Ekre (Khurayyim Sa'id)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Ekre (Khurayyim Sa'id)
Ulu dağlar arasında bir vadidir. Dört tarafındaki dağların ardında mamur köyler vardır. Oradan Arapların kadın ve çocukları mallarını getirip hacılara satarlar. Bu Ekre'nin suyu acı olduğundan Araplar develerle âbıhayat sular getirirler.
Bu Ekre'nin yakınında bir şehir vardır. Bir tarafı Kızıldeniz kenarındadır. Hâlâ haraptır. Ama öyle büyük bir şehir imiş ki o zamanda Mısır bu şehrin yanında bir belde imiş. Feridun şehirlerinden bir şehir imiş, hâlâ yapı kalıntıları deniz kıyısında minareleri, yüksek sütunları ve boş kubbeleri hâli üzere durur. Harap olmuş, berbat edilmiş bir diyardır.
Feridun, Hazret-i Nuh'a iman getirip Tufan'da gemiye bile binip Tufan'dan sonra bu şehri yapmıştır. 500 sene yaşayıp Hazret-i Hûd'a da iman etmiştir. Bazı zaman Hazret-i Hûd'un şehri Şam'ın Kâbe yolunda Nâka-i Sâlih Kayası yakınında şehri var idi. Allah'ın emriyle yere geçti, gören hacılara saklı değildir. Orada bir minare mili vardır, hâlâ açıktır, ona Feridun Sütunu derler. Feridun o milden dağlar ve beller içre bir duvar çekip ta bu yazdığımız Ekre adlı menzilden geçip Kızıldeniz'e kadar bir duvardır. Hâlâ yapılar bellidir.
Hûd Nebî'nin yere geçen şehrinde Feridun'un inşa ettiği mil üzerinde bir çeşit hatlar var ki hâlâ bu cihanda misli görünmemiştir. Çeşit çeşit garip ve acayip şekiller var ki benzeri Rum'da Atina şehrinde ola.
Bu Feridun uzun yaşadığından 11 oğlu oldu. Biri Tûr'dur, onun oğlu Râdîm, onun oğlu Peşeng, onun oğlu Efrâsiyâb'dır. Feridun'un bir oğlu da îrec'dir. Onun oğlu Gûşeng, onun oğlu Menûçehr'dir. Menûçehr, Hazret-i Musa'ya iman getirmiştir ve Hazret-i Musa ile Tîh Sahrası'nda birlikte gezmiştir. 120 sene padişah olup hükmünde olan şehirlerin ve kalelerin etrafına hendekler kazmak bundan kalmıştır. Hatta Elburz Dağı eteğinde Irak-ı Dâdyân derler, büyük bir viran şehir vardır, bu Menûçehr'in yapısıdır. Dört tarafına bir hendek kazmıştır ki sanki cehennem çukurudur.
Feridun'un bir oğlu da Selm'dir. Ve onun oğlu Gâv-ı İsfahanî'dir, onun oğlu Kârb-ı Pehlivanî'dir. Bunlar hep oğul oğula ve torunlardır. Kimi Irak-ı Dâdyân'da yatar, kimi Gazan şehrinde yatar. Dört oğlu Menûçehr'den kaçıp Nemse vilâyetlerine varıp Eğri Kalesi'nin kuzeyinde hâlâ Türk Oru derler, topraktan yığılı bir kale yapıp orada sakin olurlar.
Bunlara Nemse kavmi "Siz kimsiz?" diye sorduklarında Nemse dilini bilmeyip Fars diliyle "Men çârız" derler yani "Biz dört kişiyiz" derler.
Nemse de "Bunlar Men çârmış, Men çârmış" diyerek Men çâr'dan Mâçâr, Macar kaldı. Hâlâ Macar, Menûçehr neslindendir. Onun için Macar dilinde bazı kelimeler Farsçadır. Zira bunlar Acem diyarında hâsıl olmuşlardı. Feridun Menûçehr'in birkaç evlâdı bu Mısır'ın Kâbe yolunda yazdığımız Ekre yakınındaki şehirde yatarlar. Hakire o harap şehri görmek kısmet olmuştur.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗