Cebelü'l-Lübnan (Lübnan Dağı)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Cebelü'l-Lübnan (Lübnan Dağı)
Şam'ın batı tarafında 3 menzil uzaklıkta, Beka Ovası'nın kuzeyinde göklere doğru uzanmış mamur ve şenlikli yüksek bir dağdır ki Dürzi, Nusayri ve Teymani mezhebinde olan yolunu sapıtmışlar bu dağda mevcuttur. Bir ucu Antakya yakınında Gülbin Dağı'nda son bulur. Bir ucu kıble tarafında kırk konak Mekke-i Mükerreme yakınında Hicaz Vadisi'nde biter. Böyle bir uzun ve önemli bir dağdır. Bunda olan akarsuların sayısı belli değildir. Çeşit çeşit meyve ağaçlarının da haddi ve sınırı yoktur.
Havasının ve suyunun tatlılığından güzelleri olur ki sanki al al şeftali yanaklı, kiraz dudaklı, gümüş tenli, sürmeli gözlü, seçkin ve müstesna ay parçası Dürzi civan mahbubları olur.
Bütün Frenk ve Arab hekimleri ve bütün kimyagerler bu dağlara bahar mevsiminde çıkıp nice kere yüz bin yararlı ve ilaç olacak otlar ve bitkiler toplarlar, nice bin çuval yükü ağaçları dertlere deva olması için diyar diyar götürürler. Ve kimyagerler nice çeşit otlar bulurlar. Bu dağda bir çeşit ot vardır, o otu yiyen koyunun ve keçinin dişleri altın gibi olur. Onun erbabı olanlar bulup kimyaya katıp altın [35b] ederler, ama çok az bulunur bir çeşit ottur.
Hakir bu dağı dolaşmak için çıktığımda nice yüz mağaralar içinde ümmetin salihlerinden abdallar, melamiler ve meczup olan kimseler vardır ki kırkar ellişer senedir bıçak ile boğazlanmış canlı kısmından bir şey yememişlerdir. Ve haftada bir iftar edip gündüz oruçlu ve gece ibadet eder kutsal kuvvet sahibi canlar vardır. Haftada bir hurma, üç badem ve bir fincan süt içer hal sahibi adamlar vardır.
Gönderilen bütün peygamberler, bu yüce dağı ziyaret etmeyince peygamber olmamışlardır. Zira bu büyük dağa Cenab-ı İzzet yetmiş kere cemal tecellisi etmiştir. Sabahleyin bu dağa bakıldığında, Tanrı bilir, sanki nur çakar. Onun için bu dağda bütün peygamberlerin yalnızlığa çekildikleri nur dolu mağaraları vardır. Lübnan Dağı ismiyle isimlendirilmesinin aslı,
................ (1.5 satır boş) ...............
Bundan dolayı yukarıda yazılan peygamberlerin makamları ve ziyaret yerleri bu yüksek dağın eteğindedir. Herkesin bildiği meşhur eski ziyaret yerleridir. Nice yüz peygamber türbesi vardır ama bildiklerimiz bu yazılan peygamber mezarlarıdır, ama Hazret-i Nuh Türbesi'ni bu dağın eteğinde ziyaret ettik.
Ancak bu hakir Bağdad Kufesi'nde Kufe Camii içinde Hazret-i Ali Esedullahi'l-galib Ali ibn Ebi Talib radıyallahu anh hazretlerini bu Küfe Camii içinde -ki Abdurrahman ibn Mülcem şehit etmiştir- makamı vardır. Bu nur dolu makamın yakınında, yine Kufe Camii içinde Hazret-i Nuh Makamı'nı ziyaret ettik. Doğrusunu Allah bilir, bu iki makamın birinde gömülüdür.
Tufan'dan evvel olan peygamberlerin nur dolu mezarları o kadar belli değildir. Ancak işaret ve belirtileri çeşit çeşit tuhaf yazılar ile, peygamberlerin ve velilerin keşif ve kerametleriyle bellidir, ama Tufan'dan sonra olan peygamberlerin nurlu kabirleri bütün milletler tarihlerinde yazarlar tarafından yazılmıştır. Herkesin kabul ettiği bilinen ziyaret yerleridir.
Özellikle Kudüs-i Şerif ziyaretleri ve Halilürrahman ziyaretleri tarihleriyle ve yapı belirtileriyle bellidir, ama bizzat kainatın serveri ve varlıkların övüncü Hazret-i Muhammed Mustafa'nın Medine-i Münevvere'deki mübarek kabirlerinde mübarek cesetlerinin olduğunu vilayetin bütün ileri gelenleri her sene Şeriat mahkemesinde sicille kayd edip Osmanoğlu padişahına arz ederler.
Resulullah'ın kabrinin her sene hazır olduğu kesindir. Bizzat Hazret-i Peygamber, kendisine peygamberlik gelmezden evvel gençliğinde Hadice-i Kübra ananın malıyla Busra şehrine ticarete geldiğinde Şam'ı da seyr ettiği için bu Lübnan Dağı'nda Hazret-i Muhammed aleyhisselam makamı vardır.
Bu dağa gelindiğinde "Es-selamü aleyke ey Cebelü'l-Lübnan" deyince bütün peygamberlerin ruhları "Ve aleykümüsselam ey Muhammed"! diye selam aldıklarının sesi geldiği mahal hala 120 yerde, kayalarda cilalı ve parlak delikler vardır. 120 delik, 124 gönderilmiş peygamberlerin ruhlarının sesi geldiğinin alamettir. Bunun için hala ol yere "Selam kayası" derler.
Bu Hızır Makamı'nın yanında Hazret-i İbrahim Makamı, Hazret-i İsmail, Hazret-i İshak, Hazret-i Musa, Hazret-i Yahya ve Hazret-i İsa makamları vardır. Kısacası bütün gönderilmiş peygamberlerin yüce makamları vardır. Her bir mağaraya birer hayrat sahipleri kayalar üzerine tarihler de yazmışlar, gerçekten de sikkeyi mermerde kazmışlar.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗