Çeşme
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Çeşme
914 tarihinde bizzat Sultan Bayezid-i Velî yapısıdır. İç kale kapısı üzere tarihi budur:
Hisarı ayn-ı cedîd kıldı bünyâd
Müverrih dedi tarihin Hoşâbâd. Sene 914
Deniz kıyısında bir alçak kaya üzerinde batı tarafı derya, doğu tarafı bayırlı sahra ve dağdır ve dağ üzeri tamamen bağdır. Kale içindeki haneleri batı tarafında Sakız Adası'na doğru deryaya nazır 50 adet toprak örtülü evlerdir.
Dizdarı ve 185 neferi tamamen burada otururlar. Kalesi dört köşe taş yapı Hoşâbâd Kalesidir. Bu kale doğudan batı tarafına uzunlamasına yapılmış, boyu yokuş aşağı hendek kenarınca 200 adımdır ve eni 150 adımdır. Bu hesap üzere bu kalenin çepçevre büyüklüğü 700 adımdır. Üç tarafı büyük hendektir, ancak batı tarafı kayalarını deniz dövdüğünden hendeği yoktur. Kıbleye dönük varoşa açılır, bir demir sağlam kapısı vardır. Hendeği üzerinde zemberekli asma köprüsü vardır.
Bu kapı tarafı iki kat kale duvarıdır. İç kat kalenin batıya nazır ancak bir demir kapısı var ki üzerinde tarihi yazılan kapıdır. Bu kapıdan içeri bir kat demir kapı daha vardır, iç kale iki kat kapı olmuş olur. Ama o ikinci kapı kuzeye açılır. Bu iki kapının üstünde Sultan Bayezid-i Velî'nin üst kat bir camii var.
(—) tarihinde Venedik gemileri gelip kaleyi boş bulup istila edince kalenin demir kapılarını ve camiin altın alemlerini, cami kurşunlarını, taşra varoş camiinin ve hanların kurşunlarını alıp ve kalenin bazı yerlerin yıkıp kaçmışlardı.
Sonra padişah fermanı ile Ak Mehmed Paşa, Sakız Adası muhafazasında iken bu Çeşme Kalesi'ni tamir edip kaleyi beyaz inci gibi edip camii nur üstüne nur altın alemlerle süsleyip kale kapılarını ellişer kantar demirle yeniden yapıp hendeği 20 arşın temizleyip derinleştirmiştir. Deniz kıyısına limana nazır iki büyük tabya inşa edip her birine onar pare balyemez toplar ve nice bin kantar koymuş, kale neferlerinin kaçanlarını kaldırıp yeni neferler yazmış, böylece kale henüz taze can bulup sağlam ve dayanıklı hisar olmuştur. Ama cami henüz kiremit ile örtülüdür. Ancak kale inci gibi, beyaz kuğu gibi olmuştur.
Sonra kâfirler bir daha gelip top darbeleriyle bir pataruna, yani kapudana gemisi batmıştır. 10 milyon mal ile o kalyon yapılmaz idi. Ondan sonra kâfirler Çeşme Kalesi'nden su içmeye tövbe etti ve kahrolup gitti. Sonra batan gemisinden bu kadar mal, bu kadar cebehane ve 2 pare yatırtma tunç topları Sönbeki dalgıçları denizden çıkarıp bu toplarla kaleyi süslediler. Daha önce kaleden aldığı malın on kat karşılığını Cenâb-ı Hak din-i mübine hediye etti.
Bu kalenin kıblesi tarafında olan varoş ile bu kale Sığla Sancağı hükmünde Cezayir kaleminde 150 akçe kazadır ve nahiyesi 40 adet köydür. Bu varoş 150 adet toprak örtülü, bağlı bahçeli evlerdir. Sakız paşası tarafından voyvodalıktır. Serdarı ve kethüdayeri yoktur, zira o kadar büyük kasaba değildir. 200 kadar hurma ağaçları vardır ama mahsul vermez. Ve ılıman yerdir.
Deniz kıyısında kurşun kubbeli bir küçük camii var, gayet küçüktür. Camiin yol aşırısında büyük bir hanı var, tamamı 70 ocaktır, üzerinden kurşununu kâfir almıştır. Ve bir imareti var, nimeti boldur. Bu imaretler tamamen Süleyman Han'ın veziri Makbul iken Maktul İbrahim Paşa'nın hayratındandır.
1 hamamı, 3 mescidi ve 40 adet dükkânları var. Deniz kıyısında Mühürdar Paşa'nın İrem Bağı gibi bir saray var ki yeryüzünde ne kadar kıymetli taşlar ve ağaçlar varsa bu sarayda mevcuttur. Bütün otların, hububatın ve türlü türlü çiçeklerin her cinsi bu ibretlik saray bahçesinde mevcuttur. Ve bir hoş havalı hamamı var ki övgüsünde diller kısa kalır.
Dağlarında çeşit çeşit yabani kuşlarından kekliği o kadar çoktur ki sürü sürü uçmaktadır. Ne zaman kış olur Mühürdar Paşa, Sakız'dan o zaman bu saraya göçüp tam altı ay zevk ü safâ eder.
Bu kalenin hoş limanı vardır. Bütün büyük barça ve karavana kalyonlar bunda yatarlar, zira gayet demir tutar iyi yatak limandır. Ama batı, karayel ve yıldız rüzgârlarından gayet sakınmak lâzımdır. Demir atmış olmaya güvenmemek gerek, zira limanın ağzı o tarafa açık olduğundan bu üç zorlu rüzgâr gayet şiddetli tesir eder. Ama beş rüzgârdan emindir, bir mürsel parçası ip ile bir kalyon yatsa korkmaz.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗