Çağırkanlı Sultan Türbesi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Çağırkanlı Sultan Türbesi
(---) tarihinde (---) Han şeyhlerinden ulu sultanmış. Nice yüz keşf u kerametleri görülmüştür. Nur dolu bir binanın içinde medfunlardır. Mübarek kabirlerinin etrafında çeşit çeşit şamdanlar, çerağdanlar, buhurdanlar, gülabdanlar dizilmiş olup nice güzel hatlı Kur'an-ı Kerimler ile süslenmiştir. Bir ruhanı türbedir ki insan girince kendinden geçer, elbette hayır dilekleri kabul olur. Tanrı'ya şükür ziyaret edip bir Yasin-i şerif okuduk.
Bu azizin ruhaniyeti sebebiyle köyü ma'mur olup dağlarında kırk bin koyunu, sığırı, camuzu (manda), kısrak ve taylakları vardır. Ve iki adet ma'mur çiftlikleri vardır. Eski padişahlardan, vergilerden muaf tutulmaları için her padişahtan muafname fermanları vardır. 300 haneli ma'mur köydür. Bir camii ve bir tekkesi vardır .. Gelen geçen yolculara nimeti boldur. Bütün halkı ayakları çıplak, başları açık, uzun saçlı gönlü yanık derviş fukaraları vardır. Bütün büyük küçük çocuklarının ellerinde birer ağaç topuzları ve nicesinin birer eğri başlı demir bastonları vardır. Paşaya bütün fukaraları hediyeleriyle ve vakıfnameleriyle gelip hizmette olup hayır dua ettiler. Akıllı ve ileri görüşlü paşa:
"Ey fukara! Bu kadar muaf ve müsellem (vergiden kurtulmuş olmak) olmaya neden müstahak (hak kazanmış) oldunuz?" deyince;
"Sultanım birazcık semahane meydanımıza teşrif buyurun" dediler. Paşa da davete uyup vardık. ·
Bir muhabbet meydanında 40-50 araba kadar oduna ateşler vurup dört tarafında 40 adet kurbanları kebap edip nice fukara çevirmede. Paşaya ateşten uzakça bir seki üzerinde yer gösterip oturdu. Binden fazla fukaralar ateş kenarına toplanıp kat kat ateşi kuşatıp davul, def ve kudümler ile zikrullaha başladılar. Tam bir saat semender ateşi kor gibi olup bütün fukaralar da tevhid-i erre ile kendilerinden geçip yüz kadar fukara uryan u büryan u giryan (çıplak, yanık ve ağlar olarak), dillerinde Hazret-i Kur'an okuyarak küçük yavrularının ellerine yapışıp "Ya Hayy" ismiyle hemen o kor gibi olmuş Nemrud ateşi içine girip
Ya Hayy, ya Kayyum" ismiyle dönmeye başlayıp ateşi tepe tepe yarım saat tevhid edip dışarı çıktılar. Ancak başlarında bütün saçları ve sakalları yanmış, Allah'ın emriyle pirin ruhaniyetiyle kendilerine bir zarar isabet etmemiş. Bu hal ile kimi paşa huzuruna geldi, kimi asla gelmeyip tekkesine gitti.
Paşa ve diğer seyirciler hayretler içinde kalıp o mahalde paşaya büyük bir ziyafet çektiler ki Taban Ahmed Ağa ziyafetinden üstün idi. Tuhaflık bunda ki paşa bu tekkeye haber vermeden geldi. Zira yoldan sapa dağlar içinde bir gizli saklı hazine gibi yolun dışında kalmış bir tekkedir.
Bu kadar yemeği bir saatte nasıl· yetiştirdiler, paşa hayran kalıp muafnameleri üzere buyurdu-yı şerif verip yüz altın fukarasına dağıtıp hayır dualarıyla hisse sahibi olduk.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗