Gabele Çiftliği Kasabası
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Gabele Çiftliği Kasabası
Bu anılan Gabele Kalesi'nin dışında, batı tarafında Neretva Nehri kenarında bir geniş düz çemenzâr verimli arazide 300 haneli ve baştan başa kayağan örtülü kârgir şeddadi yapı, cennet bahçeli geniş evlerinin bazısında kuleler vardır.
Ve tamamı 3 mahalle ve 3 mihraptır. Biri camidir, geri kalanları mescitlerdir. Bir medresesi, bir mektebi ve bir tekkesi var, ama burada asla çarşı pazardan bir işaret yoktur.
Etrafı taşlık olmakla sıcakları çok şiddetli olup havası ağır olduğundan sıtması gayet çok olur, ama bütün halkı keçi sütü surutkası içmekle, pivo ve bal suyu içeceklerinden bol bol içmekle sıtmayı def edip sağlıklarına kavuşurlar, hayli diri ve kuvvetli olup firkatede kürek çekmenin erbabı güçlü adamları vardır.
Hatta Hazret-i Süleyman birkaç nefer devlere gücenip bu Hersek dağlarına o devleri sürüp Uskok kavmi kâfiri o dev ve ifritlerin neslinden olup bu Hersek kavmi ve bu Gabele kavmi de onlardan gelmişlerdir. Gerçekten de Dâbbetü'l-arz kadar güçlü kuvvetli gazi yiğitleri olur. Hatta vuruşma ve savaş sırasında kâfirlere saldırıp kılıç çıkarmayıp tüfeng atmadan sağ eline ve sol eline birer kâfiri alıp birbirlerine kâfirleri vura vura sersem edip kâfirlerin ellerini kafalarına bağlar, öyle güçlü kuvvetli yarar yiğitleri olur, hepsi kale neferatlarıdır. Bu şehirde yabancılar duramaz, gayet zor yerdir.
Tanrı'nm garip hikmeti
Hazret-i Süleyman anılan ak devleri bu Hersek vilâyeti dağlarına sürdüğünde devler açlıklarından Hersek'de olan dağların topraklarından yiyip açlıklarını giderirlerdi, ama bıyıkları ve saç sakalları tamamen dökülüp mahbûb gibi olurlar.
Daha sonra Hazret-i Süleyman devlerin bu hâllerinden haberdar olup Hazret-i Süleyman hekimleri ve Âsaf-ı Berhayâ
"Evet padişahım, o Hersek dağlarında zırnık bulunur. Eğer o dağlarda insan olsa, o dağlarda bulunan zırnıka uğrayan berrak sulardan insanoğlu içse saçı sakalı geç gelip 40 yaşına kadar mahbûb oğlanları ola. O zırnık toprağından tüylü adamlar kıllarına sürseler derhâl bir kılı kalmayıp insan vücudu billur gibi olur" dediklerinde meğer Hazret-i Süleyman'ın hatunu Saba şehri padişahının kızı Belkıs Hatun'un topuklarından yukarısı kıllı imiş. Hemen Hazret-i Süleyman bir ifrite emredip ve Hersek'de mahpus olan devlere heldine adlı bir tohum gönderip,
"Bunu eksinler ve yesinler ve bize yedikleri zırnıktan toprak göndersinler" diye buyurunca hemen ifrit göz açıp kapayıncaya kadar Hersek'e gelip heldine baklasını devlere verip devlerden zırnık alıp yine yıldırım gibi Süleyman Nebî huzuruna gelip hırızmayı verip Belkıs Ana zırnıkı kıllı olan yerlere sürünce Belkıs Hatun'un vücudu inci gibi, soyulmuş yumurta gibi beyaz olup safâ eder.
Sonra Süleyman Nebî de kullanır. Nure, hırızma terkibi ve zırnık sürünmek Hazret-i Süleyman'dan kalmıştır. Ve Hazret-i Risâlet-penâh efendimiz de kullandıklarından ümmetlerine sünnet olmuştur. Hâlâ Hersek dağlarında olan zırnıkın bolluğu bir diyarda yoktur. Heldine dedikleri bakla gibi tahılın ekmeği bu Hersek ve Bosna diyarında mahpus devlere Hazret-i Süleyman aleyhsselâmın hediye gönderdiği nimettir, vesselam. Beri taraftan,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗