Bozoduka Vilayeti
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Bozoduka Vilayeti
Bozoduk Beyi Azamet Giray burada oturur. Toplam 3 bin askere maliktir. Abaza'nın sarp dağları içinde olmak ile kaplan, vaşak, yaban kedisi, zerdeva, tilki, fil kadar sığınları, kara, tablalı ve yağmurca adlı hayvanları gayet çoktur.
Bu kavim diğer Çerkezler gibi ölülerini yere gömüp toprağı yığın yığın etmezler. İri meşe ve pelit ağaçlarını sandık gibi içlerini oyup ölülerini koyup ağzını sağlam kapatırlar, sandukanın başı ve ayağı ucuna birer delik delip ulu ağaçların dalları arasına bu sandukayı ağaca sarıp sarmalayıp mıhlayıp korlar. Sonra o deliklerden bal arıları girip bal yaparlar. Bilirler ki, ölüleri cennetliktir. Eğer arılar bal yapmazsa "Vay ölümüz cehennemliktir" diye ağlaşırlar. Çok üzülüp o ölünün ruhu için 5-10 domuz boğazlayıp köylere üleştirirler. Sapık inançlarınca ölüleri başı ucundaki delikten cenneti seyrede ve ayağı ucundaki delikten cehennemi seyredip azabı öylece def ola.
Başımdan geçen acayip gülünç hikâye
Allah bilir ki böyle olmuştur. Bir gün bu diyarda bir köyde konuk olup konak sahibimiz olan Çerkez adamlık edip hemen dışarı çıkıp biraz eğlenip geldi. Meydana sığın derisinden sofra getirdi. Bir ağaç tekne ince yaprak gibi bal, bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirip "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası câm savasın" yani "Balı yiyin helâl olsun. Atam canına değsin" dedi.
Biz de Maanoğlu hapsinden çıkmış gibi açlığımızı gidermek için bala öyle giriştik ki ellerimizin varıp gelmesine göz ermez. Ama pek acayip, kılları çok, bal kıllarını ağzımızdan çıkarıp sofraya kılları kodukça Çerkez,
Aşan bu bal benim babası baldır" der.
Biz de biraz doyup yavaş yavaş kılları ayırtlayıp yine bal yerken yemek üstüne Tamanlı Ali Can Bey gelip
"Ne yersiz Evliyâ Efendi?" deyince,
"Buyurun siz de" diye Ali Çan'ı yemeye buyur ettik.
"Bir kıllı baldır, ama acaba keçi tulumundan mıdır? Yohsa koyun tulumundan mıdır?" dediğimde hemen Ali Can ev sahibimize Çerkezce,
"Bu bal neredendir?" dedi. Hemen Çerkez ağlamaya başladı ve,
"Benim babası mezarından çıkardım" dediğini hakir anladım, ama sözün inceliğini bir türlü anlayamadım. Hemen Ali Can: "
"Geçen aylarda babası ölmüş. İşte dış avlusundaki büyük ağacın dalma babasının leşini sandık ile komuş. Bal arıları babasının s..i, taşağı ve butu arasında bal yapmış. Size sevgisinden babasının taşağı kıllarıyla balı getirmiş. Kıllarını çıkarıp balını yersiniz. Arı boku yiyeceğinize karı boku yeyin" deyip Ali Can dışarı çıkınca hemen hakir kusa kusa ciğerim dışarı çıkacaktı, hemen dışarı çıkıp,
"Bre medet, kâfir gidi, bize ne iş etti" deyip söverken onu gördüm.
Ev sahibimiz Çerkez de dışarı çıkıp babasının olduğu ağaca çıkıp ağlayarak babası sandukasının kapağını yine kapatırken kendi de bir hayli bal boku yiyip ağaçtan aşağı inip:
"Hacı haçan bal ister ben seni babası canı bal çok getirirdir. Hemen dua eyle" dedi. [155b] Bir acayip ve garip iş etti.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗