Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiBeşiktaş
İSTANBUL

Beşiktaş

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Beşiktaş

Eski zamanda bu şehir kefere elinde iken ismine "Kuna Petro" derlerdi. Yani "Taş beşik" demektir. Sebebi odur ki bu şehir zemini ormanlık ve ağaçlık iken Yaşka adında bir rahip burada büyük bir kilise yapar. Anılan rahip, Kudüs-i Şerif'te Hz. İsa'nın doğduğu Beytüllahm adlı yerden Hz. İsa'nın bebekliğinde ilk defa yıkandığı taş tekneyi getirip bu Beşiktaş'taki kilisesine koyduğundan Rum dilinde Beşiktaş ismiyle meşhur ve mamur olmuştur. Bu rahip öldükten sonra anılan taş beşiği Herakloğlu İlya adlı kral Ayasofya Kilisesi'nin sağ tarafındaki kata koymuştur ki hala ziyaret yeridir. Hala onun için Müslümanların dilinde bu şehre Beşiktaş derler. Halen mamur olmadadır, zira suyu ve havası gayet tatlıdır. Deniz kenarında, geniş sahalarda alçacık bayırlar üzere kat kat bağlı ve bahçeli, avluları geniş altı bin hanedanlar, yalılar ve diğer evlerdir.

Müslüman mahallesi, Ermeni mahallesi, bir Rum mahallesi ve bir Yahudi mahallesi vardır.

Mamur hanedan yalılarından Kaptan Cafer Paşa ve Kaptan Kasım Paşa yalıları, ikişer yüz odalı, üçer hamam, birer camili büyük saraylardır. Baba Süleyman Ağa Yalısı, Minkarizade Yalısı Ali Efendi Yalısı, Azmizade Yalısı, Defterdar Emin Paşa Yalısı, (---) Frenk Mustafa Efendi, Hafız Ahmed Paşa Yalısı, Kaya Sultan'ındır. Osman Usta Yalısı, Meliki Kadın, Çelebi Yalısı, Mütevelli Mustafa Efendi Yalısı. Nice yalılar daha vardır ancak bu yalılarda padişahlar gelip yemek yemişlerdir.

Osmanoğulları bahçelerini bildirelim

Önce Dolmabahçe: Önceden bir küçük servili bağ idi. (---) tarihinde Sultan Osman fermanıyla bütün Osmanlı donanması, bütün tüccar gemilerinin sandalları, filika ve fırkateleri, İstanbul'un 20.000 pereme, kayık ve mavunaları bütün gemilerini taşlar ile doldurup Dolmabahçe önündeki denize dökerek bir liman gibi bir boğaz iken tam 400 arşın denizi doldurdular ve ismine Dolmabahçe dediler. Büyük bir meydan oldu ve Osman Han cirit oynar idi. Sonra o sahayı bahçe ettiler. Yavuz Selim'in bir köşkü ve bir havuzu vardır. Başka yapı yoktur. Ancak bunda da Tanrı işi uzun boylu büyük serviler var ki anlatılmaz. Başka bahçe ustası, 200 nefer şehbaz bostancıları vardır. Deniz kıyısı derin olup lodos rüzgarı dalgaları harap etmesin diye meşe ağaçlarını denize kakıp beşik beşik ederek ağzına kadar taş ile doldurarak sağlamlaştığından Beşiktaş derler. Ancak bu yapılmadan bin yıl önce bu şehrin ismi Beşiktaş idi.

Beşiktaş Bahçesi: (---) tarihinde Bayezid Han zamanında (---) Paşa Yalısı idi. Daha sonra padişahlara geçip cennet benzeri bir İrem bağı oldu. Deniz kıyısında kat kat sayısız bahçe ve balkonlarla bezenmiş bir saraydır, ancak o kadar geniş değildir. (---) Han burada doğduğu için daima burada gezinti yapardı. IV. Murad Han, Nef'i Efendi'nin hicivlerinden Siham-ı Kaza'yı okurken Murad Han'a gök kazası yıldırım isabet edince elindeki Siham'ı denize atıp şaşakaldı. Gayrı bu bahçeye ayak basmadı. Daha sonra Bayram Paşa'ya Nef'i Efendi'yi boğdurdu.

Civankapıcıbaşı Bahçesi: Ağaçlık bir bağdır.

Kazancıoğlu Bahçesi: Bu yalı da padişahlara intikal etti. Murad Han Kaya Sultan'a bağışladı. Seyre değer bir yalıdır. Bunda iki katlı bir şadırvan var ki bütün dünyada öyle sanatlı fıskiye yoktur. [135a]

Bu yalılardan başka şehir içinde Kiremitçizade hanesi, Küçük Çavuş hanesi.

..................... (1 satırlık yer boş) .........................

Acayip hanedanlardır, sahipleri ayan ve kibardır. Bu şehrin halkı gayet zevk ehlidir. Temiz kalpli, hal ehli ve dindar kimseleri vardır. Çoğu "Kazananı Allah sever" deyip bağcılık ederler. Çeşit çeşit ehl-i sünnet elbiseleri giyerler. Halkının çoğunluğu Anadolu tarafındandır. Ancak nebtiz şehir oğlanları vardır. Beşiktaş'ın erkek ve kadın güzelleri taş yüreklilerdir, kimseye merhamet yüzünden bakmayıp eğri bakarlar. Gariplere hoş davranmazlar. Halkının nimetleri birbirlerine boldur. Onunla meşhur bir kavimdir.

Bu kavmin hakimleri, şeriat tarafından Galata mollasının naibi, muhtesib naibl, muhtesibi ve subaşısıdır. Deniz kıyısında bostancıbaşı ve Beşiktaş bahçesi ustası hükmeder, gayet mazbut şehirdir. Gerçi Galata gibi bu şehrin kalesi yoktur ancak gayet güvenli bir şehirdir.

Hayreddin Paşa Medresesi: 40 adet sıbyan mektebi ve bir darülkurrası vardır, ancak darülhadisi yoktur. İskelebaşı'nda gelen giden yolcuların konaklaması için bir kervansaray vardır, zira Osmanlıların Anadolu tarafında bir seferi olsa bütün Rumeli askeri bu Beşiktaş'tan karşı tarafa nice bin gemilerle Üsküdar'a geçerler, işlek bir iskeledir.

Üç hamamı var. Dere Köprüsü başında (---) hamamı, Cami-i Kebir yakınında (---) hamamı, Yahya Efendi yakınında ( ---) hamamı. Bu hamamlardan başka 190 saray hamamları vardır.

Sebilhaneleri ve tatlı su çeşmeleri vardır. Yahya Efendi Çeşmesi'nin tarihi:

(---) tarihi bu inşalar olsun
Kanup içenlere sıhhalar olsun. Sene 945 [1538).

Yetmiş kadar dükkanları vardır. Şehrine göre dükkanları ve çeşmeleri azdır. Ancak her evde ve bostanlarında binlerce tatlı sulu su kuyuları vardır. Hatta Temmuz ayında Galata şehrinin suyu az olduğundan nice bin kayıklar ile bu Beşiktaş kuyularından Galata'ya su taşıyıp Galata halkı susuzluklarını giderirler. Ta bu derece Beşiktaş'ın tatlı suları vardır.

Yiyecek ve içeceklerinin övülmesi: Bostanlarında olan sürahi dolma kabağı, lahanası, ekşi dutu ve yalılarında çeşit çeşit balıkları meşhurdur. [135b]

Beşiktaş mesire yerleri: Öncelikle bütün yalıları mesire yerleridir, ancak halka ve yüksek tabakaya mahsus olan (---) bostanları, öz öz cennet bahçesine benzer 160 adet bostanlar ile meşhur olmuş şehirdir ki her biri güllük, gülistanlık, sümbül ve reyhan ile dolu cennet bahçesi bağlardır.

Yahya Efendi Mesiresi: Geniş bir tepe ve yeşillik dere içinde asla güneş etki etmez büyük çınarlar, salkımsöğütler, sakız ağaçları, servi ve Rum cevizi ağaçları ile süslenmiş bir vadidir. Hayır sahipleri, her akarsuyun dibinde birer yeşillik sofalar yapmışlardır. Sarıasma, karatavuk, ishakkuşu, ispinoz, filorina, baştankara, bülbül-i bednam ve bülbül-i nik namın (güzel bülbülün) feryat ve inleyişleri gezintiye çıkanların canlarına can bağışlayıp dostlar taraf taraf sohbet ederler, eski bir dinlenme yeridir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗