Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiEbülhevl Tılsımı (Büyük Gize Sfenksi)
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Ebülhevl Tılsımı (Büyük Gize Sfenksi)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Ebülhevl Tılsımı (Büyük Gize Sfenksi)

İbrice'de Bilmib'dir, hala Ebülhevl denir. Bu da üçüncü küçük Ehram'ın doğu tarafında hamam kubbesi kadar bir beyaz taştan büyük bir kelledir. Ancak boynundan yukarısı vardır, vücudunun geri kısmının şekli yoktur, boynuna dek bir kelledir. Ve yüzü doğu tarafa bakar. Kaşı, başı, gözü, dişi, kulakları, dudakları ve boynu var, büyük bir kelledir ki başı üzerine yüz adam otursa mümkündür.

Geçmişin ustası buna Ferhad gibi bir çekiç vurmuş ki sanki canlı bir kelledir, tebessüm edip durur. Mermer ustası bu kelleye böyle bir çeşit örme saçlar göstermiş ki kıvrım kıvrım, büklüm büklüm, fitil fitit oylum oylum kıvrılıp dağılmış kaküller ve belikler göstermiş ki büyüleyici sanatını icra etmiş.

Eski zamanda bu kelle gelen geçenlerle konuşurmuş, öyle tılsım olmuş, Mısır üstüne bir yağı padişah geleceğini, kıtlık ve veba olacağını, yağmurun yağıp yağmayacağını, Nil taşkınının ne kadar olacağını, kimin ölüp ölmeyeceğini, kısacası bütün bilinmeyen şeylerden haber verirmiş. Hazret-i Musa'ya bu Ebülhevl'in gaip haberlerini verdiği bilgisi ulaşınca Hazret-i Musa Ebülhevl katına gelip bir hayli konuştuktan sonra Hazret-i Musa buyururlar ki,

Konuşma gücüne sahipsin. Allah'ın hak peygamberine iman getir buyurmuşlar. Ebülhevl,

“İdris peygamberi bilirim başka bilmem” deyince Hazret-i Musa öfkeli bir padişah idi, elindeki asa ile Ebülhevl taşının başını birkaç yerden yarıp ağzını burnunu kırıp “Sus ey melun” deyip gider. Hala Hazret-i Musa’dan beri dünya sözü etmeyip hala asa darbından başı gözü kırıktır, ama acayip sanatlı insan yapısıdır.

Bir rivayette yine sihirbazlar sihir ile söyletir. Ama kadın taifesiyle konuşurmuş. Bir kadının bir hayli malı kaybolunca o kadın,

“Ey Ebülhevhl Benim eşyalarımı kim aldı?”

“Filan adam aldı” der.

Derhal kadın hakime varıp heritin hanesini basıp bütün eşyalarını eksiksiz bulur. Bu hırsız herif öfkesinden Ebülhevl'in başı üstüne çıkıp pisler. O zamandan beri tılsımı bozulup konuşmaz oldu derler. Ama Hazret-i Musa hikayesi doğrudur, zira ulü’l-azmdır, onun mucize darbıyla susup kalmıştır. Hala ibretle seyredilir bir kelledir.

Buna yakın bir temaşagah daha vardır. Bir mabet kapısı var, çer çöp ve kumla kapanmış. Kapının kemerinde bir çeşit yazılar vardır ki mermerler üzere yazılmıştır. Hakir çeşitli yazıları okumada ustalığım vardır, ama bu yazılara benzer bir yazı görmedim, bir harfinin bile okunması imkansızdır.

Bu Bilmib tılsımı, yani Ebülhevl kellesi Tarih-i İbn Celal'e göre (---) tarihinde Salahiyye hankahında kalan Muhammed Sofi adlı bir yobaz,

"Canlı sureti haramdır" diye bir gün hakimden izinsiz Ebülhevl'in ağzını ve burnunu Hazret-i Musa kırdığından fazla kırarken Allah'ın hikmeti o gün sert bir rüzgar esip Cize şehri ekinliklerini kuma boğup bersim ve tahıl ekilmez olur. Cize halkı derhal Muhammed Safi'yi hakime götürüp,

"Şehrimizi kum bastı" diye feryat ederler. Muhammed Safi'den sorulduğunda,

"İyi vardım, nehy-i münker ettim" der. Cize halkı Muhammed Safi'yi hakim huzurunda parça parça edip Ebülhevl yanında gömerler. Hala Ebülhevl'in seyrine gelenler, bu sapık safunun kabrine taş atarlar.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗