Bolatkay Aşireti
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Bolatkay Aşireti
Sihakoşa Nehri kenarında 300 evli kale gibi etrafı avlu duvarlı pişkövdür, yani bey tahtıdır. Bu vilâyet sahibine Bolatok oğulları derler 7 kardeşlerdir. En büyüğünün adı Çerkez dilinde Sihadok'tur, ondan küçüğü Elbozdı'dır, sonra El-mirza'dır, ondan küçüğü Bazruk'tur, ondan sonraki de Batok'tur.
Bu Çerkez vilâyetlerinin âdetleri odur ki oğlu doğsa misafirinin ismini oğluna kor, misafiri ister Müslüman, ister kâfir olsun. Bu anılan 7 adet kardeş 100 adet mamur köye sahip bin silâhlı seçkin askere maliktir.
Bütün Çerkez boyları içinde bunlar cesur ve yiğitlerdir. Düşmanları gayet çoktur, ama yine hep galiplerdir, zira yerleri sarptır. Burada Han, El-mirza'nın evinde konuk olup hepimizi kıran kıran (ev ev) konuk verdiler. Ertesi gün bütün bu Bolatkay kavmi silâhlanıp Han üzerine baskın şeklinde gelip bir saksağan kuşu şamatası edip sanki rica yollu Mehmed Giray Han'ın üçüncü oğlu Canbek Giray Sultan'ı Han'ın elinden çağırta çağırta alıp,
"Biz besleriz, biraz bizde dursun, efendimizdir. Belki zamanla han olup bize iyiliği dokuna" diye şehzadeyi alıp dağlara götürdüler.
Ne çare, Han da tacı tahtı, rahtı bahtı elinden alındığına üzülürken bir oğlu da gidip Han ağlayarak kaldı. Çerkez kavmi şehzâdeyi aldıklarına dünya kadar sevinip bir yaylım tüfenk kurşunu atıp şenlikler edip,
Yarada varada vas varada,
Tine tiye ata hırı vas varada.
türkülerini çığırarak izzet ikram ile sultanın yoluna 120 koyun kurban edip sultanı götürdüler. Zira " demî kavminde Çoban Giray oğulları var, bizde de Mehmed Giray Han oğlu olsun" düşüncesiyle sultanı isteyip aldılar kim dostluğa sebep olup "Belkim giderek han ola" ümidiyle şehzâdeyi aldılar.
Selim Giray Sultan burada Han'dan izin alıp Der-i Devlet tarafına dönüp saadetli padişaha gitti.
Bütün Şirin beylerinin geri kalanları Şeremet taburunda alman Moskov vezirlerini ve kaptanlarını Han elinden zorla alıp Kırım'a dönüp gittiler. Fakir Han da bunlara el kaldırıp,
"İlâhî sen Yaratıcı Padişah'tan dilerim ki yakın zamanda benim gibi bunlar de evsiz barksız kalıp..." beddualar etti. Hakir yine teselli verdim, ama bu kere Han 100 adamla kaldı.
Bu Çerkez'de de akçe pul yoktur. Tüm mallarını değiş tokuş ile geçinirler. Aralarında bir çeşit bölme adıyla bir hesap vardır. 400 akçe değer bir şeye bir bölme derler. Bir guruşluk şeye üç bölme der, bu hesabı ederler. Bir ata, bir sığıra ve diğer hayvanlara bir baş, iki baş derler, ama bir esir oğlana ve kıza yüz baş ve yüz iki yüz bölme hesap ederler. Alışverişlerinde altın ve guruş akçe olmadan bir acayip pazar ederler. Gayet ucuz ve bolluk yerdir.
Üç gün burada büyük ateşler yakıp eğlendik, Han'a çok hediyeler verip ziyafetler ettiler, ama ekmekleri yine pastadır, yani darı lapasıdır.
Yine koyunu ve kuzuları başıyla ve paçasıyla pişirirler. İçecekleri bal suyu ve maksima adlı boza ve göndürme keskin boza içerler.
At etini de yerler. Çoğu Müslümanız diye namaz kılar şekilli olup semiz domuz yerler.
Kısacası, bütün Çerkez [155a] boylarının durumları böyledir, ama bu kavmin güzelleri yeryüzünde meşhurdur. Hatta mahbûbe kızları dizine oturup sena iltifatlar ederler, ama öyle bir çirkin fiil olamaz.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗