Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiDımışk (Şam)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Dımışk (Şam)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Dımışk (Şam)

922 tarihinde Selim Han Mısır'ı fethedip gelinceye kadar bu kale 9 ayda tamamlanıp Selim Han görünce safâsından "Benim Sarı Arslanım" diye buyurmuşlar. Gerçekten de sarı taştan benzeri yok sağlam bir kaledir. Boyu 40 arşın yüksektir ve her taş dört köşe fil gövdesi gibi sarı taşlardır.

Dört köşedir ve çepçevre büyüklüğü (—) adımdır. Doğu tarafında Ümeyye Camii tarafına açılır 3 kat demir kapıları vardır. Dış kapının etrafı duvarında çeşit çeşit gürzler ve alâmetler vardır. Kapı önündeki hendek üzerinden ağaç köprü ile geçilir. Fırdolayı hendektir ve içi baştan başa gül gülistan, bağ ve bostandır.

Bu kale içinde Selim Han Camii, 70 neferat hanesi, cebehane, ambarlar, 1 küçük hamam, darphane, yeniçeri ağası ve dizdar hanesi vardır. Kuzey tarafı köşesinde, bedenler mahallinde bir yüksek köşk var ki cihannümadır. 1029 tarihinde Sultan Osman için yapılmış bir Havernak köşküdür. Bu köşkten Paşa Sarayı bir taş menzili yerdir. Saraya gayet havaledir.

Bu kale dış kalenin batı tarafı ortasında yapılmıştır. Dış kale bu iç kalenin doğusu ve kıblesi tarafında bir şeddadi taş yapıdır. İç açıcı bir kaledir, insan dolaşıp gezerken rahatlayıp sevindiğinden bazı tarihçiler Ferah-âbâd Kalesi demişler, bazıları Dımışk Kalesi demişler. Böyle bir geniş ve düzlük yerde dört köşe sanatlı bir kaledir. (—) tarihinde (—) yapısıdır. Çepçevre büyüklüğü (—) adımdır. Dört tarafında hendeği vardır, ama o kadar derin değildir, zira alçak yer olmakla suyu çıkar. Onun için hendeği derin değildir.

Bu kalenin kıble ve kuzey tarafı çöl çölistan ve kırlardır. Ama sahil ovaları tamamen Urbandır. Batı ve güney tarafı dağlık ve taşlıktır.

Bu büyüklükte olan kale içinde (—) mahalle, 10 bin saray ve başka evler vardır. Baştan başa haneleri kârgir eski meliklerin ibretlik saraylarıdır ki hepsi beyaz kireç ile örtülülerdir, diğer memleketler gibi toprak ile örtülü değildir. Her birinde cennet bahçesi gül gülistan, sümbül reyhanlı bahçeler var ki sanki her bir hane Rıdvan Cenneti bahçesine benzer.

Bu Şam Kalesi'nin kıblesinde, güneyinde, batısında ve kuzeyinde olan büyük varoşta toplam 10 bin adet büyük saraylar ve diğer büyük haneler vardır ki her birinde birer bahçe ve birer akarsu bulunur. Hepsi taş yapı ve sağlam hanelerdir. Bütün çatıları beyaz kireç ile örtülüdür. Kale içindeki gibi kat kat dar ve küçük hane değildir. Her birinin birer bahçesi vardır. Paşa Sarayı da bu varoşta yapılmıştır. Ama sur içinde değildir ve mümkün de değildir. Zira bu varoş boyuna ve enine ikişer buçuk saatlik yerdir.

Bu Şam Kalesi ve taşra varoşta muhtesib ağa defteriyle toplam 70 esnaf, 6.300 dükkândır. Eğer her esnafı tek tek yazsak bir cilt kitap olup seyahatimize engel olur. Ancak bunlardan mamur ve şenlikli Sinaniye Çarşısı ki Yemen fatihi Sinan Paşa'nındır. Bir cadde üzerinde iki tarafında iki kanat gibi dükkânların kepenkleri açılıp tavus kuşu kanadı gibi gözükür. Bütün dükkânlar kârgirdir ki cadde üzeri ahşap ile örtülüdür. Camii, hamamı ve kahvesi bu çarşı içinde bir dinlenme yeri olup tozsuz topraksız insanların gezinti yeri bir çarşıdır. Beyt:

Çarşı-yı hüsnü seyr edem serâser hacim
Bir vefa pazarı yoktur hep cefâ pazarıdır

deyip gelenleri, geçenleri, alışveriş edenleri seyredecek yoldur. Saraçhanesi bir diyarda yoktur. Bu da bir yol üzerinde hepsi kârgir yapı pâk çarşıdır ki bütün yol üzerine serilmiştir.

Çakmak Pazarı, Sipah Pazarı, Koca Mustafa Paşa Pazarı, Zarbun Pazarı, At Pazarı, Attar Pazarı, Nebat-ı Hamevî Pazarı, Ümmeyye Camii kapısında Itriyat Pazarı, Nisvan [Kadınlar] Pazarı, Fahhâmin [Kömürcüler] Pazarı, Hallâçlar Pazarı, Hayyâtin [Terziler] Pazarı ve Hakkâklar Pazarı (—) (—) (—).

Bu Şam'ın subaşısı, paşa ağalarından bir yüksek hükümettir. 7 kese hâsıl olup 200 kavas ve levent ile gece gündüz Şam'ın içinde ve dışında olan 75 caddede ve 3.800 sokakta kol dolaşıp nice avlar basıp haklarından gelip şehrin güvenliğini sağlar. Zira bu Şam içinde her milletten ve her cinsten insan vardır. Onun için her köşe bucak başında birer tedribe kapıları vardır, birer kapıcı ve ikişer bekçisi vardır ki toplam 9 bin olur. Hepsi subaşının eli altındadır. Bir mahallede bir han veya bir hane yağma olsa subaşıdan sorulur, o da kapıcılar ve bekçilerden sorup onlara ceza verir. Şam bu tertip üzere zapt edilmiştir, yoksa başka bir şekilde zaptı mümkün değildir. Bu kapıcı ve bekçilere mahalle halkı evkaflarından maaş verirler.

Bu Şam şehri Melik Tahir [Zahir] yazımı üzere (—) avarız hanesine kayıtlıdır. Hâlâ beddua edip nâ-tâhir [pis] derler. Gerçekten de ümmet-i Muhammed'e büyük şebeke olmuştur.

Bu şehir içinde akarsular çok olduğundan caddelere hane ve dükkân sahipleri suları serperler, çöplerini çöpçüler sepetlerle taşıyıp hamamlar külhanlarında yakarlar. Gayette pâk temiz şehirdir.

Bu Şam içinde 8 adet büyük nehir akar. Onların hepsi Şam'ın batı tarafında Kaysun Dağı ilerisinde Kahya pınarlarından doğup Mîze Boğazı'ndan aşağı şimşek gibi gürleyerek aşağı şehre yakın bahçeler içine gelince 8 kol olup Şam'a yayılır.

İsimleri bunlardır: Evvelâ Berdâ Nehri, Berîdâ Nehri, Tûrâ Nehri, Kanâtü'l-Mîze Nehri, Banyas Nehri, Kasta Nehri, Yeşkûr Nehri ve Adiye Nehri.

Bu nehirler çer çöp ile akıp kullanılmış olduğundan içilmeyip nice bin bağ bahçeye, hanelere, çarşı pazara ve yollara uğrayıp şehir içinde nice köprüler altından geçer. Özellikle Haffaflar Çarşısı içinde köprü yanındaki un değirmenlerine ve nice yüz dinglere uğrayıp Şam'ın doğu tarafında da nice bin bahçelere uğrayıp efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın çiftliği yakınında büyük bir göl olup girdap gibi orada kaybolur.

Doğu tarafı çöldür ama içilen tatlı suları bunlardır. Gayet lezzetli berrak sudur ama zalim suyolcular bazı künklerin kırık yerleri kapanması için at fışkısı döküp menfez yerleri kapanıp su bir hoş akar. O yüzden suyu beğenilmez, yoksa aslında böyle bir âbıhayat su meğer Maarra'da ola. O sular bunlardır:

Bunlardan biri Mencik Köşkü önünden akıp Mevlevihane'ye uğrayan nehirdir. Sonra Kanavât Suyu, Baybarsiye Suyu, Ayn-ı Sinaniye Suyu ve Ceyruniye Suyu ki Ümeyye Camii'nin doğusunda Ceyrun Kapısı önündeki havuza gelen berrak sudur. Bu sular nice hanelere, camilere, hamamlara ve saraylara taksim olup Şam cennet kokulu olur. Ama Mîze Boğazı'ndan Kaysun Dağı eteğiyle Salihiye şehrine akan nehre Kûta Nehri derler. Bu da 5 kol olup Salihiye kasabasını sular. Bu büyük hayrat Yavuz Sultan Selim'indir.

Şam'ın yiyecek ve içeceklerinin övgüsüdür: Evvelâ has ve beyaz Havran tahılından beyaz çakıl ekmeği, Acem çöreği, peynirli böreği ve lahm-ı acînli böreği [lahmacun] ve kahiki yeryüzünde benzeri yoktur. Arap ve Acem'e, Hint ve Sind'e Fağfur ve Çin'e hediye götürürler.

Elvan elvan kaysısı olur, kamerî ve mışmış kaysıları olur, ama Hamevî kaysısı bu dünyada benzeri yoktur, meğer Cennet bağında ola. Bu Hamevî öbür kaysılar gibi kuruyup vilâyet vilâyet gitmez, zira cirmi yoktur. Bir küçük çekirdeği vardır. 1 saat yere gitmek ihtimali yoktur. O kadar tazedir ki ağza girdiğinde tatlı suyu insana hayat verir, yemesi hoş bir kay sidir. Bir tarafı beyaz ve bir tarafı kırmızıdır. Ne kadar yense ağırlık vermez ve çok kolay sindirilir.

Elması gayet hoştur ve "Elma gibi faydası boldur" bunun hakkındadır. Hatta bu elmadan müselles-i şer'iye içine beş on tanesini soyup birlikte pişirsen bir kâsesini içen yeniden hayat bulur, hem besleyici ve hem de serinletici hoş bir içecek olur.

Ayvası da meşhurdur. Gerçi Lefke şehri ayvası kadar iri değildir, ama gayet lezizdir. Göbeğini oyup içine maştaki sakızı koyup yumuşak kül içinde pişirip kullansan görme gücünü artırıp vücudu yumuşatır.

Limon ve turuncu, yer yer hurması, reybası, kand-i nebatı ve kebbatı meşhurdur. Zeytini cihan süsüdür, Anadolu cevizi kadar olur. On tanesini yesen bir okka koyun eti yemiş kadar doyarsın, çok beğenilir.

İnciri ve üzümü gayet boldur. Ama zeynî üzümü derler bir düzgün, sulu, kehribar gibi bir üzümdür ki Allah bilir benzeri meğer Adn uçmağında ola. "(Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler), üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, (... bitirdik)" [Kur'ân, Abese, 28-30] âyeti bu Şam'ın zeynî üzümü hakkında inmiş ola. Her ne kadar yesen asla hararet vermeyip ağırlığı olmaz. Ve,

Şam-ı şerifin sanayiinden meşhur olanları bildirir

Evvelâ atlası, hâresi, dârâyîsi, helâlîsi, çeşit çeşit muhattemi, kutnisi, abâyisi ve dikdiki, vezirlere mahsus zerdûz dikdikler işlenir ki büyüleyicidir. Ve kadifesi ve bu türlü metaının çeşitleri vardır, ama meşhurları bunlardır. Gerçekten de Arabistan'ın cennet köşesidir. Gayet işlek şehirdir. Her sene nice Mısır hâzinesi mal toplanıp harcanır, gayet verimli diyardır.

Gariplik: Şam şehri içinde çarşı pazarda sürü sürü yerli "keçiler gezer. Her birinin emceğinde beşer altışar okka sütü var. Tulum gibi sarkıp gezer. Sahibi ise "Sarı keçinin sütü" deyip süt satar, ama sütten nişan yok. İstediğin kadar sütü keçiden külek içre sağıp sana verir. Fazlasını yine keçinin ağzına döküp gider, garip seyirliktir. Her keçinin belinde ayakbağı ve kösteği hazırdır. Sütleri kalmayınca çayıra götürüp bağlar.

Bu Şam içinde nice ibretlik şeyler vardır ama yazması sıkıntı verir. Defterdarzade Mehmed Paşa burada yönetici iken bütün hanelerin hanesini hane-i avarız dan kaldırıp yeniden yazmak istemişti. O düşünce ile Şam içinde ne kadar insan varsa yazmak isteyip ne kadar koyun yenir, ne kadar oturan ve misafirler varsa yazmış ve 600 bin adam bulmuştur. Böyle bir adam deryasıdır. Ama vefasız halkı vardır. Ama Anadolu ve Rumeli toprağından olan asker sınıfı garip dostlarıdır.

Suyu ve havasının hükmü odur. Yıldız talihi (—) mensuptur. Üçüncü iklim içindedir. Uzun günü (—) ve arz-ı beledi (—)dir. Ve halkın yüz renkleri beyazdır. Burada cennet kokulu Şam'ın denizde damla güneşte zerre özellikleri tamam oldu.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗