Dadyan Irak (Samegrelo-Zemo Svaneti)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Dadyan Irak (Samegrelo-Zemo Svaneti)
Mirhand, Şeref Han ve Tatarhaniye'ye göre eski zamanlarda Dağıstan padişahlarının tahtgâhları bu idi.
Bu yeryüzünde 4 adet Irak şehri vardır.
Biri Irak-ı Arab (Arap Irak'ı) ki eski kale Haleb'dir.
Biri Kisralar Irak'ı ki Bağdad'dır.
Biri de Irak-ı Acem (Acem Irak'ı) ki Nihavend şehridir. İlk yapıcısı Tufan'dan sonra Hazret-i Nuh Nebî'dir, Nuh-âvînd'den bozma Nihavend derler.
Dördüncü Irak bu Irak-ı Dadyan'dır. İlk yapıcısı Tufan'dan sonra Menûçehr Şah'tır. 120 yıl padişah olup Musa Nebî zamanında bu Irak-ı Dadyan'ı yapıp hükmünde olan padişah askerlerini toplayıp bu Irak-ı Dadyan'a büyük bir çukur, hendek kazmıştır ki sanki cehennem çukurudur.
Sözün kısası, bu büyük şehir nice melikten melike kalıp sonunda Dağıstan padişahlarının tahtgâhı olup öyle mamur olmuş ki hâlâ iki merhale yerlerde yapı kalıntıları açıkta bellidir. Timur Han Mâverâünnehir'den hareket edip Kırım Vilâyeti'nde Tohtamış Han üzerine gelirken bu Irak-ı Dadyan'ın Gürcü asıllı Dadyan kavmi güçlü ve yiğit adamlar olmak ile Timur Han'a itaat etmediler. Bu yüzden bu Irak-ı Dadyan şehrini kuşatıp 7 gün 7 gecede bu şehrin 7 adet kalesiyle şehri harap edip padişahları olan Bahsan Sultan'ı katleder.
Hâlâ Tavustan sultanı hükmündedir. Denizde damla ve güneşte zerre kadar mamur değildir. Ama eski zamanda kisralar devrinde 200 bin mamur hanesi var imiş. 200 bin dükkân, 100 bin çeşme, sebil, cami, medrese, dârülhadis, mektep, dârülkurrâ, tekke, ayan konağı, kervansaray, tüccar hanları, bekâr hanları, hamamlar, kiliseler, aşevi imaretleri ve bedesten eserleri var ki bir günde bu anlatılan imaretler geçilmez.
Nice yüz bin yapıların kapıları üzerinde Yâkût-ı Mustasımî tarzı hatlar ile çeşit çeşit sanatlı tarihleri var, sanki Van deryası kenarında Ahlat şehri, Eski Kırım, Medâyin, Küfe, Musul ve Mısır diyarında İsvan şehri gibi, bu Dadyan Irak'ı da yerde yatar. İçinde baykuş ve yarasalar yuva yapmış, insanoğlundan ise eser yoktur. Ancak bir köşesinde bir cemaat kadar Tavustan halkı sakinlerdir.
Bu hakir, bu dünya harabelerinin bu mahallesini seyredip görmek için 12 kölemle pür-silâh olup harap şehrin kıblesinde iki saat uzak Tavse adlı yüksek bir dağa çıkıp bu harap şehri seyrettim. Yapıları cihanı tutmuş, hemen hizmetçilerimle 800 minare saydık, meydanlarda dikilip kalmışlar. Yeşil, sarı, kırmızı ve mavi sırçalı çeşit çeşit sivri kubbeleri hâlâ durur. Ve nice yüz bin Kisra kemerine benzer göklere baş uzatmış gösterişli kemerler döşenmiş durur.
Kısacası, bu harabeler 40 günde anlatılsa zerre kadar yazılmış olmaz, övgüsü de lazım değildir.
Bu harabeleri bütün olanıyla yazmanın faydası olmayıp nesnelerin övgüsü uzayınca da sıkıntı verir.
Ancak ibretlik mezarlıkları var, acayip ve gariptir. Hatta iki fersah yeri mezarlıkları tutmuştur. Bazı mezar taşlarında güzel yazı ile böyle yazmışlar ki:
"Ey sual etgen şol merkadni sahibini Boğabay kişi men iki yüz yaşka yetken nâ-murad yiğit men idim. Ekmek yeyüp yüreğime ekmek yapışup ölgen men. Sebeb-i mevtim şolkaydır." "Bu mezarın sahibini soran kişi, ben Boğabay 200 yaşına ulaşmış muradım almamış yiğit kişi idim. Ekmek yiyince yüreğime ekmek yapışıp öldüm. Ölüm sebebim budur."
Bu mezar taşında da böyle yazılmış:
"Ey sual etgen bu merkadni eyesin, iki yüz kırk beş yaşka nâ-murad hurme Bige hanım hatun idim. Yüz beş yaşında kız olan iken kocaya barup bir uşak doğururken su içüp öldüm. Sebeb-i mevtim şudur." "Bu mezarın sahibini soran kişi, 245 yaşına gelmiş, muradını almamış asil Bige hanım idim. 105 yaşında kız iken kocaya varıp bir çocuk doğururken su içip öldüm. Ölüm sebebim budur"
Diğer mezar yazısı:
"Ey sual etgen şol meşhetni yani mezar sahibini üç yüz yaşma yetken Koba Alp zor batır yiğitken Ejderhan su savaşında ok paşağı poşuğalanda ok temreni dokunanda özümü beni ok sokup ölgen men. Sebeb-i ölgenim şolaydır. Özüm içün pâtiha, yani fatiha." "Şu mezar sahibini soran kişi, 300 yaşına ulaşmış Koba Alp güçlü yiğitken Ejderhan su savaşında ok temreni dokunup beni ok yaralayıp öldüm. Ölüm sebebim budur. Kendim için fatiha." Demiş.
................(1,5 satır boş).................
Çoğunlukla bu diyarlarda Moğol, Boğol, Kaytak, Kumuk, Legzi, Lezgi, Çağatay, Kahtâniye ve Lavî dilleri gibi diller vardır. Genellikle bütün yazılar anılan dillerin yazılarıdır. Daha pek çok tarihler var, ama yazılmasında kusurumuz olduğu için yazamadık.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗