Diyale Nehri
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Diyale Nehri
Daha önce Acem ülkesinde Erdebil vilâyeti, Kum, Kâşân, Hemedan, Dergezîn ve Şehribân diyarlarından Bağdad'a gelirken bu Diyâle Nehri'nin doğuşu ve batışıyla bütün özellikleri yazılmıştır. Ama şimdi bu mahalde nehir kıyısında çadırlarımızla konup köyden balık avcıları getirttik. O kadar çeşit çeşit balıklar avlanıp Şehribân'ın ekşi narını balıkların üzerine sıkıp yedik. O gece çok zevk ü safa ettik ve Diyâle Nehri'nde çimip [yıkanıp] rahatlayıp zindelik kazandık.
Sonra seher vakti Diyâle Nehri gemileriyle geçtik. Zira taşkın vakti idi. Taşkın vakti olmayıp inişte olduğu vakitte bile az olsa değme yerinden at ile geçilir Diyâle Nehri değildir, gayet taşkın ve coşkun sudur. Hatta IV. Murad Han Bağdadı fethettiğinde Bağdad’dan aman ile çıkan Acem bu Diyâle Nehri'ne gelince "Osmanlı ardımızdan kırmağa geliyor" diye korkularından Diyâle Nehri'ne bütün Kızılbaş urup tamamı suda boğulmuştur. Hâlâ kemikleri Diyâle kıyısında açıkta görülmektedir. Tâ bu derece büyük bir nehirdir. Yaratıcıya hamd olsun bu mahalde gemilerle geçip sağ salim Bağdad toprağına ayak bastık.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗