Çanad (Cenad)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Çanad (Cenad)
Erdel dilinde (—) (—) demektir. Yapıcısı Menûçehr evlâtlarından Devey Ban Gor yapısıdır. Ancak pek çok kralın eline geçe geçe bu şekilde imar olmuştur.
Daha sonra 958 [1551] tarihinde Erdel Kralı Betlen Gabor elinden, İkinci Vezir Serdar Ahmed Paşa eliyle, Ulama Paşa ile Gazi Küçük Balı Bey yardımıyla Iğrando Süleyman Han fethidir.
Daha sonra kâfirler yine Çanad'ı alıp Sultan III. Mehmed Han zamanında, 1007 [1598/9] tarihinde Saturcu Paşa fethetti, kaçan kâfirleri tamamen kırdı ve esir etti. Hâlâ Süleyman Han yazımı üzere Tımışvar Eyaleti'nde başka sancak beyi tahtıdır ki sancak beyinin hassı padişah tarafından 400 bin yük akçedir. Ve zeamet erbabı 10 neferdir ve timar erbabı 600 silâhlara gömülmüş gazilerdir. Alaybeyi, çeribaşı ve yüzbaşıları vardır. Beyinin bin nefer adamıyla, tüm zeamet ve timar sahiplerinin cebelüleriyle savaş sırasında toplam 6 bin asker olur. Sipah kethüdayeri, kapukulu yeniçerisi serdarı, yeniçeri kale dizdarı, 300 adet tertemiz silâhlı kale kulu, şeyhülislâmı, nakibüleşrafı, 150 akçe şerif kazası, 7 adet nahiye başı, 240 adet köyleri, muhtesibi, bâcdarı vardır ve gümrük emini Tımışvar kulu tarafmdandır, haraç emini de Tımışvar'mdır. Mimarı, biner adet tuğ sahibi nefer ağaları, ayanı eşrafı, topçubaşı, cebecibaşı ve martolosan ağası var, ama kapukulları ağası odalarıyla yoktur.
Çanad Kalesi'nin şekli
Moriş Nehri'nden bir okçu kişinin oku m enzili kadar uzak bir çölde iç kalesi kârgir yapı ve bir dört köşe şekilli sağlam ve dayanıklı sığmak yeri kaledir ki çepçevre büyüklüğü tam 700 adımdır. Ve baştanbaşa rıhtım şeddadi tuğla ile yapılmış güzel kaledir.
Hisar içinde 4 adet çanlıktan bozma minareli büyük camileri var. Biri Hünkâr Camii, iç kalededir. İmam, müezzin, dizdar, kethüda ve mehterbaşı haneleri, cebehane ve ambar mahzenleri bu iç kalededir. Şahane balyemez topları var.
Bu iç kalenin iki kat sağlam ve dayanıklı demir kapıları ile hendek arasında bir yeraltı zindanı var ki cehennem çukuruna benzer. Bu zindana bitişik büyük bir kulesi var, baştanbaşa tuğla yapıdır.
Çanad Varoşu'nun özelliği
Adı geçen iç kale hendeği dışında bir kalabalık cemaatli mescidi var, mahkemesi buradadır. Ve bu varoş kale rıhtım dolma çit palankadır ki batı tarafa bir kapısı var, çepçevre bu varoşun büyüklüğü tam bin adımdır. Ve içinde tek katlı ve iki katlı, tahta şindire kiremit örtülü genişçe 185 hane vardır. Bunlardan Beyzâde hanesi mükellef ve mükemmel hanedandır. Bu saraya bitişik bir viran manastırı ve 8 adet dükkâncıkları vardır. Bu orta varoşun bütün sokakları tahta kaldırım döşelidir, zira kışı sert olup yağmurun çokluğundan çamuru fazla olur.
Taşra büyük varoşun anlatılması
Bu, hepsinden geniş, bakımlı, şenlikli, çevresi tamamen iri balvan ağaç direkler ile yapılmış yalın kat dolma palanka, sağ am hisardır. Üç adet sağlam kapısı var, doğuya, batıya ve kuzeye açık kapılardır.
Ve 350 adet geniş bahçeli, kârgir duvarlı, porta kapılı ve hepsi al kırmızı kiremit ile örtülü mamur hanelerdir. Ara ara saz ve kamış örtülü fukaraların kenarda küçük hüzün kulübeleri var.
Ve toplam 12 adet mihraptır. Evvelâ Hacı Osman Ağa Camii de henüz yeni yapı güzel ve şirin bir camidir. Ve orta kale kapısı önünde kale fatihi Gazi Küçük Balı Bey Camii, kendileri de bir kârgir yapı güzel bir türbe içinde gömülüdür. Geri kalanı mescittir.
Çanad Beyi Sarayı bu camie yakın garip bir hanedir.
Ve 3 adet medresesi vardır. Ve 3 adet derviş tekkesi vardır. Ve 4 adet sıbyan mektebi vardır.
Ve 300 adet esnaf dükkânı vardır. Gerçi bedesteni yoktur, ama her değerli meta bol bol bulunur.
Ve 1 küçük hamamı vardır. Ve 3 adet tüccar ham vardır, ama kervansaray hanları yoktur, zira her ayanın kapıları konuklara açık olup evinden uzak düşmüş kimseleri handa kalmaya muhtaç etmezler. Zira bu varoşta orta varoştan fazla hanedan sahipleri çoktur. Ve bu varoştan taşra da evler gayet çoktur, ama ne kadar idiği malumum değildir.
Etrafında palanka duvarları yoktur. Lâkin bağ ve bahçeleri çoktur. Tüm vilâyet halkı suyu Moriş Nehri'nden taşırlar.
Suyu ve havası gayet hoş olduğundan mahbûb ve mahbûbesi gayet çoktur, ama sihirbaz fettan yaşlı kadınları çoktur. Hatta görmüş olduğumuz şeydir ki yazılır
7 yıldır bir Tatar yiğidini sihir ile eşek edip ıssız bir köşede durup [82a] saman ve otluk yer. Ekmek dahi verseler yer, daima insanlarla karışmayıp ağzından salyası akıp insana şaşkın şaşkın bakıp gece gündüz suskun durur. Ara sıra hatırına asıl vatanı gelip eşek gibi segâh makamında Acem kerenayı gibi anırdığında sesini duyan insanların yüreği parçalanır. Hakirin de ciğeri kan olup Allah kurtara demekten başka çaremiz olmadı, ama yine ne işe koşsalar işler, ama konuşma yoktur. Bir sevimli mirza yiğittir.
............... (1,5 satır boş).................
Ve gayet bolluk vilâyettir. Bütün halkı kış geceleri birbirlerine büyük ziyafet çekerler. Hepsi gaziler, tüccarlar ve hacılardır. Bunlar da Boşnakça konuşup serhadli esvapları giyip erkek ve kadınları edeplice gezerler. Ve yiğitleri daima serhad boylarına çete ve poturaya giderler
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗