Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiCübeyle (Cebele)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Cübeyle (Cebele)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Cübeyle (Cebele)

Bu da İspanya keferesi yapısıdır. Hazret-i Ömer hilâfetinde fethedilip yine cehennemlik kâfir istila etmiştir. Hazret-i Ömer hilâfetinde Medine-i Münevvere içinde Kureyş kabilesinden Cebel-i Elheme adlı bir Arap şeyhi bir Bedevi Arabın gözünü çıkarmıştı. Şeriat gereği Hazret-i Ömer Cebel-i Elheme'nin gözünü çıkarmak isteyince bir gece Cebel-i Elheme kabilesiyle kaçıp Antakya'da Hırkil Kayser'e gelip sığınır. Hırkil Elheme'ye Cübeyle dağlarını verir. Bir gece Cübeyle Kalesi'ni bir gece baskını ile İspanya elinden alıp kaleyi tamir eder. Onun için Cebel-i Elheme'den bozma Cübeyle Kalesi derler.

Sonra Hazret-i Ömer Kudüs fethine gelince Cebel-i Elheme üzerine Hâlid ibn Velid'i serdar tayin edip savaşırlar. Allah'ın emriyle Cebel-i Elheme bozguna uğrayıp beş evlâdı ve kabilesiyle gemilere binip İspanya'ya kaçıp sığınır. Onlar Cebel'e Kuryeleş Dağı verirler. Bunlar Kureyşî olduğundan o dağa Kuryeleş Dağı derler. Arnavut bunlardan türeyip o Kuryeleş dağları Avlonya ve Delvinye arasında ulu dağlardır.

Sonra Cebele'nin bir oğlu Lazka, Trabzon'da Ceneviz'e gidip Laz kavmi olur. Bir oğlu Mikril olur, bir oğlu Abaza olur ve bir oğlu Çerkez olur. Bu 5 kavim tamamen Kureyş'tir.

Sonra Cebel-i Elheme ölüp Elbasan şehri içinde Büzürg Seng adlı bir mesiregâhta yatar. İnşaallah bu 5 millet mahalleriyle ayrıntılı yazılır.

Sonra Cübeyle şehrinde İspanya kâfiri kalıp ta Melik Tahir asrına dek mutasarrıf olup (—) tarihinde Melik Tahir hazretleri kâfire aman vermeyip fethetti.

Daha sonra 921 tarihinde mutasarrıf olan hâkim Senyal anahtarlarını Selim Şah'a teslim edip Hayre Bey ile birlikte Mısır fethine Selim Şah'a rehber oldular. Selim Şah bu şehri Trablusşam Eyaleti'nde iltizam ile sancakbeyi tahtı eyledi.

Bunun da alaybeyi, çeribaşısı, zeamet, timarı, kethüdayeri, serdarı, beyinin hâss-ı hümâyûnu, müftüsü, nakibüleşrafı ve ayanı eşrafı yoktur. O kadar mamur şenlikli büyük şehir değildir, ama bu dahi Lazkiye gibi büyük şehir. İspanya ve Portakal gelip intikam almak için harap edip yapılarını yerle bir edip ancak iç kalesi mamur kalmış. Ama böyle bir seyre değer kale yoktur.

Sancakbeyi (—) yük akçe iltizam ile mutasarrıftır. Bütün sancağında 360 pare asi, dağlı, yabani ve Dürzi kavim vardır. Bunlardan padişah malı toplamak için 20 bayrak levent askeri vardır. Kendine senede zorla 20 bin guruş hâsıl olur.

Ve 300 akçe şerif kazadır ve nahiyesi (—) adet köydür. Kadıya da senede 3 bin guruş hâsıl olur.

Hâlâ kalesi deniz kıyısından doğuya 400 adım uzak karada bir üst kat kaledir. 7 binden fazla kaleleri görüp dikkatle inceledim. Böyle asılı ve havada yüksek kale görmedim. Altı tamamen sağlam ve müstahkem toloz kemerlerdir. Bütün şehirlinin hayvanları ve atları bu kale altında yatarlar, sanki Bağdad'ın serdabıdır.

Doğuya bakan bir kapısı var, 20 ayak taş merdiven ile çıkılır. Çepçevre büyüklüğü 400 adım yuvarlak bir kaledir, zira bunda olan mühendis tasarruflarını bir kalede görmedim. Hendeği içi tamamen dut bahçesidir.

Bu kalenin dizdarı ve neferi yoktur. Ancak kale içinde Şeyh Seyyid Efendi bütün adamlarıyla orada oturup gelen gidene nimeti bol olup ev sahipliği ve dizdarlık edip her gece kapıları kapatır.

Bu kalenin güney tarafında deniz kıyısına dek bir varoştur. Tamamı 300 kârgir ve sağlam bina evlerdir, asla ağaç bina yoktur, üzerleri tamamen kireç sıvalı evlerdir.

Ve 6 mihraptır, üçü cuma ve üçü mescittir. Eski Cami, Yeni Cami ve Sultan İbrahim Camii meşhurdur.

1 medrese, 3 sıbyan mektebi, 7 tekke, 2 hamam ve 70 dükkân ve 3 han vardır. Çeşmeleri yoktur, lâkin şehrin bağları, bahçeleri ve varoşu içinde İbrahim Edhem'in değirmenlerinin suları hayat pınarı gibi sudur. Selsebil gibi akıp deniz kıyısında değirmenlere gider. Bu şehrin gerçi üzüm bağlan yoktur, ama hurması, zeytini, inciri ve dutu çoktur.

Bu şehrin de Lazkiye gibi dış kalesi virandır. Hâlâ yer yer yapı kalıntıları bellidir. Bu şehir da taşlık ve kayalıklı yerde bulunduğundan havası ağırdır, ama halkı perhiz ile sağlıklıdırlar. Fukarası çoktur. Fâhişe, Yahudi ve kâfirler gelip yerleşemez ve gelirse yaşamaz, zira Allah'ın sevgilisi İbrahim Edhem nazargâhıdır.

Yiyecek ve içeceklerinden, evvelâ âbıhayatı, limonu, turuncu, diğer meyveleri, ipeği ve pamuğu meşhurdur.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗