Cami-i Kebir (Ulu Cami)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Cami-i Kebir (Ulu Cami)
Hem Rum tarihçileri ve hem uzağı görebilen akıl sahiplerinin tamamı bu eski ibadet yerinin tâ Hazret-i Musa aleyhisselâmın kutlu zamanlarında yapıldığında görüş birliğindedirler. Avlu sütunlarının sağ tarafında beyaz bir sütun üzerinde İbranice tarihi vardır. Her devlet elinde bu kale oldukça, bu eski yapı ibadet yerinden başka bir şey olmamıştır. Hâlâ öyle ruhaniyet var ki bir musallî (namaz kılan) iki rekat namaz kılsa kabul olduğuna insanın kalbi tanıklık eder. Sanki Haleb'in Ulu Camii, Şam'ın Ümeyye Camii, Kudüs'ün Mescid-i Aksâsı, Mısır'ın Cami-i Ezher'i ve İstanbul'un Büyük Ayasofyası gibi duaların kabul olunduğu bir Diyarbakır camiidir. Kiliseden dönderildiğine yapı eserlerinde nice bin adaletli tanık vardır. Zira minaresi dört köşedir. Eski kilise iken çanlık imiş. Mihrabı ve minberi eski tarzdır.
Cami içi avize ve kandiller ile süslenmiştir. Bütün küçük büyük türlü türlü üç kat sütunlar biri biri üzerine konulmuştur.
Cami içinde bir cami de Şâfiî camiidir. Bütün Şâfiî mezhebinde olanlar burada ibadet ederler.
Bu camiin dört kapısı vardır. Kıble kapısından mihraba kadar (—) adımdır. Sağ ve soluna kadar uzunluğu (—) adımdır. Bu cami gece gündüz cemaatsiz kalmayıp yetmiş seksen yerde türlü ilimler görülür. Nice yerinde tarikat sahibi olan kimseler erbaine girip tevhid ve zikirle meşgullerdir.
Dış avlusu da beyaz ham mermer ile döşeli olup tâ avlu ortasında bir abdest havuzu vardır. Bütün musluklarından namaz kılanlar abdest yenileyip ibadet ile Yaratıcı'ya yakınlaşırlar. Bu çeşmelerin hepsi Hamrevât Pınarı ve Ali Nehri Pınarı'ndandır.
Avlusunun dört tarafı İstanbul'da Süleymaniye gibi yan sofalarıdır. Sofalar üzere (—) adet biri biri üzere yapılmış türlü mermer, somaki, zenburî taşı ve sarı yüksek sütunlar vardır. Onun altındakiler de kalındır. Ondan aşağıdakiler büyük sütunlardır. Bu sütunlar üzere ibret verici kubbeler yapılmıştır.
Bu avlunun üç tarafında üç kapı vardır. Yeni yapı dört köşe bir minare yapıldı.
Sözün kısası, bu Diyarbakır içinde böyle büyük cami yoktur ki on bin adam alır. Bütün yapıları ve boyun eğmiş kubbeleri baştan başa saf kurşun ile kaplıdır. Cuma hutbesinde hatip, fatih Selim Han'ı anar ki Âmid fatihi Selim Han'dır, Bıyıklı Mehmed Paşa eliyle.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗