Gümüş (Irgat)
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Gümüş (Irgat)
Eski zamanlarda kayserler yapısıdır. Lakin Danişmendoğullarından Melik Gazi fethidir. Daha sonra (---) tarihinde Yıldırım Bayezid Han Amasya fethine giderken Gümüş halkı gümüş kap-kacak hediyeleriyle kale anahtarlarını Yıldırım Han'a peşkeş çektiler. Onun için hala Gümüş şehri halkı bütün yerel vergilerden muaf ve müsellem olup gümüşhane hizmetine memurlardır.
Amasya sancağı toprağında mefruzu'l-kalem ve maktu'u'l kadem (---) yük akçe iltizam büyük eminliktir. Beher sene iltizamı için yüce devlet kapısına yetmiş kantar saf gümüş ve bin çift gümüşlü at çulu ve torbası verip muhasebesine mahsup olur.
Osmanoğlu devletinde toplam 70 adet gümüş madeni vardır. Ama bunun saf gümüşü gibi yer yüzünde yoktur. Bir güçlü kuvvetli adam gümüşünü elinde ovsa hamur gibi ezilir.
Kuyumcular bu saf gümüşün yüz dirhemine on dirhem saf bakır karıştırıp yine gümüşü ateşten beyaz süt gibi çıkıp sultan damgasına gelir. Ta bu mertebe saf ayarlı sirebresi (gümüşü) vardır. Yer altında yedi damardır. Tanrı'nın işi günden güne kalın damarlar çıkmadadır.
Bu şehrin bütün halkı çoluk çocuklarıyla bu gümüşhaneye hizmet ederler. Hala hakimleri gümüşhane eminidir. Ve bir hakimi de 150 akçe şerif kadıdır. Senelik yedi kese mahsulü olur. Zulümden şehri harabe oluyor. Kalesi de yer yer yıkılıyor.
Bir yüksek tepenin üzerinde dörtgen şekilli taş yapı harap bir kaledir. İçinde asla hane, asla yuva, asla sığınak ve asla misafirhane yoktur. İç il olduğundan kale dizdarı ve neferatı yoktur. Ama sipah kethüdayeri ve yeniçeri serdarı vardır. Şehri hepsi tahta örtülü bin adet altlı ve üstlü hanelerdir.
Hepsi 11 mihraptır. Çarşı içinde (---) camii, kalabalık cemaate sahiptir. Cema'at-i kesireye malikdir. Mazanne-i kirame bir imamı var, lakin müferrah camileri yoktur. Ufak tefek bir beldeciktir. Gerçi darüşşifası yoktur, ama havasının tatlılığı halkına darüşşifa olmuştur. Bir hamamı, bir han, bir tekkesi ve üç sıbyan mektebi var.
Beğenilenlerinden; saf gümüşü, at çulu ve torbası bir diyarda yoktur. İstanbul ayanına hep buradan at çulları gittiğinden başka padişah ahırlarına her sene nice bin at çulu gidip gümüşhane emininin iltizamına geçer. Bağlarında lezzetli ve yemesi hoş üzümü olur. Yer yer gümüş-endamlı gümüş güzeli vardır. Şehir içinde aşağı ve yukarı yığın yığın gümistan gümüş madenleri toprağı öbek öbek yığılmışdır.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗