Halkalı
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Halkalı
Süleyman Han zamanında bu verimli yerde Koca Mehmed Paşa, Süleyman Han'ın mimarbaşısı Koca Mimar Sinan ibn Abdülmennan Ağa'ya kale gibi büyük saray yaptırmıştır. Hâlâ İrem bağından haber verir bir Rıdvan cenneti bağı gibi bir büyük saraydır ki anlatmakta dil kısa kalır. Hâlâ hünkâr bahçesidir ki başka ustası ve 60 adet külâhlı bostancıları vardır. Çevresinde İstanbul ayanlarının da mükellef sarayları var. Bir camii, iki hanı ve bir saray hamamı dışarıda kalıp halk için oldu. 10 adet bakkal, fırıncı, zeytinyağcı, nalbant ve bozacı dükkânları var.
Bu yere Halkalıpınar demenin sebebi odur ki kefere asrından beri bir ayazma var, hâlâ keferelerin ziyaret yerleridir. O ayazmanın kubbesinde bir demir halka var imiş. Bir adam o halkaya ip bağlayıp kahrından kendini asınca o halka kapağıyla kopup herif Takyanusî altına gömülüp altın içinden yüzerek dışarı çıkıp Süleyman Han'a haber eder. O adaletli padişah da, "Cenâb-ı Hak o malı sana vermiş, sen de öşrünü beytülmala ver" der, Defterdar İskender Çelebi eliyle 1.060 kese öşür beytülmal için alınır. Herife kalan diğer mal ona göre kıyas oluna. Onun için bu mahalle Halkalıpmar derler. Bir suyu ve havası hoş yerdir. Bu hikâyeyi babam görüp onların anlatması üzerine yazmaya cüret ettik, vesselam.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗