Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiHanya
BALKANLAR & KAFKASYA

Hanya

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Hanya

Evvela doğu tarafında Suda Kalesi Burnu ile batı tarafında Kapospata Burnu içinde 30 mil enli bir körfez sonunda bulunup çepçevre 6 bin adım ve 3 mil kuşatır İskender Seddi bir kaledir ki deniz kıyısında bir alçak kayalı tepe üzerine yapılmıştır.

Gerçekte iç kalesini Yunan İskender'in yaptığı Yunan tarihlerinde açıktır, ama cidden bu kalenin yeryüzünde benzeri meğer yine bu adada Kandiye Kalesi ola.

Deniz kıyısında 5 köşe 5 tabyalı yüksek bir kaledir ki iki adet kapısı var. Biri kara tarafında güneye bakar büyük kapıdır ve biri dahi kuzey tarafa açılır büyük liman kapısıdır, ama ikişer kat demir kapılardır. Bir küçücük uğrun kapıcık da limana açılır, ağaç kanatlı kapıdır, demirli değildir ve halk kapısı değildir. Büyük kapılar demirli olup tüm insanların geçtiği kapılardır. Bütün halk bu kapılara muhtaç olup kapı araları ağzına kadar silahlarla süslüdür. Gece gündüz bekçiler pür-silah olup gözcülük edip gelen geçenlere bakarlar.

Bu büyük kapıdan dışarı hendek üzere büyük ağaç köprünün üstünde 11 adet ağaç topuzlar var, [284b] yani "topuzumuz ile aldık" alametidir.

Bu köprünün altında 9 yerde hendek içinde kargir yapı direkler vardır. Hendeği bir denizden bir denize kadar tam 5 bin adım karadır ve 100 adım enli hendektir, ama o kadar derin değildir.

Kalesinin duvarı 50 zira yüksek olup safi kesme küfegi arşın taşı ile yapılıp hendeğe bakan her tabyası birer kale gibidir. Her tabya üzerinde siper sepetlerinin artlarında 7 başlı ejderha gibi balyemez ve şayka topları kirpi gibi hendeğe ve sağına soluna bakar topları var.

Her tabyasının arası beşer yüz adımdır, ama levendane adımdır. Kuzey tarafı deniz olup o tarafı liman kenarınca bu kale bin adımdır.

3 adet büyük tabya vardır. Altın Tabyası ve Gümüş Tabyası hepsinden sağlam ve müstahkemdir. Bir büyük tabya da liman ağzında bir yalçın kaya üzere dökme balmumuna benzer, bir sanatlı burçta denize beraber 50 pare uzun balyemez topları ve şayka adlı pranka topları var. İçlerine insan sığar. Bu kale döver toplar denizde asla bir çırnık ve bir kayık gezdirmediklerinden başka deniz üstünde martı kuşu uçurmazlar.

Limanın ağzı kapısı poyraza dönük olup güçlükle bir kadırga sığar. Her gece bu liman kapısına kuleden kuleye dolaplar ile zincir çekerler. Ama limanı 200 pare gemiyi kolaylıkla alır. Bu liman ta şehrin içine girer, her yanı saraylar ve çarşı pazarlardır.

Bu limanın doğu tarafında 20 adet tersane gözleri var. 16'sı kargir ve toloz kemer yapılardır. Dördü kuşatma sırasında biraz viranca olup limana nazır saraylar var ki her birinin anlatılmasında dil acizdir. Bu liman tarafı duvarlarının iç yüzleri toprak yığılı değildir, hemen sade kalın kale duvarlarıdır. Ama kara tarafları duvarının iç yüzleri Demavend Dağı gibi 160'ar adım enli, dağlar gibi toprak yığılıdır ki kale duvarlarından 10'ar arşın topraklar yüksektir.

Her tabyanın iç yüzünde kaleden yüksek 20'şer arşın boyda tabyalar vardır. 5 adet tabyaların hepsi birbirlerini koruturlar. Her tabya birer İskender Seddi'ne denk olup her birinin Üzerlerinde birer adet yüksek ve sanatlı karakolhane köşkleri vardır. Batı tarafındaki Altın Tabyası, Doğu tarafındaki Gümüş Tabyası ve (---) tabyası

.................. (1 satır boş) ...................

Bu yazılan tabyaların altları kat kat hile ve şeytanlıklarla yapılmış lağımlardır. Ama kalenin kendi duvarı hemen 20 arşın enli şeddadi sağlam yapı kalın duvardır. Gerisi dağlar gibi yığılmış topraktır ama darı ve kamış köküyle çim ender çim ve rıhtım olmuş topraktır. Bir yerine yüz bin gülle vursan tesir edip top darbeleri kaleyi asla yaralamaz sarp duvardır.

Orta kalenin anlatılması: Büyük hisarın tam ortasında bir yüksek yerde cihannüma bir iç kaledir ki 3 adet kapıları var. Biri doğu yönüne, biri batı tarafa ve biri merdiven ile inilip çıkılıp çarşı pazara işler bir kapıdır ki öbür kapılardan küçüktür. Ama öbür büyük kapılardan bir kapıya kadar bu iç kale ortasında bir geniş pak kaldırımlı caddenin sağında solunda acayip kargir yapılı sanatlı büyük sarayları var ki her biri kat kat cihannüma saraylardır. Bu kale, dış kale ve taşra bağ bahçeler kafir zamanı o kadar mamur ve bakımlı imiş ki sanki her hane İrem köşkü ve her bir bahçe cennet bahçesi imiş. Ancak halen mamur olmaktadır. (---) (---) (---)

Suyu ve havası: Suyu ve havasının hoşluğundan mahbub ve mahbubelerine sınır yoktur. Özellikle siyah kaküllü Rum sevimli oğlanları sim-ten ve nazik-beden, güzel yüzlü ve endamlı oğlanları olup gayet zeki ve yetişkin olurlar.

Kadın ve kızlarının elbiselerinin şekli: Tüm Rum avratları da zamane güzeli olup aşık-perestlerdir, ama giysileri gayet çirkindir. Mesela fistan tabir ettikleri çeşitli ipek giysileri koltukları altında hamal semeri gibi yumru olup arkaları ve göğüsleri de öyle yumru olur. Bellerinden yukarısı ta koltuklarına kadar karınları, göğüsleri, memeleri ve bel kemerleri asla görünmeyip ancak koltuklarından yukarı omuzları, kolları, boyunları, yüzleri ve başlarında katibi sarıkları altında siyah saçları görünür. Bedenleri sanki bir harar gibi fistan içinde olup hemen koltuklarından aşağı bir Mevlevi dervişi tennuresi giymiş Yezid elbiseli sevimli kadınları var.

.................. (3/4 satır boş) ...................

Kafir reayaları giyecekleri: Bütün reayası Rum keferesi olup başlarına kara manlifke şapka giyerler. Koyun yünü saftan siyah rokla giyip bellerinde zünnar kuşakları ve ayaklarında siyah Frenk pabuçları bulunur. Kafirden Müslüman olanlara bozma kavmi derler.

Yiyeceklerinin beğenilenleri: Evvela üzümü, Bozcaada'da, Kudüs-i Şerif yakınında Halilürrahman'da ve Mardin yanındaki Sincar Dağı'nda bu Hanya üzümü gibi sulu ve yemesi hoş üzüm olmazdır. Hatta bir salkım üzümü 15 okka gelip 27 çeşit üzümü olur. Kilise balı derler bir beyaz balı olur ki yiyenin dimağı misk kokusundan kokulanır. Gayet hoş baldır ama az olur. Ve bir narı 1 okka gelir gayet sulu ve iri narı olur. Zeytini ve servi ağaçları cihanı tutmuştur. Meşhur olan haram şarabı günahkarlar arasında beğenilir.

Övgüsünün tamamlanması: Evvela kalenin kara kapısından taşra yassı tabya başında mücahid gazilerin [285b] kafirlerden kestikleri kellelerinden yüksek bir kule yapılmıştır. Bu da ibretlik bir seyirdir.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗