Halas Sofrası
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Halas Sofrası
Bu vadinin kıble tarafında Mekke yolu üzerinde,
Halas Sofası: Bir taş bina sofacıktır. İki basamak taş merdiven ile çıkılır bir alçak mihraplı sofadır. Hazret-i Peygamber Mekke müşrikleri derdinden kâh Yemen'e, kâh Tâif ve Abbas-ı Aden'e giderdi. Bir gün yine arkadaşları ile Şam'a gitmek için yola çıktıklarında Ebû Leheb ve Ebû Cehil melunlar Sürâka bin Melik adlı meluna biraz mal ve bir hayli menal verdiler. Hazret-i Risâlet'in ardınca yetişip Hazret'i şehit etmeye söz verip zırhını giyip keskin kılıcını kuşanıp küheylân atma binip mızrağını sallayarak yola çıktı. Hazret-i Peygamber'i bu Vâdî-i Fâtıma yakınında görse ki Hazret-i Peygamber arkadaşları ile yaya olarak Allah'ı zikrederek gitmede. Hemen bu kez Sürâka at bırakıp mızrağını sallayıp Hazret'e yakın geldi. Mızrağıyla Hazret'e vurayım derken hemen Hazret,
"Emsik yâ arz" diye söylediklerinde yer Allah'ın emriyle Sürâka'yı atıyla donuyla tutup yere gömmekte. Bu perişan hâli Sürâka görüp,
"Ey Muhammed, âlemlere rahmetsin, bilmedim. Düşmanların kışkırtmasına uydum. Estağfurullah, beni bundan kurtar, Mekke'ye varıp senin düşmanlarına kılıç vurayım" deyince o mürüvvet kânı merhamet edip,
"Hullî yâ arz" deyip derhâl Sürâka atıyla kurtuldu. O an Kelime-i Şahâdet getirip İslâm şerefi ile şereflenip Resulullah'ın izniyle Mekke'ye gelince bütün inkârcılar görseler ki Sürâka'nın başında beyaz Muhammedi alâmet var.
"Ey Sürâka! Bu ne hâldir? Hani Muhammed'in başı?" diye sorarken Sürâka,
"İşte melunlar! Muhammed'in başı başım üzeredir. Sizin birkaçınızı baş etmeye geldim" diye dalkılıç olup birkaç inkârcının başını kesip belli başlı melunlardan 7 baş ile Hazret-i Risalet huzuruna bu Vadi-i Fâtıma'da geldi, Hazret-i Peygamber'den bir an ayrılmayıp Muhacirin'den oldu. Sonra bu sofa yerinde Sürâka,
"İslâm ile şereflendiğim mahaldir ve Allah'ın gazabından kurtulduğum yerdir" diye bu sofayı Sürâka inşa etmiştir. Onun için Halas Sofası derler.
Bu sofa yanında atıyla gömüldüğü kayalı bir yerdir ki hâlâ bellidir.
Hacıların seyir yeridir. Bu Vadi-i Fâtıma'dan salt atlı, katır ve develi olan hacılar asla geçmeyip ve asla dinlenmeyip Mekke-i mükerremeye giderler.
Hemen hakir de Hüseyin Paşa efendimizden izin alıp develer ile hizmetçimi bırakıp 2 kölemle atlara binip kâh kumsal ve kâh temizlenmiş küçük taşlı, iki tarafı kayalı alçak dağlı yerlerden geçerek ve dağları seyrederek 16 saatte,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗