Hanende Ova
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Hanende Ova
Sonra bu Abraş Vadisi'nden kalkıp yine batıya Süveyş Denizi kenarınca Said yoluyla çölleri, kırları, yaban yerleri, taşlık ve ağaçlık yerleri 5 gün 5 gecede yük yıkmayıp durup dinlenmeyip yol alarak,
Hanende Ova 'da konaklayıp kuyular kazıp susuzluğumuzu giderdik. Bu Hanende Ova, Habeş hükmünde bir geniş, sulu, mahsullü köyleri olan, otu, çayırı, yulafı bol bir şirin vadidir. Fil ve gergedandan başka bütün mahlukat cinsleri ve çeşit çeşit madenlerin bulunduğu yüksek dağlar ve ulu ovalardır.
Bu dağlarda ve ovalarda nice kere yüz bin Hanende kabilesi çadırlar ve köylerle sakinlerdir. Nicesi çadırlarımıza gelip ceylan, kuzu, Habeş tavuğu, darı ve darı ekmekleri getirdiler. Tüm kavmi Süryanice konuşurlar. Bunların dillerinden de yazdım.
...
Bu Hanende kavminin de dilleri böyledir, ama kendileri konuştuklarında iri inci tanesi gibi açık seçik ve düzgün konuşurlar.
Maliki mezhepli geçinirler ama kedi, arslan, kaplan, fil ve gergedanı gerdanlarından yerler.
Hep çıplaktırlar. Saçları örülüdür. Ve avret yerleri birer ceylan, sığın ve gergedan postu ile örtülüdür.
Ölülerini yere gömmezler, elbette bir taşı oyup veya bir mağarada defnedip mumya ederler. Mağaralar içinde nice bin yıllık iskelet naaşları vardır.
Bu kavmin isimleri de şu şekildedir: Secde, Sinance, Kırmance, Selimce ve Selimace, Yendika, Sersam, Galfe, Hikmen ve Harande. Bu gibi isimleri vardır. Gayet zinde kavimdir. Bu kavimde Arapça ilimler ve yazı vardır. Kara kara dağlarında nice kere yüz bin mağaralar vardır. Kimi mağaralarda ve kimi taşrada çadırlarda sakinlerdir. Mağaralar içine gömdükleri adamlarının başları ucunda ölülerinin isimleri elbette taşa kazılmıştır, Süryanice bir çeşit garip hattır. Çoğu dörder üçer elif bir yerde, ha-i hevvez ile kaf harfi bir yerde ve ha-i zamir irabları yerinde yani ref, nasb ve cer yerine kaimdir. Bu gibi hatları var ki,
İşitmek nasıl görmek gibi olabilir?
Dağları gayet otlu sulu yerlerdir. Sanki Acem hıyabanıdır ki çeşit çeşit kuşların yanık sesleri insana hayat verir.
Bu Hanende kavminin çok güzel ve etkili Davudi sesleri var, çeşit çeşit güzel şiirlerini doğaçlama besteleyip kihta adında bir kirişli sazları vardır, onunla fasıl edip beşi, altısı bir yerden art arda ahenkle okuduklarında insan dehşete kapılır. Gayet güzel sesleri olup mavallar okuduklarından Hanende kavimi derler. Talihleri Zühre'ye mensup olduklarından daima şenlikli ve güler yüzlüdürler, asla gam ve üzüntü nedir bilmezler.
Evlerinde nice kere yüz bin misk kedisi ve çeşit çeşit gülünç maymunlar beslerler. Misk kedisi ve maymunlar birbirleri ile oynaşıp boş gezerler, asla bağlı değillerdir ve evlerde yavrularlar, garip seyirliktir. Bunlar hakire 20-25 adet çeşitli maymun ve misk kedisi yavruları verdiler.
Dağlarındaki rengarenk maymunları ağaçların yapraklarından külahlar yapıp başlarına giyip birbirleri ile şaka ederler. Sanki insan gibi beceri sahipleridir. Ve dağlar içinde fukara evleri ve dağ kulübeleri gibi evleri var. Tuhaf görünüşlü ve güldürücü maymunları vardır. Bunlardan sumbe adında bir tür bozca maymun olur, o kadar komik ve güldürücüdür ki her davranışı ve hareketi hoştur.
Bu kavim içinde bir gün konup bütün yiyecek ve içeceklerimizi tam olarak görüp bu Hanende kavmi develerinden bin tulum su yükletip yine batıya doğru yol alıp kah kara taşlar ve kah kumlar ve ağaçlar içinde yol alıp büyük seyirler ederek 6. günde,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗