Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiHasan Paşa Kalesi (Rybakivka)
BALKANLAR & KAFKASYA

Hasan Paşa Kalesi (Rybakivka)

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Hasan Paşa Kalesi (Rybakivka)

Bu kaleyi de 1036 [1627] tarihinde Sultan IV. Murad Han fermanıyla Kaptan Hasan Paşa Çelebi donanma-yı hümâyûn ile gelip bu kaleyi büyük Özü Nehri kenarında Piyale Paşa Kalesi'ne bitişik dörtgen şekilli sanatlı bir kale yapıp öyle sağlam inşa etmiştir ki öbür kaleler bunun yanında sanki kara iskeleli sade yapılardır. Zira Özü Nehri kenarında bulunduğundan Kazaklar yüzlerce parça şaykalarıyla devamlı olarak gelip buna sarılıp bunun önünden geçeceği muhakkak olduğundan Murad Han'ın sıkı tenbihiyle bu kale sağlamca dört köşe şeddadî ve rıhtım sağlam yapı olarak inşa edilmiştir. Özü Nehri kenarında gayet dayanıklı büyük tabyalar, sağlam kuleler ve türlü türlü savaş tasavvuru için birbirlerin korudur dirsekleri ve kaleden aşağı düşmana taş bırakacak medineli kilvili mukarnaz baca delikleri ile süslenmiş, türlü türlü savaş âlet ve silâhları ile bezenmiş metin kaledir.

Bütün kuleleri, burç ve dirseklerinin üzerlerini Melek Ahmed Paşa efendimiz Rus şaykaları tahtalarıyla örtüp süslü kuleler yapmıştır ki bu kulelerin önünden Özü Nehriyle Urus şaykaları geçmemek için 40 adet demir kapaklı top kapıları içinde 47 adet balyemez, şayka, kolumburuna ve pıranka topları var ki Özü Nehri üzerinde değil Karadeniz'de 15 mil ve Heyhat Çölünde beş saat yerde kuş kondurmayıp kuş uçurmaz.

Bu kalenin de ağaları ve kulları öbür kalelerden [55b] fazla hazırdırlar. İki kapısı var. Biri kuzey tarafa açık ve biri kıble yönüne bakıp kapı üzerinde bir alçak tuğla ninâreli Sultan IV. Murad Han'm ufak tefek üst katta bir camii vardır ve 30 adet küçük dükkânları var. Bu kale içinde toplam 300 adet toprak örtülü bağsız, bahçesiz ve avluları daracık daracık evler vardır.

Bu Hasan Paşa ile Piyale Paşa kaleleri alçak ve kumsal yerde bulunduğundan asla hendekleri yoktur. Zira bir karış zemini kazsan su çıkıp kuşatma sırasında asla lağım ve metris kabul etmez. Onun için hendeği yoktur.

Bu yazılan iki kale tamamen yalın kat duvardır, ama gayet sağlam, 40 arşın yüksek ve 10 arşın enli şeddadî duvardır. Bütün tabyaları, kuleleri ve bütün dirsekleri birbirlerini korudur mazgal delikleri ve top delikleri ile hazır güzel kaledir, ama yukarı eski Ali Paşa Hisarı bunlara eğimli, gösterişli, heybetli 2 kat duvarlı ve hendekli sağlam hisardır. Sözün sonu, bu yazılan 3 adet kalelerin büyüklüğü tam 4.000 adet germe adımdır.

Kısacası Karadeniz çevresinde mamur olan 1.060 adet kale, şehir ve kasabaları koruyan kalelerin biri bu Özü Kalesidir ve biri Azak Kalesidir, zira bu iki büyük kale olmasa Azak ve Özü Kazakları İstanbul’u bile istilâ ederlerdi.

(—) tarihinde Sultan IV. Murad Han’ın tahta çıkması sırasında bu Özü Kazakları 300 parça şaykasıyla korkmadan çekinmeden Karadeniz Boğazından içeri girip Sarıyar kasabasını, Büyükdere kasabasını, Kefeli Köyü'nü, Tarabya kasabasını, Yeniköy ve İstinye kasabasını vurup talan edip hemen Yeniköy'den beş Mısır hâzinesi mal alıp bu kadar değerli eşyalar ve bu kadar ümmet-i Muhammed esirlerini alıp uygun rüzgârla Karadeniz'e çıkıp bu Özü Nehri'nden içeri girip cehennem yurtlarına esenlikle ve doyum almış olarak gittiler.

O gün İstanbul içinde Ermeni ve Rum kefereleri az kaldı ki baş kaldırıp Galata Kalesi'ni istilâ etme sadedinde iken Yahudiler bütün zamanda Rum keferelerinin şiddetli düşmanları olduklarından Yahudiler haber edip nice yüz Rum ve bed-reng Fireng keferelerinin haklarından gelinip İstanbul içinde büyük dedikodu ve çalkantı oldu.
Daha sonra Sultan IV. Murad Karadeniz Boğazı’nın iç yüzünde Kavak Kalesi'ni ve karşısında Yoroz Kalesi'ni yaptı. O sene bu Özü kaleleri, Tulça Kalesi ve Karahırman kaleleri yapılıp Karadeniz çevresi biraz güvenli hâle geldi.

Sözün özü, bu Özü kaleleri Osmanlı'nın Karadeniz tarafında olan kalelerinin dayanıklı şeddi ve sağlam kilidi olan kalesidir, ama ismi Cankirman’dır. Tatarca'da kirman kaleye derler. Özü Nehri kenarında inşa olunduğundan Özü Kalesi derler.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗