Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiBursa
TÜRKIYE

Bursa

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Bursa

İç kalede toplam 2.000 güzel evler ve kat kat yüksek saraylar vardır. Ancak bağı ve bahçeleri olmayan dar evlerdir. Yedi mahallesi, yedi cami ve mescidi ve bir hamamı vardır. Çarşı pazarında 20 adet dükkanları var.

Sultan Orhan Camii buradadır. Uzunluğuna ve genişliğine 110 ayak camidir. Bu camiin tek şerefeli bir minaresi vardır. Orhan Gazi burada gömülü olup Orhan Davulu dedikleri kırmızı kılıflı büyük davul bu camiin bir kemerinde asılıdır. Osmanoğlu devletinde ilk bu davul çalınmıştır.

Eski padişahlara mahsus derli toplu küçük saray bu kalededir. Ta. Fatih Sultan Mehmed'e gelinceye kadar padişahların sarayı bu idi. Gazi Hudavendigar Sultan I. Murad Edirne'yi fethedince Edirne Sarayı'nda kalmaya başladı. Fatih Sultan Mehmed 1453 tarihinde İstanbul'u fethedince 3. taht merkezi olup Bursa'ya ve Edirne Sarayı'na rağbet kalmadı. Bursa Sarayı hala kullanılmamaktadır, ama sucuları, yapı ustaları ve bostancıları vardır.

Bu İç kalenin bütün caddeleri büyük taşlar ile yapılmış tertemiz kaldırımlar döşelidir.

Bütün evleri eski tarzdır. Bazısı kafirden kalmış evlerin taş ve tuğla duvarlarında yapı ustaları birer san'at ile tarihler yazmışlar ki sanki birer kıt'a güzel yazılardır. O evlerin ne kadar zaman önce yapıldığı tarihlerinden bellidir. Bütün [223a] evleri kargir süslü yapılardır ve baştan başa al renkli kiremit ile çatıları örtülmüştür. Bu evlerin birer çeşit servi ağacı gibi sanatlı ocakları var ki, biri birinden ölçülü altıgen ve yuvarlak duman bacaları vardır.

Yer yer kale içinde servi ve ceviz ağaçları ile üzüm asmaları vardır.

Havası ve suyu tatlı, yüksek bir yer olduğundan kale halkı sağlıklıdırlar.

Aşağı Kale ve büyük şehrin anlatılması

(---) tarihinde Eğri Fatihi Sultan III. Mehmed devrinde Celali Karayazıcı, Kalenderoğlu, Deli Hasan ve Cennetoğlu adlı isyancıların Bursa üzerine saldırılarını, Bursa ileri gelenleri duyup padişah fermanıyla şehrin üç tarafına burçlu, köşebentli, dirsekli ve her tarafı mazgallı yalın kat büyük bir kale yapmışlardı, ama o kadar sağlam bir şekilde yapılmamıştı. Burası da, Keşiş Dağı ismiyle anılan dağın eteğinde doğudan batıya uzunlamasına kurulmuş büyük bir beldedir. Uzunluğu tamı tamına bir fersahtır ve genişliği yarım fersahtır. Fırdolayı iç kalenin üç tarafını kuşatmıştır ve çevresi 15.000 adımdır.

Duvarları o kadar yüksek değildir. Tatarlar Kapısı tarafında hendeği vardır, başka taraflarında hendeği yoktur ve ayrıca hendeğe ihtiyacı da yoktur. Zira sulu yer olduğundan düşman gelip metris kazmak istese alçak yerinden su çıkar. Onun için hendeği yoktur.

Yer yer kuleler üzerinde topları ve mazgalları çoktur, ama İç kalede cebehane ve tophane daha boldur. Her iki (dini) bayramlarda ve kutlamalarda büyük şenlikler olur. Dizdarı vardır, ama iç il olduğundan kapıcılarından başka neferleri yoktur. Ancak şehrin 6.000'den fazla bekçi ve gözcüleri vardır.

Evvela doğu tarafına açılan Tatarlar Kapısı, kuzey tarafına açılan Filedar Kapısı ve Hasan Paşa Kapısı (---) yönüne bakmaktadır.

................ (1 satır boş) ............... .

Bu büyüklükte olan büyük bir kalenin içinde bakımlı, sağlam ve kat kat eski tarz toplam 23.000 ileri gelen evleri ve diğer insanların evleri vardır. Bunların içinden en donanımlı, yüksek ve büyük olan saray Yukarı İç kalede padişahlara mahsus büyük saraydır ki 3 hamamı ve 600 adet odası vardır. Ama ıssız yerde olduğundan bahçesi yoktur. Diğerleri Paşa Sarayı ve Molla Sarayı.

................ (1 satır boş) ................ [223b]

Eğer bu yapıların hepsini tarz ve yapı tipleriyle birlikte öğrendiğimiz kadarıyla yazsak başka bir mutluluk kitabı olur.

Bu şehirde 176 Müslüman mahallesi, 7 Ermeni mahallesi, 9 Rum mahallesi, 6 cemaat Yahudi ve bir de Kıptiler mahallesi vardır. Bir mahalle de miskinler var, ancak başka bölgededir, Muradiye yolu üzerindedir.

Bu aşağı şehir, bir düz yerde kurulmuştur. Kale eteğine kurulan evler, imaretler ve Ulu Cami semtleri yüksek bir yere kurulduğundan bir saat uzaklıktaki kuzay tarafında bulunan Filedar sahrasından bu şehre bakıldığında Keşiş Dağı eteklerinde gök renkli kurşunlar ile süslenmiş, ateş saçan güneşin parıltısı bu şehre düşünce han, hamam, mescit, selatin camileri, diğer hayrat ve hasenatların ve yine kurşun örtülü çarşıların kat kat süslendiğini insan görünce hayran kalır. Zira bu şehir, Filedar sahrasından acaip ihtişamlı bir şekilde bellidir ki seyrettiğimiz büyük şehirlerin hiç birine benzerliği yoktur, üzerinde ışık dalgalanır ruhaniyetli büyük eski bir şehirdir. Zira burada olan büyük ermişler, tefsirciler, hadis bilginleri, edebiyatçılar ve yazarlar başka diyarlarda yoktur, ancak cennet benzeri Bağdad'da ola.

Bu şehrin güney tarafında Ruhban Dağı'nda hayat suyu kaynakları bulunduğundan o yüksek dağdan, 1.060 adet isim ve şekilleriyle bilinen hayat suyu, akarsular akarak yukarıda sayılan evlere ve saraylara kehriz ve kanallarla evden eve akıp bütün yapıları sulayan pınar suları çağlayan bir şehirdir. Geniş vilayeti bakımlı, bağ ve bostanları meşhur, ebedi sürecek olan cennet benzeri yerdir.

Meyveli ve meyvesiz ağaçları, sayısız çiçekleri ve özellikle erguvan çiçekleri açan ağaçları o kadar bol olur ki senede bir kere Emir Sultan hazretlerinin "Erguvan Cemiyeti" şenliği olup bütün diyarlardan denizler gibi insanlar toplanıp büyük bir topluluk olur ki bu çok meşhurdur, anlatmak ve izah etmek mümkün değildir. Ancak o büyük topluluk Emir Sultan ruhaniyeti ile olur.

Böyle bir geniş toprakları olan bolluk, ucuzluk, arazisi güzel, insanları hoş ve sevimli, ekin yerleri bol, bereketli, nimetleri sayısız ve tatlı suları çağıldayan, evden eve suları akan süslü bir şehirdir. Anadolu toprağında yedi beldeden biri de bu Bursa şehridir.

Bursa’nın çarşı pazarının anlatılması

Hepsi 9000 dükkandır. Evvela kale gibi dört demir kapılı ve demir zincir ile bağlanıp zaptedilmiş kale kapıları gibi büyük bir bedesteni var.

Tamamı (---) adet sağlam ayaklar üzerinde (---) adet mina kubbelerdir ve hepsi 300 dolaptır. Her birinde birer Mısır hazinelerine sahip bezirganlar vardır. Burada o kadar kıymetli mücevher kap-kacaklar, hediyelikler ve hatıralıklar ·var ki bir diyarda yoktur.

Bu bedestenin dört tarafında Kuyumcular Çarşısı başka bir ulu yolun iki tarafına yapılmış baştan başa kargir yapılardır.

Gazzazlar Çarşısı, Kavukçular Çarşısı, Takyeciler Çarşısı, İpekçiler Çarşısı, Bezzazlar Çarşısı, Terziler Çarşısı, Hallaçlar Çarşısı ve Hamhalet Çarşısı, özellikle hepsinden donanımlı ve süslü gelincik gibi Gelincik Çarşısı başka bir ana yolun iki tarafında ud, amber, zebat, kalle-misk, gülsuyu ve başka güzel kokular satılır süslü bir çarşıdır ki içinden geçmekte olan gelip-giden yolcuların dimağları kokulanıp insan mutluluktan bir adım dışarı gitmek istemez. Ta bu derece güzel çarşılardır. Gayet zengin bezirganlar ve dindar, ümmetin salihlerinden çelebi adamlardır.

Bu anılan on adet esnafın dükkanları bedestenin dört tarafını kuşatmıştır. Hepsi kargir yapı ve düzen üzere kurulu tamamı kurşun örtülü toloz (tonoz) kemerlerdir ve ara ara bazı yerlerinde demir pencereleri vardır.

Her köşe başında elbette birer çeşme bulunmaktadır ki ikişer lüleli hayat sularıdır. Yazın en sıcak günlerinde çarşılara hizmetçiler bu çeşmelerden hayat suları saçarlar. Bütün çarşılar Bağdad'ın serinleme evlerine benzer. Bursa'nın bütün ileri gelenleri şiddetli sıcaklarda bu kapalı güzel çarşılarda oturup hüsn-i cemal pazarı ederler.

Bu anılan çarşılardan başka yüzlerce yerde düzenli olarak yapılmış muhabbet pazarları vardır. [228b] Ülkeleri gezen seyyahların anlattıklarına göre bu çarşı pazarların yapılarına denk şirin bir yapı bir diyarda yoktur. Ancak Haleb'de ve Edirne'de Ali Paşa Çarşısı vardır, diye överler.

Gerçekten de Bursa'nın çarşıları İstanbul'da bile yoktur. Saraçhanesi de bir ana cadde üzerine kurulmuş bakımlı güzel bir çarşıdır.

Uzun Çarşısı gayet bakımlı, donanımlı ve kalabalık bir çarşıdır ki insan deryası akar. Esnafın her türlüsü orada bulunur.

Pirinç Hanı yakınında Kebapçılar Çarşısı gayet donanımlıdır. Safa erbabınca biline ki Bursa esnaflarının yiyecek ve içecek satıcılarında asla ve kat'a kefere yoktur, hepsi Müslümanlardır.

Bakkallar Çarşısı: Gayet pak, temiz ve süslü dükkanlardır. Hoşafçıları dükkanlarını türlü türlü değerli kase ve bakraçlar ile ve kalaylı nakışlı maşrapalar ile süsleyip yedi sekiz renkte hoşaflar satarlar; Bahar günlerinde şerbet ve hoşaflar üzerine kızıl renkli gül yaprakları saçıp hoşaf alanların kaselerine gülsuyu saçarlar. Bu da başka bir memlekete mahsus değildir.

Kayağan pazarında Yemiş Pazarcıları Çarşısı da dükkanları türlü türlü meyve dallarıyla süslenmiştir. İpek çarkçıları da başka bir çarşıdır.

Tamamı 75 ariflerin toplantı yeri, zariflerin mekanı kahveleri var ki her biri biner adam alır. Bütün çalgıcılar, okuyucular ve hoş güzel rakkaslar onlardadır ki günde üç kere Hüseyin Baykara fasılları ederler. Her kahvede gazelhan ve meddahlar var ki gazelhanları sanki Şair Hassan'dır, meddahları sanki Ebü'l-Meal'dir. Meddahların büyük ustaları Kurbani Alisi Hamza adında zamanın yeganesi bir zat idi.

Meddah Şerif Çelebi, Tuslu Firdevsi'nin Şehnamesi'nde sanki Firdevsi kendisi idi ki firdevs melekleri gibi "pençe-i afitab" kıssasına oturup hayran kalırlardı, etki sahibi çelebi idi.

Kıssahan Horçene Mahmud, Kara Firuz ve Tireli Ali Bey, Ebü'l-Müslim-i Teberdar okumada sanki Siyer-i Veysi sahibidir.

Bütün kahvehanelerinde bin hüner sahibi yetkin ustalar dop dolu idi.

Bunlardan Ulu Cami dibinde Emir kahvesi nakışlı, süslü, bakımlı, seçkinlerin yeri dünya sevgilisi rakkasları var ki her biri benzersiz seçkin ve müstesnadırlar. Bu kahve Ulu Cami yakınında olduğundan ezan-ı Muhammedi "Hayya ale's-sala dediğinde kahvede bir can kalmayıp hepsi camiye giderler. Gayet musalif Bursa halkıdır.

Şerefyar kahvesi, Serdar kahvesi ve Cin Mü'ezzin kahvesi kısacası bütün kahveler birer irfan mektepleridir.

İstanbul kahvehaneleri, Sultan IV. Murad Han zamanında padişah fermanıyla yasaklandığından beri Bursa kahveleri meşhur olup tiryakilerinin yüzleri gülmüştür.

Herkesçe meşhur olan 97 yerde bozahaneleri var ki hiçbir diyara mahsus değildir. Pak çinili, nakışlı tavanlı ve kargir sofalı biner adam alır bozahane ve buzhaneler vardır ki Temmuz'da bodrum katlarında bozalarını buzlar üstüne koyup bozaları göğreyip (mavileşip) bozarıp soğuk olur, cüllab gibi pak bozası olur.

Bütün ileri gelenleri için bozahaneye girmek ayıp değildir. Zira kahvehaneler gibi bunlarda da okuyucular ve çalıcı müzisyenler vardır. Hoş ve tatlı boza sakileri var ki her biri birer güneş parçası ay yüzlülerdir. Bellerinde Bursa'nın kırk kalem işlemeli peştemalları ve pak elbiseleriyle salınırlar. Elindeki ayağına aşıklar ayak bağlayıp bozaya bozulup bozadır başının derdi olur. Nice yüzlerce yerde bu gibi cilvegah yerleri vardır, ama biz kısalttık. İki yerde de tahtakalesi vardır.

Bursa şehrinin bütün ana yolları çakmak taşıyla döşenmiş pak caddelerdir ki bu da bu gibi kaldırımla meşhurdur. Ancak Allah saklasın kaldırımı çakmak taşı olduğundan at ayağı kaysa elbette yerlere serilir, gayet parlak taşlardır. Bu kadar yüz yıldan beri bir taşına zarar isabet etmemiştir.

Bursa halkının giyim-kuşamları, dilleri, kazançları, iç-güçlerinin anlatılması

Nice bin samur kürklü muhteşem zengin bezirganları ve alimleri vardır. Bir fırkası halk tabakasıdır, at ve raht, taht ve hanedan sahipleridir ki hizmet ehilleridir. Bir fırkası kara ve denizler tüccarı, zengin ve iş sahibi kimselerdir. Bir fırkası çarşı ve pazarda san'at sahipleridir, güçlerinin yettiği kadarıyla çeşit çeşit değerli elbiseler giyerler.

Dilleri; Anadolu toprağı olduğundan özel lehçeleri Etrak lehçesine yakın kelimeleri vardır. Mesela "Ahmed Çelebi" yerine "Ehmet Çebü", "Mehmed Çelebi" yerine "Memet Çebü", "İsmail" yerine "İsmil Çebü", "Ca'fer" yerine "Cafar Çebü" derler. Nice bilinmeyen kelimeleri vardır, ama çok gözü açık, zeki şehir oğlanları vardır ki ümmü'l-kelam (laf ebesi), cihan rindi, arif, nükteci çelebileri vardır.

Bütün halkı garipleri sever, zevk ehli, eğlenmeyi sever ve hoş-sohbet adamlardır. Çoğunlukla kazançları ve işleri ipek üretmektir, kadife, sereng ve Bursa çatına yastıkları dokumaktır .

Bursa yiyeceklerinin övülmesi

Evvela has ve beyaz somunu İstanbul'un Tophane somunu lezzetinde ve beyaz çakıl ekmeği bir diyara mahsus değildir, beyaz katmer gül gibidir. Katmerişi, kahisi, gözlemesi ve beyaz tandır kirdesi de bu şehre mahsustur. Kirde kebabı gayet tazedir. Zira koyunları Keşiş dağında otlayıp yol zorlukları çekip zayıflamadan boğazlanırlar. Gayet semiz etleri olduğundan kirde kebapları meşhurdur. Ve tahinlisi ve beyaz misk kokulu helvası (---) (---) ( ---) ( ---) ( ---)

İçeceklerinden Pınarbaşı'nın hayat suyu, 17 adet pınarlarının hayat veren suları, çeşit çeşit hoşafları, renk renk şerbetleri, tantanalı ve mücevher Yemen kahveleri, ilik gibi süzme bozaları, Handan Bey şerbeti, Tirelioğlu şerbeti, Karanfilli şerheti ve Sücahoğlu şerbeti...

Meyvelerinin ve yetiştirdiklerinin anlatılması

Evvela kırk çeşit armudu "Sicili-i şer'-i şerif''te kayıtlıdır. Çeşit çeşit sulu üzümü, kaysısı, sulu kirazı ve kestanesinin yer yüzünde olmak ihtimali yoktur ki her bir tanesi kırkar dirhem gelir. Kirde kebabıyla kestaneyi yarıp şişte kebap ile pişip kebap yağıyla karıştırılınca nur olur. İnsan yemeden doymayıp şehit olur demek mertebesi lezzetli kestanesi vardır.

Ve yedi çeşit dutu dünyaca meşhurdur ve dut bağları vardır ki Filedar sahrasını süslemiştir. Zira Bursa'nın mahsulatının en büyüğü ipektir. Bu diyarda olan ipek, Acem diyarının Lahican'ında ve Şirvan'ında olmazdır.

................ (1 satır boş) ...............

Bursa'nın sanayiinin anlatılması

Evvela çeşit çeşit kırmızı kadife işlenir ki Frengistan'ın Ceneviz'inde işlenmez. Renkli sereng, Bursa alacası, nefti ve mavi bezleri, kırk kalem peştemalları, Bursa ipeği keseleri ve fitil ibrişimi meşhur olmuştur. Çatma işlemeli kadife yastığı.

................ (9 satır boş)................ [232a]

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗