Dümbüli Kalesi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Dümbüli Kalesi
İran ülkesi tarihçilerinin yazdığına göre ilk yapıcısı Enûşirvân-ı âdildir. Sonra Gıyâseddin Kepânî tamir etmiştir. Bu kalenin ismi önce Tilvân idi, Harun Reşid halifeliğinde imar olması için Terekeme (Türkmenler) Dümbülî kavmini bu Tilvân Sahrası'nda kondurduklarından Dümbülî Kalesi derler. Rumiye hanlığı hükmünde başka sültanlıktır.
…
Dümbüli Kalesi'nin şekli
Rumiye Gölü'nün kıblesi tarafında hayli [298b] uzak mesafede bir büyük ovada bulunan beşgen şekilli Şeddâdî beyaz taş seçkin bir kaledir. Bir düz yerde bulunduğundan derin hendeği vardır, Fırdolayı çevresi 7.000 adımdır. Ve 41 adet sağlam burçları ve 3 kapısı var. Batı tarafta Harir Kapısı, zira Harir Dağları o taraftadır. Kuzey tarafta Rumiye Kapısı ve güneyde de Erdebil Kapısı. Şehir içinde toplam 1.000 adet haneleri vardır, tamamı pâk toprak ile örtülü zemin ve iki katlı mamur hanelerdir.
Tamamı 7 mihrabdır. Evvelâ,
Hacı Han Camii: Süleyman Han asrında Van Veziri İskender Paşa bu hanı Dümbülü'de basıp katletmiştir, camiinde gömülüdür.
Ve dahi Şems Han Camii, Boğa Bay Camii ve Şah Cihan Camii, malumum olan bunlardır ama mektep, medrese ve tekkeleri yoktur.
70 kadar dükkânçeleri vardır ve her nevrüz-ı sultanide yılda 40 gün çok hareketli geçen Dümbüli pazarı ve Gilân pazarı Acem ülkesinde meşhurdur. Bu pazar için Dümbüli Şehri dışında 3.000 kadar ufak tefek dükkânları vardır ki tamamı ağaçların gölgesinde dükkânlardır, âlemi aydınlatan güneşin ışıkları tesir etmez bir ağaçlık ve gölgelik içinde büyük pazardır. Gelenler geçenler her zaman konuk olurlar.
İç kalesini gezemedik. "Güzelce Şah kadağa (ferman) eylemiştir" diye bekçiler engel oldular. Ama yine o kaleyi bir aydınlattılar ki anlatılmaz.
Bu şehrin bütün halkı alaca Kızılbaş'tır. Başları alaca ve sırtlarında peşlileri kalemkâri çit alaca, yeşil don ve yeşil sağrı pabuç giyer tümü geçimi kötü başı tıraşlı Kızılbaş'tır. Ve sanayilerini beğenileni, genellikle halkı kalemkâri giyerler, çeşit çeşit çarşaflar ve perdeler dikerler ki büyüleyici bukalemun nakışlı işlerler.
Bu çarşısı, sultan çarşıları ve kahvehaneleri gayet süslüdür. Gerçi Kızılbaş diyarıdırlar ama asla meyhane görmedim, sarhoş bir adam görmedim. Zira gayet ayıptır. Diğer şeylerde serbestlerdir. Hanları, hamamları ve şehir içinde âbıhayat su kuyuları vardır ama akarsuları yoktur. Ancak bağ ve bahçesi çoktur.
Havası gayet serttir. Zira denizden uzak olduğundan bir tarafı saf kumsal sahradır. Genellikle halkı Temmuz'da Harir Dağları'na ve İşneviye Dağları'na yaylağa çıkarlar. (---) (--) (---)
Dümbüli Kalesi'nin ziyaret yerleri: Evvelâ bağlar kenarında Şüri Baba, ona yakın Şeybe Dede ve Cığalı Sultan Allah'ın emri anadan doğduğunda alnında sinir gibi bir cığa tel gibi bir şey ile vücuda geldiğinden Cığalı Baba derler. Ziyaret ettiğimiz bunlardır. Sonra hanın bir ziyafetini yiyip hediyelerini alıp batı tarafına ana yol ile,
Evvelâ yine Murtaza Paşa ağası Ali Ağa ile ve Murtaza Paşa kardeşi Gürcü Temres Bey, hakir ve hanın bizimle Tebriz'e gidecek on adamı ile Dümbüli Şehri'nden çıkıp batı tarafa 5 saat
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗