Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiHazret-i İbrahim ibn Edhem Ziyaretgahı
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Hazret-i İbrahim ibn Edhem Ziyaretgahı

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Hazret-i İbrahim ibn Edhem Ziyaretgahı

(—) tarihinde geçici dünyadan ahirete göçmüştür. Bir ulu tekkesi vardır ki Mısır, Şam, Irak ve Acem'de böyle tekke inşa olunmamıştır. Zira her geçmiş padişahın birer eseri olup büyük bir yapı olmuştur. Ama hayratının çoğu Lazkiye'de yatmakta olan annesinin yapılarıdır. (—) (—) (—) asla açık yeri yoktur. Tamamı kârgir kubbelerle örtülüdür.

Tekkenin güneye bakar bir sanatlı, çizgi çizgi (—) (—) bir kubbedir. Ondan ta mihraba kadar boyu 200 ayaktır. 100 ayak ve bazı yeri 150 ayak eni var. Minberli ve müezzin mahfilli büyük camidir. Çeşit çeşit ipekli nakışlı halılarla döşenmiştir. Kubbelerin (—) (—) (—) yukarılarıyla ve damı camlarıyla zemini bukalemun nakışlı ibretlik parlak ve cilâlı avludur, ama yine üstü kubbelidir.

Bu meydan (—) (—) (—) şadırvanlar akmada. Gören ziyaretçiler hayran olmada. Bu avlunun doğu tarafında bir geniş meydan sofa vardır, kıymetli halılarla döşenmiştir. İnsan gözü görmemiş altınlı çerağlar, şamdanlar ve kandiller var ki herbiri birer ustanın eserleridir ki melikler bu sultan için yaptırıp teberrüken koymuşlardır.

Burada o kadar acayip ve garip askılar ve insanın yapamayacağı avizeler var ki insan gördüğünde parmağını ağzına götürüp hayran kalır.

Bu sofanın kıblesindeki kapıdan içeri veliler sultam, vefa denizi, şifa yeri Hazret-i İbrahim ibn Edhem kabri vardır. Bütün ziyaretçiler nur dolu türbesine girdiğinde elbette insanın vücuduna bir titreme ve bir dehşet hâsıl olur.

Bu kubbe bütün kubbelerden yüksek ve geniştir ama yine öbür kubbelere bitişiktir.

Bu kubbenin tam ortasında çıkrıkçı ustası yaldızlı ve büyüleyici sanatlı kafes yapmış ki akıllar durur. O yaldızlı kafesin içinde hazırlardır.

Dört tarafında çeşit çeşit kıymetli ve paha biçilmez hüsn-i hat Kur'ân-ı Kerimler var ki zamanımız hattatları kalemini çekmede acizlerdir. Nur dolu mezarı yeşil atlasla örtülü olup daha üstünde altınlı bir çadır kurulmuştur.

Bunda olan kandil, şamdan, buhurdan, gülâbdan ve avizeler meğer Hazret-i Ali ve İmâm-ı A'zam'da ola.

Hazret-i İbrahim Edhem kerametinin temaşası: Evvelâ bütün akâyid kitaplarında evliyâ kemareti haktır ve onlar ölmemişlerdir. Ancak "Müminler ölmez, aksine fena mülkünden ebedî olan mülke geçerler” hadisi üzere dünyadan âhirete göçerler. Öyle olsa hayatta olmuş olup mutasarrıflardır.

Sultan hazretleri sağlıkları zamanında "Mümin tatlıdır, tatlı sever" diye saf bal (—) (—) (—) mağaralarında nice yüz bin bal arısı yuva edinip bal yaparlar imiş. Sultan bal yiyip gıdalarını alırlarmış. Allah'ın emriyle sultan hazretleri "Rabbine dön" [Kur'ân, Fecr, 28] emrine itaat edip Hakk'a yürürler. Bal arıları İbrahim hazretlerinin kabrine girerler, kimse mani olamaz. Hâlen günümüzde mübarek kabrinin sandukasının köşesinden ve duvarının bir köşesinden nice bin bal arıları girip çıkıp bu kadar yüz yıldan beri bal yaparlar, büyük temaşadır.

(—) bu şehri işgal edip Sultan İbrahim türbesini yağmalarken Allah'ın emriyle İbrahim kabrinde yuvalanan arılar bir kere boşanıp kâfirlere girişip kâfirlere öyle zehirli iğne vururlar ki o şehre giren gemileri deniz kıyısında kalır. Vilâyet halkı ganimet mallarıyla doyum olup gemileri mîrîye alırlar. O zamandan beri kâfirler bu Cübeyle tarafına gelmeye tövbe eylemiştir. Herkesçe bilinen bir menkıbedir.

Bu kubbenin kıblesinde bir mihrap vardır. Ve sağ tarafındaki pencereler camie nazırdır. Bu mübarek kabirde amber, abîr ve ûd-i mülebbes kokusundan insanın dimağı kokulanıp gönlü rahatlar.

Bu türbenin dört tarafında olan gül gülistan içinde limon ve turunç çiçeklerinin dervişler imbikleriyle gülsuyunu çıkarıp bütün ziyaretçilerin nurlu yüzlerine sultanın yüzü suyuna suları saçarlar. Bütün konuklar ve ziyaretçiler burada dinlenip dört taraftaki İrem Bağı içinde bülbüllerin feryadını ve ötüşlerini dinlerler. Kısacası dünya işlerini terk edip köşeye çekilecek rahat yerdir.

Bu türbenin içinde bir kubbede Baba Haykıran hazretleri medfundur. Sultan'ın arkadaşı imiş, acayip gürbüz erdir. Bunların da sandukalarının etrafında kıymetli Kelâm-ı kadimler var. Ve çeşit çeşit çerağlar var. Sırrı aziz olsun.

Camiin minberinin sağ tarafında Baba Haydar Sultan medfundur.

Mihrap önünde bahçe içinde İbrahim Hattab hazretleri bir gülistanda medfundur.

Bu tekkenin dört tarafında 1.060 büyük velilerin yatmakta olduğu isimleriyle yazılıdır, ama yazması zordur. Himmetleri hazır ve nazır ola.

Bu sultanların ruhları birer Fâtiha okuyup ruhaniyetlerinden yardım talep ettik.

Bu tekkenin kapısından taşra meydan büyük bir avludur, baştan başa beyaz taş döşelidir. Bazı yerlerinde gölgelik yüksek ağaçlar vardır. Ortasında 10'a 10 büyük bir havuzu var. Dahi etrafı limon, turunç ve dut Tanrı ikramıyla büyümüş ağaçlarla süslüdür.

Bu haremin kıble kapısı dibinde suyu ve havası hoş bir hamamı var. Gayet aydınlık ve iç açıcı hamamdır.

Bu hamamın yol aşırısında büyük bir han vardır. Bütün gelen gidenlere teklifsiz misafirhanedir, dünya misali konan göçer. Bu hana bitişik bir imareti var, bütün misafirlere nimeti boldur.

Bu türbe ve imaretlerin, kısacası bütün yapılarının içinde asla ağaç binası yoktur. Tamamının üzerleri beyaz kireç sıvalıdır. 5 saat yerden beyaz inci gibi görünür.

Bu şehir halkının tamamı Sultan İbrahim'e inanıp Edhemî tarikatı üzere taç ve hırka giyerler. İbrahim hazretleri çıkrıkçı sanatında ustalığı olduğundan bazı dervişleri helâl kazanç için çıkrıkçılık işini döndürürler. Salihlerden hâl sahibi dervişleri çoktur. Allah kadrini yüceltsin.

Sultan İbrahim hayatlarında sakin oldukları mağarası şehirden 500 adım uzak, deniz kıyısında değirmenleri yakınındadır. Bazı mahalde deniz dalgalandıkça mağara kapısını döver. İki adam boyu denizden yüksektir. Kapısı, kıbleye bakar pencere gibi bir küçük kapıcıktır. Eski zamanlarda oyulmuş bir yassı kubbe şekilli mağaradır, içine 50 adam sığar.

Bu meydanın etrafında insan beli boyunca 8 küçük mağaralar vardır. Her birinde birer İbrahim isimli sultanlar var imiş. İbrahim Edhem ile birlikte imişler. Allah'ın emriyle o derece kutsî kuvvete malik olmuşlar ki meşhurdur.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗