Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiDrama
BALKANLAR & KAFKASYA

Drama

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Drama

Bu da Feylekos ve Yunan İskender'in yaylagahıdır. [217b] Yunanca Dırama bir İrem Bağı'nın ismidir. 787 [1385] tarihinde Gazi Hüdavendigar I. Murad Han zamanında Gazi Evrenos Rum ve Bulgar keferesi elinden zorla fethetmiştir. Rumeli Eyaleti'nde (---) sancağı hükmünde (---) (---) voyvodalıktır ve 150 akçe payesiyle şerif kazadır.

Ve nahiyesi (---) adet mamur köylerdir ki gayetle verimli kazadır, zira reaya ve berayaları zengin olup şer-i şerife itaatkarlardır.

Şeyhülislamı, nakibüleşrafı, sipah kethüdayeri, yeniçeri serdarı, şehir naibi, muhtesibi, bacdarı, şehir kethüdası ve haraç ağası vardır. Ve ayan-ı eşrafı gayet çoktur.

Kalesi: Bir bayırlı yerde ve bir gölgelik ormanistan içinde dörtgen şekilli, taş yapı, eski bir kaledir ki çepçevre büyüklüğü 2 bin adımdır. Dizdarı, neferleri ve cebehaneleri yoktur. Ama iki kapısı var, biri doğuya ve biri batıya bakar kapılardır. Hisar içinde 200 adet kiremitli kargir yapı bahçesiz küçük hane vardır. Ve bir tarafında hendeği yoktur. Bey Camii adıyla gayet sanatlı 1 camii var, cemaati gayet azdır.

Dırama şehri varoşu

Hepsi 7 adet mahalledir. Evvela (---) mahallesi (---) (---) (---).

Ve 600 adet bağ bahçeli, altlı ve üstlü mamur kargir geniş ev vardır.

Ve 12 adet büyük küçük cami vardır. Evvela çarşı içinde Eski Cami: Sultan Bayezid-i Veli'nindir, eski tarz, dua kabul olunur bir mabettir. Molla Camii, Ak Mehmed Ağa Camii, Büyük Tekke Camii, Küçük Tekke Camii. Geriye kalan 7 adet, mahalle mescitleridir.

Ve iki medrese, 3 sıbyan mektebi, 2 adet derviş tekkesi, 10 adet küçük han ve 1 adet hamam vardır.

Bir taşlı dere içinde iki tarafı şehir olmak ile bu dere üzerinde ağaç köprüsü var. Bu taşlı dere kenarında 300 adet dükkanlar var, ama kargir bedesteni yoktur. Hatta bazı zaman bu dere içinde akan Pirnaz Nehri taşkın gelip bu dere içinde olan dükkanları sel götürüp yine yaparlar.

Bu çarşı içre yüksek bir tahta kule üzerinde acayip sanatlı saat kulesi var. Çanının sesi bir hayli uzak mesafeden duyulur.

İbret verici mesiresi

Evvela, Dırama şehrinin ortasında Eski Cami önünde Subaşı adlı ariflerin toplantı yeri büyük bir havuzu var ki Şafü havuzundan geniş ve derin Hanefi Numan ibn Sabit yolu üzere ona ondan büyük göl gibi bir havuzdur ki Rum, Arap ve Acem'de, Belh u Buhara, Horasan ve Alman'da öyle bir mesiregah hoş havuz yoktur. 100 adetten fazla abıhayat turna gözü saf, duru, billur gibi sular kaynayıp büyük havuza ve küçük havuzlara akar ki her Kevser suyundan Temmuz ayında, bir insan berrak suyundan huzur ile içemez. Ta bu derece soğuk, temiz içeceklerdir.

Bu büyük havuzların çevresinde çeşit çeşit oturacak sofalar ve türlü türlü sedirler ve renk renk yapılarla donatılmış odalar var. Bunlardan büyük havuzun içine 500 adam sığar. Ve suyu insan memesi boyu kadardır. İçi ve taşra kenarları baştan başa tamamen beyaz ham mermer döşelidir.

Bu büyük havuzların 4 tarafındaki vadi yüksek çınarlar ve türlü türlü gölgeli ağaçlarla süslenmiş bir köydür ki bu kadar ağaçların gölgesinde asla alemi aydınlatan güneş tesir etmez, zira her bir büyük ağaç biner yaşında Tanrı eseri yüksek çınarlardır ki her birinin zirvelerinde nice yüz bin çeşit kuşlar yuva yapmışlardır. Ve nice bin güzel sesli kuşlar ve bülbüller o yüksek ağaçların gölgesinde ötüp nağme yapıp orada olan aşıklara zevkler verirler.

Hala Dırama şehri halkının dinlenme ve gezinti yeri bu mesiredir. Özellikle iki bayram günlerinde, Harezmşah Nevruzu gününde, Nevruz-ı sultanide ve Hızır-İlyas günlerinde bütün çoluk çocukları bu gezinti yeri geniş alanda ve burada olan yüksek ağaçların dallarına salıncaklar kurup aşık maşuklar gezinerek konuşarak salınırlar. Bütün alem seyyahı oraya gelip bu dinlenme yerini gezip dolaşıp her köşkçüklere birer çeşit güzel yazı ile eserler bırakmışlar.

Bu yeşillik ovanın 4 tarafında alçaklı [218a] ve yüksekli duvar üzerinde hanedan sahiplerinin çeşit çeşit dinlenecek köşkleri ve türlü türlü şahnişinleri olup tüm bu vadide oyun oyna yan çocukları, çeşit çeşit hokkabaz, sürahibaz, cambaz ve çalgıcıları seyrederler. Ama o köşklere her gezintiye çıkan varamazlar, zira her kişinin mülkü, bağ ve bahçeleridir.

Bu havuzlarda tüm çocuklar, oğlanlar ve dilberlerin küçükleri büyükleri deniz yaratığı gibi kaküllerini dağıtıp gümüş tenli çıplak bedenlerini billur futalara sarıp her bir havuzda gümüş balıkları gibi yüzüp her biri birer güne sanat ile havuzlara perendecilik edip birbirleriyle vasıtasız kuç kucak olup görüşüp öpüşüp oynaşırlar. Kimse bir şey söyleyip engel olamaz. Dırama şehri mahbubları kanunu, diye mahbublar adeti budur.

İki bayramın 3 gün 3 gecelerinde bu büyük havuzların çevresinde tüm yiyecek ve içecek satıcı ufak tefek esnaf dükkanları yapılıp herkes dükkanlarını süsleyip gecelerde dükkanlarını nice bin kandiller ile aydınlatıp alışveriş ederler.

Sözün kısası, bu kadar zaman seyahatimiz içinde böyle bir eğlence, gezinti ve dinlenme yeri görmedim. Gerçekten de ariflerin toplantı yeridir.

Bu Dırama şehri, Pirnaz Dağı Yaylası dibinde bulunmakla suyu ve havası gayet hoş olup mahbubu ve mahbubesi gayet nazik, yumuşak, sim endamlı, güzel görünüşlü, melek yüzlü mahbub ve mahbubeleri olup hepsi garipleri severler. Halkının çoğu mahbub dostlarıdır.

Tüm vilayeti halkı tüccar, esnaf ve sanat ehlidir. Gelen geçen yolculara nimetleri bol olup Bulgarca ve Rumca konuşup bazı şiveleri, konuşmaları Urum dili gibi "varmisik, gelmisik" diye kat harfini çok kullanırlar.

Erkeklerin giysileri: Hep çuka, atlas, kamha, darayı ve elvan boğası kaftan dahi giyip başlarına Muhammedi sarık sararlar.

Kadınların giysileri: Hepsi çuka ferace ve yassı başlı olup başlarına beyaz car bürünüp edeplice gezerler. Bütün reayaları beyaz abalar giyer Çıtak kavmidir, ama gayet rençber, yani işini gücüne bağlı, çalışır adamları vardır.

Bu şehrin kıble tarafı büyük bir ova, verimli zemin olmak ile gayet ucuzluk ve ganimet şehirdir.

Bu ovanın kıble tarafı sonunda göklere doğru uzanmış yüksek bir dağ vardır, ismine (---) derler. Yaz ve kış asla zirvesinden karı eksik değildir. Ondan da nice 100 adet pınarlar doğup ovada olan köy ve kasabaların ekinliklerini sular akarsulardır. O yüksek dağ 5 konak yerden bellidir

Şehrin ensesi ki, kuzey tarafıdır, şehirden bir top menzili uzak Karlıdağ adıyla bilinen, gerçekten bir karlı dağdır. Bir tarafı yine Pirnaz Dağı'dır. Bu dağların da daima karları eksik değildir ki eski zamanda Feylekos Hakim'in yaylağı imiş. Hala yine bu şehir halkı o yüksek dağlara yaylağa çıkarlar.

Hatta bu Dırama şehrinin her hanesinde ve bağ bahçelerinde akan abıhayatlar tüm Karlı'dan ve bu Pirnaz Dağı'ndan gelip evlere taksim olur.

Beğenilenlerinden: Dırama'nın çadır bezi gayet meşhurdur, zira pamuğu gayet hoş olur. Ve ince ve şeffaf keten bezi işlenir ki bir gömleğin bezini bir kamış içine koyup İstanbul' da vezir ve vekillere ve bizzat Osmanlı padişahına hediye götürürler. (---) (---) (---).

Kısacası mamur şehirciktir. Yüce Tanrı koruya.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗