Hasköy
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Hasköy
Önce bu belde Hasköy namıyla bilinir ancak süslü bir şehir gibidir, zira 3.000 adet kat kat bağlı bahçeli güzel evleri vardır. Bazı bağlarında limon, turunç ve kebbat yetişir. Suyu ve havası tatlıdır. Denize karşı kurulmuş kat kat evleri vardır. Özellikle, Küpelioğulları Murdehay, Nesim ve Kemal adlı Yahudilerin hanelerinin iman, bağ ve bahçelerinin baharı çeşit çeşit limonu ve ekşi narı var ki bir bağda yoktur. Bu kasaba, Galata mevleviyeti hükmünde naipliktir. Başka subaşısı ve yeniçeri çorbacısı kolluğu vardır.
Bir cami, İskele Mescidi ve Saraçhane Mescidi vardır. Bunlardan başka han, imaret ve medrese yoktur.
Ancak bir hamamı ve bir Müslüman mahallesi var. Başka 11 cemaat tabir ederler, Yahudi mahallesi var. İstanbul'da yangın olup Şuhudkapısı'ndan içeride oturan Yahudilerin evleri berbat olup yandığında yerinde Valide Sultan Camii yapıldı.
O Yahudi mahallesine baştan başa dükkanlar yapılıp Yahudileri bu Hasköy'e sürüleliden beri "Hasköy'de yirmi cemaat Yahudi fazlalaşıp hepsi 11.000 Yahudi oldu" derler. Sanki bu Selanik şehridir, yahut Arabistan'da Safet şehridir, onlar gibi Yahudilerle doludur. 7 kiliseleri, 12 sinagog ve hahamları vardır. İki mahalle Rumlar var ve üç kiliseleri var, bir mahalle Ermeniler var.
600 dükkan var. Gerçi bedesteni yoktur ancak bütün kıymetli şeyler bol bol bulunur. 50 dükkan debbağhane, 100 meyhane ve 3 bozahane var. Fakat Küpeli Yahudi'nin kokulu elma suyu ve Tiryandafile Rum'un misket şarabı, harabati erenlerince meşhurdur, zira bağlarında olan misket üzümü meğer Akdeniz Boğazı'nda Bozcaada'da ola. Bu Yahudi çocuklarının terbiye ettikleri şeftalileri hoş olur. Yer yer cana yakın Rum dilberleri vardır. Bütün Yahudilerin mezarları bu Hasköy dağlarında beyaz çakıl taşı gibi yere serilmiş yatarlar. Başka yerde olmak ihtimali yoktur. Üsküdar ve Galata'dan hep bu yere getirirler. Ancak birkaç senedir hahamları izin vermiştir. Hakim izni ile başka yerde de maşatlık yaptılar. Bu Hasköy mezarlıkları yakınında "İne Ayazma" adlı bir tatlı su vardır, mahmum-ı riba'a (bir tür sıtma) tutulan insan yedi kere içip yıkanırsa bu sıtmadan kurtulur. Rumların ziyaret yerleridir.
Hakirin aşk aleminde olduğum bir cumaertesi gecesi buradaki Yahudi mezarlığı içinde "Gel taliim gel" diye seslendim. Gulyabani bir dev belirdi. Korkumdan "Ya Hafiz" ismiyle kaçıp bu ine Ayazma içinde o gece [124b] gizlenip bi-huş olduğum maceram, inşaallah yerinde yazılır ki, yaratılmış bir kimsenin başına gelmemiştir.
............................. (2 satırlık yer boş) ........................
Bu Hasköy yakınında yine deniz kıyısında padişahlara mahsus Tersane Bahçesi: Önceleri kefere asrında da krallara mahsus bahçe imiş. Ancak fetihten sonra Sultan Fatih ilk defa otağını burada kurup gaza malını Müslüman gazilere dağıttığından, fermanıyla mamur edilmiştir. Nice avlular, hamamlar, köşkler, çeşitli odalar ve sofalar, havuz ve şadırvanlar ile mamur hale getirilmiştir. Satranç nakşı dikilmiş 12.000 servi ağacı kokusundan insanın dimağı kokulanıp binlerce çeşit çeşit meyve ağaçları, çınar, salkım söğüt, şimşir ve fıstık çamları ile bu bağ süslenip sanki cennet bahçelerinden bir bahçe olmuştur.
Tanrı bilir bu bağda göklere doğru baş çekmiş öyle binlerce servi ağaçları var ki insan hayran olup şaşırır. Bu bağa asla güneş tesir etmez bir Acem gölgeliğidir. Gece gündüz fıskiyeleri selsebil gibi akmadadır. Sayısız güzel sesli kuşların ve bülbüllerin ötüşü insanın ruhuna gıda verir. Meyvelerinden sulu şeftalisi ve kayısısı ünlüdür.
İbrahim Han, deniz kıyısında bir İrem köşkü yapmıştır ki sanki Havernak köşküdür. Buranın denizinden bir tür deniz yaratığı çıkar, başka avcıları vardır. İstiridye derler inci sedefi kabuğu gibi beyaz kabuk içinde canlı bir mahluktur. İçki içen kimseler zeytinyağıyla pişirilerek, yahut limon ile çiğce yiyerek içki içerler, güzel yemektir. Ancak içki içmeden bir adam beş on gün o istiridyeden yese her gece ehliyle (eşiyle) veya na-ehliyle beşer onar kere cima eder. Böyle bir yaratıktır ki Tersane Bahçesi önünde çıkan daha iyidir.
Bahçe üstadına, avcıları senelik 19.000 akçe gelir verirler. Bu bağın bir bahçe üstadı ve 300 halifesi var, hizmet ederler. Böyle bir Mehmed Han Gazi nazargahıdır. Burada hünkarlara mahsus kayıkhaneler vardır. Padişah Yeni Saray'a veya başka yere gitmek istese kırlangıç kayığının kıçında cevahir kubbe altında mücevher taht üzere sade cura, zurna ve nakkare faslı ederek Haliç'in iki tarafında olan kat kat yalıları, bağ, bahçe ve tersaneleri seyrederek istedikleri yere giderler.
Bu Tersane Bahçesi'nde has ahur vardır. Burada safkan, soylu küheylan atlara binip bağın kuzey tarafında Okmeydanı'na çıkıp orada cirit ve çevgan oynatırlar. Dört tarafı böyle hıyaban bağı gibi mesire yerleridir. Allah ömrünü uzun etsin.
Allah'a hamdolsun hakir orada fakirane çok ibadet etmişiz. Burada hizmet eden bostancıların hepsi tarikat erbabı, salih kimselerdir, elbette berhurdar olurlar. İstanbul fethedilince Akşemseddin hazretleri bu gönül açan yerde oturup olup çile-i merdan erbain çıkarırdı ve hizmet edenlere hayr dua ederdi. Onun için hizmetçileri mutlu bir şekilde ömür sürerler. Bizzat Fatih Sultan Mehmed, kutsal elleriyle yedi servi dikmiştir. Hepsinden uzun, düzgün ve yeşil servilerdir. Akşemseddin hazretleri de kutlu elleriyle bir servi dikmiştir. Allah'ın yaratması üzerine servi ağacı yeşil olur, ancak Allah'ın emriyle, bu serviyi Akşemseddin diktiğinden servi ak olmuştur. Çimşirlik havuzunun yakınında olan bu ağaç hala zamanımızda seyirliktir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗