Divriği
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Divriği
Büyük Fırat Nehri kenarında göklere doğru baş çekmiş yalçın kanara (sarp) kaya üzerinde eski yapı ibret verici bir büyük kaledir. Van Kalesi, Mekü Kalesi, Şebin Kalesi ve Mardin Kalesi'nden sonra bu Divriği Kalesi'dir. Gerçekten de Süleyman Nebi'nin Div-Riğ'i haps ettiği kadar vardı. Öyle yüksek bir kaledir ki kuşatma sonunda aman dileyip fethola, yoksa bir şekilde bir taraftan lağım, siba (siper) ve metris etmek mümkün değildir. Meğer kale içinde kıtlık ve sıkıntı ola.
Ama suya sıkıntı çekmezler, zira yukarı iç kale kayasının ta en yüksek kısmında 2.000 ayak kesme taş merdiven ile Fırat Nehri'ne inilir. Bir çeşit sanatlı su yolu var ki [80b] diller ile anlatılmaz ve kalemler ile yazılmaz. Suya gidenin başka yolu vardır. Su getirenlerin farklı yolu vardır. Yine birbirlerine bakmaktadırlar. Garip tarzlı bir acaip yoldur. Bundan başka kale içinde yine yağmur suyunun toplandığı su sarnıçları vardır.
Buğday anbarları, cebehaneleri ve kale içinde tamamı 300 adet temiz toprak ile örtülü haneleri, bir camii ve kalenin batı tarafına bakar bir demir kapısı vardır, aşağı şehre açılmaktadır.
Kalesi yuvarlak şekilli Şeddadi taş binadır. Burçları ve bedenleri sağlam ve güzeldir. Fırdolayı çevresi (---) adımdır. Yeniçeri ocağından kale dizdarı ve ( ---) adet kale neferatları vardır. Gerçi iç ildir serhad değildir, ama celali ve cemali sığınmasın için neferatları, yetecek kadar cebehanesi ve şahane hoş topları her bayram günlerinde ve mübarek gecelerde atılıp şehir gürültüsünden inler.
Ama bu kale içinde bağ, bahçe, çarşı-pazar, hamam ve bedesten yoktur. Zira göklere doğru baş uzatmış çıkması çok zor yüksek bir kaledir.
Divriği şehri aşağı varoşunun anlatılması: Ensesi kale bayırına yamanmış bütün haneleri batı tarafına bakar hayat suyu Fırat Nehri kenarında bağlı, bahçeli, bakımlı ve şenlikli tamamı ( ---) adet güzel haneler ve büyük saraylar ile süslenmiş, Cennet bahçeleri ile bezenmiş süslü bir şehirdir. Tamamı 46 mahalledir.
Mahallelerinin isimleri: Ali Paşa Mahallesi, Hamis Ağa Mahallesi, Bekir Çavuş Mahallesi, Keyvan Ağa Mahallesi ve (---). Bakımlı mahalleler bunlardır.
Vezirlerin, ayanın ve seçkinlerin hane ve sarayların isimleri: Tamamı (---) adet saraylardır. Evvela çarşı başında Paşa Sarayı, Ali Paşa Sarayı, dere karşısındadır ve Mehmed Ağa Sarayı çarşı başındadır. Mahkemesi Ulucami yakınındadır.
…
Sultan Çarşısı'nın anlatılması: Tamamı {---) adet dükkandır ve gayet süslüdür. Bütün yollarının üzerleri örtülüdür, ama bedesteni ( ---)
…................ (1 satır boş) ...............
Güzellerinin anlatılması:
................ (2 satır boş) ................
Yiyecek ve içeceklerinin anlatılması: Bunlardan Resulullah evkafı olan dut meyvesinin renklileri meşhurdur. Özellikle siyah dutu, mor dutu ve beyaz dutunun hoşafı, pekmezi ve şerbeti yeryüzünde yoktur ( ---)
................ (1 satır boş) ................
Divriği halkıyla hüsn-i ülfet: İleri gelen ve seçkinleri gayet çoktur. Bütün halkı garip dostlarıdırlar. İnsanların dilinde Divriği huranı (iri gözlü cennet kızları) meşhurdur, ama acımasız saçma bir sözdür.
Bütün gariplerinin her gece misafirsiz olmaları ihtimalleri yoktur. Ayanı çoktur. Halkı Ervam'dır (Rumlardır), reayası Türkmen, Kürt ve Ermeni'dir. Malatya şehri bu Divriği'nin kıblesi tarafında bir menzil yakın olduğundan bu Divriği toprağında sakin olan reaya ve berayanın örfi (yerel) vergilerini tamamen Malatya muhassılı alır.
Divriği külliyatının özellikleri: Garip temaşadır ki bu şehir Fırat Nehri kenarında olduğundan yomca odunu adıyla bir tür kısacık tomruk odunları olur. Fırat'dan yukarı dağlarda herkes odunu kesip birer tür işaret koyarak Fırat Nehri'ne bırakırlar. Şehir yakınında bendlerde bütün odunlar toplanıp herkes işaretleriyle odunlarını alıp yemek pişirirler, seyirliktir.
Garip temaşa: Rum, Arap ve Acem'de bu Divriği'nin kedisi kadar nazlı, cana yakın, sevimli, avcı ve edepli kedi olmaz. Gerçi Mısır Elvahı'nın Trabzon'un ve Sinop şehrinin kedisi de meşhurdur, ama bu Divriği'nin şişman, iri ve samur gibi parlak postlu nice bin renkte kedisi olur. Hatta Rum'dan Acem diyarında Erdebil şehrine hediye götürürler. Acem'de kafes içinde dellal başında gezdirip şah pazarında ve bedestende "Bir tümen iki tümen akçe!" diye şah mezadında satılır Divriği kedisi olur. Özellikle ahta (iğdiş edilmiş) kedi olursa ona paha biçilmez. Zira Erdebil şehri içinde kedi yaşamadığından Erdebil faresi gayet meşhurdur. Gerçi Acem kavminin sakalları cimberistir ama bıyıklarını tamamen sıçan yediklerinden Divriği kedisini yüksek pahaya alırlar. Erdebil kedi dellalılın bağırması:
Ey taliban-ı mirrabe (kedi isteyenler)
Ve sinnure-i sayyade (avcı kedi)
Ve mü'eddebe-i hirrabe (terbiyeli kedi)
Ve munis-i tarrabe (cana yakın kedi)
Ve hasmane-i farabe! (fare düşmanı)
Lakin serrake değildir (ancak hırsız değildir)
Munis-i gam-haredir (kederinize can yoldaşıdır)
diye kedi dellalları [Blb] bayatı makamıyla okuyarak kafesleriyle Divriği kedilerini başları üzerinde gezdirip satarlar. Zira halkının elbiseleri yırtık (peşmine) hırka gibi fare derdinden parça parça olmuştur. Onun için Erdebil şehrinde hirre yani gürbe yani kutta yani sinnure yani mirrabe yani maçı, pistan ve mestan yani kedi kıymetli olup Erdebil mezadında satılır. Ta bu mertebe Divriği kedisi meşhurdur.
Ama fakir kedilere Divriği kadılarının müflisçe olanları gayet hasımdır. Senede 40-50 adet kedileri gizlice katl edip tabaklattırıp kış günlerinde kürk edip giyerler, Moskof ülkesinin sincap kürkünden asla ayırt edilmez. Kırmızı renkli kedileri Azak cılkavası kürkünden fark olunmaz.
Bu şehrin batı tarafında olan dağların üzeri bağlardır. Kuru Kavak Yaylası derler bir abıhayat suyu var. Havası da gayet tatlı ve hoş güzel bir şehirdir. ( ---)
................ 2 satır boş ................
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗