sütunlar, Kisrâ kemerleri ve çeşit çeşit kubbelerin hesabını Allah bilir.

Eğer harabelerinin özelliklerini yazsak başka bir ciltli kitap olur. Ancak şundan malum ola ki İstanbul'u, Kostantin, Fatih Sultan Mehmed, Süleyman Han ve başka padişahlar bu Aydıncık'da Hazret-i Süleyman yapılarının harabelerinden İstanbul'u imar ettiler. Hâlen bugün de türlü türlü ibretlik somaki, zenbûrî ve yerekanî direkleri ve başka renkli parlak, cilâlı ve yontulmuş taşları bu Aydıncık ve Erdek'den taşıyıp nice şehirler imar olmada.

Aydıncık şehrinin harap olmasının sebebi odur ki, Hak emri ile İskender-i Zülkarneyn Ye'cûc Şeddini yapıp dönüşte Karadeniz boğazını kesip, Rum Denizine Karadeniz'i karıştırdıkta Eski İstanbul ve Kay defa şehirleri battı. Bu Aydıncık da bir burunda bulunduğundan batıp Kapudağı burnu ile bu Aydıncık arası bir boğaz olup Kapudağı ve Bandırma bir adada kalıp Aydıncık beride kaldı. O zamandan beri harap oldu. Daha sonra Kütahya sahipleri Germiyânoğlu imar etti. (—) tarihinde Timur Han İzmir'i ateşe vurup Balat şehrini, Ayasuluğ şehrini ve Milas şehrini harap ettiği sene bu Aydıncık’ı da harap etti.

Sonra 735 [1335] tarihinde Orhan Gazi Rum keferesi elinden zorla, bilek gücüyle fethetti, Aydınbay Bey eliyle. Onun için Aydıncık derler, meşhur söylenişi odur, ama Yunan dilinde ismi Filvar Purgaz'dır. Hâlâ Anadolu Eyaleti'nde Hudâvendigâr Sancağı toprağında (—) hükmünde iyi mamur şehirdir ve şer'i hâkimi Karesi Kazası hükmünde 150 akçe pâyesiyle şerif kazadır.

Nahiyesi (—) adet köylerdir. (—) Müftüsü, nakibüleşraf vekili, dizdarı, kethüdayeri, emini, bâcdârı ve muhtesibi vardır, zira işlek iskeledir, ama Boğazhisarlar yakın olmak ile dizdarı, neferatları, cebehaneleri, nazik topları aşağı hisarlara kaldırılmıştır. Bu kale iç elde kaldı ve ihtiyaç da yoktur.

Aydıncık şehri kalesinin özellikleri: Evvelâ deniz kıyısında mükemmel un, buğday ve diğer meta mahzenleri var, ama şehri ve kalesi deniz kıyısından yarım saat uzaklıkta yüksek bir yerde denize bakan bir bayırlı yerde beşgen şekilli şeddadî taş yapı güzel bir kaledir, ama o kadar geniş değildir. Ancak Bursa Kalesi taşı kadar temel taşları birer oda kadar ve hamam kubbesi kadar taşlardır ki acayip ve garip köhne yapı bir yüksek sur, seyre değer sert taşlardır ki görenin aklı geder. Gerçekten de devler yapısı olup Belkıs'ın eski taht merkezi olduğuna alâmettir. [88a] Sanki Şam Eyaleti'nde Bekâ Ovası'nda Baalbek Kalesi ola yahut Ayasuluk Kalesi yapısı ola. Tâ o derece ibret verici sağlam kaledir. Çepçevre büyüklüğü (—) (—) ve hisar içinde (—) (—) (—) (—) (—)

...............(1 satır boş).....................

Bu yapılara insafla ile bakan aydınlık gözleri kamaşıp şaşırır ve hayran olur.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗