Gazikıran Kalesi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Gazikıran Kalesi
(---) tarihinde bu kaleyi Abbasioğullarından Hakkâri padişahları yapmıştır. Ama ismini bilemediler. Nice kere Acem eline, nice kere Osmanlı eline girmiştir. Hâlâ Van Eyaleti'nde Pinyaniş beylerinin Gazikıran'ın ocak beyleri hükmündedir. Bu kavmin yarısı Acem'e tabidir. Zira köyleri, kentleri, mezraaları, bağ ve bahçeleri tamamen Acem toprağındadır. Ancak kaleleri sarp olduğundan rahat korunurlar. Osmanlıya tabilerdir ama yine Mahmudi'nin Pinyanişi kavminden Gazikıranlılardandırlar.
Bu kavme "Gazi Kıran" denmesinin sebebi odur ki bunlar geçen asırda 8.000 asker olup şah hanları gazileriyle Revan Kalesi'ne yardıma giderken bunlar Acem'in önünü alıp eyle kılıç vururlar ki Kızılbaş bir baş can kurtaramaz. Hâlâ ol asırdan beri bunlara Gazikiranlı derler, ama çoğu Acem'e tabilerdir.
Gazikıran Kalesi'nin şekli: Rumiye Ovası’na bakan bir yalçın kaya üzerinde dörtgen şekilli bir küçük eski yapı, bir sarp hoş kaledir. Kaç adımdır malumum değildir. Kale içinde on hanesi ve bey sarayı vardır, ama mükellef ve havadar mamur saraydır. Ve beyi ocaklık hâkimidir. Hâlâ bin askere sahiptir. Gelirleri kendine hâss-ı hümâyûn kayd olunmuştur. Toprağında timar ve zeamet yoktur, "Mefrûzu ’l-kalem ve maktû'u ’l-kademdir" diye ellerinde hatt-ı şerifleri var ki Acem galebe ederse ona tabi olalar. Onun için cuma günü camilerinde hutbe içinde önce Osmanlı padişahını, sonra İran şahını yâd ederler, ama Osmanlıya fazla muhabbet ederler. "Ah Osmanlı, bir kere dahi gelse!" diye ah ederler. Zira Acem ile Osmanlı sulh u salâh edeli fakir olduk, derler.
Aşağı Varoş'un özelliği: Çevresi kalesiz bir varoştur ki bütün bağlı ve bahçeli hanelerdir. Ama çarşı pazarı, han ve hamamı yoktur, ama bir camii var. Buradan bu kere güney yönüne gitmek (289b) gerekince Isfahan'da İran ülkesi şahına gitmeye memur olan Sarı Ali Ağa 200 adet atlılarıyla bizden ayrılıp onlar Isfahan tarafına, bizler Azerbaycan ülkesine yönelip güneye doğru 5 saatte,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗