Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiCude (Birlikköy)
TÜRKIYE

Cude (Birlikköy)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Cude (Birlikköy)

Safalı dostlara şöyle malum ola ki Tufan'dan sonra Hazret-i Nuh Necî aleyhisselâm gemisiyle Muharrem ayının 12. Pazartesi günü bu Cûde Şehri y amacındaki Cûde Dağı'nda Nuh'un gemisi karar edip Tufan'dan kurtularak herkes yiyeceklerini bir yere koyup pişirdiler ve Tufan'dan kurtulduklarına şükrâne olarak o yemeği yediler, ismini de Aşûra nimeti dediler.

Hazret-i Nuh, Tufan'dan sonra yeryüzünde ilk defa bu Cûde Şehri'ni yapıp imar oldu ki bütün dünya insanoğlu bu Cûde Şehri'nden yayıldı.

Sonra Cûde Dağı üzerinde Hazret-i Nuh bir cami yaptı, Kürtler hâlâ o camiye Sülupyân Camii derler, yani kurtulanlar camii demektir. O zamanda bu camiin levhaları, diğer ağaçları ve direkleri tamamen Nuh gemisinden idi.

Daha sonra Rum keferesi Dârâ Şah üzerine, Nusaybin yakınında Kara Dârâ adlı yere gelip savaşıp Dârâ Şah yenilince Rumlar bu diyarı istila bu Cûde Şehri'ni harap ettiler.

Cûde Dağı üzerine Hazret-i Nuh'un yaptığı camii de yıkıp ağaçlarını ve levhalarını develer ile İskenderiye Limanına gönderip oradan İstanbul'da Ayasofya Kilisesi'nin kapılarını [383b] tamamen Nuh gemisi tahtasından yapmışlardır ki hâlâ Ayasofya kapılarının tahtasında çivi delikleri bellidir.

Bundan sonra yine Cûde Şehri imar olup Hulâgu Han harap etmiştir. Ve hâlâ Cûde Dağı Kürtlerin yaylağıdır. Hazret-i Nuh'un yaptığı Sülupyân Camii halkın ziyaret yeridir.

Ve bütün tarihçilere göre Nuh Necî gemisi bu Cûde Dağı üzerine inmiştir, bunda bütün tefsirciler görüş birliğindedirler. Ki, (—) (—) suresinde: "Ey yer suyunu yut. Ve ey gök (suyunu) tut denildi. Su çekildi iş bitirildi, (gemi de) Cudi (dağının) üzerine yerleşti. Ve o zalimler topluluğunun canı cehenneme denildi." [Kuran, Hûd 43] yorumunda bu Cûde Dağı özelliği yazılmıştır ki hakirin yazmasına gerek yoktur.

Ve daha önce 1065 [1655] tarihinde Diyarbakır Valisi Firarî Mustafa Paşa ile Sincar Dağı'na varmamız dolayısıyla birkaç kere bu Cûde Dağı yazılmıştır, ona bakıla.

Ama Ardalân Dağı, Bîsütun Dağı, Demâvend Dağı, Elvend Dağı, Ağrı Dağı, Bingöl ve Erciyes Dağı kadar yüksek dağ değildir, ama Nuh Necî nazargâhı olduğundan büyük ziyaret yeridir.

Ve Cûde Kasabası bu Cudi Dağı'nın eteğinde (—) adet haneli, cami, medrese, han ve hamamlı, çarşı pazarlı, bağlı ve ve bahçeli İkinci Âdem Nuh Necî makamı eski beldedir. Ancak bu Cûde Şehri Şat Nehri’nin doğu tarafında (—) (—) İmâdiye toprağındadır, ama Şattın batı tarafında olan Cezîre Şehri bir menzildir ve Cizre hâkimi hükmündedir. Ve Sülupyân adlı aşiret tamamı 10.000 adet cengâver kavimdirler, tamamen Cezîre hâkimine tabidirler.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗