Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiHazret-i İmam Murtaza Ali Ziyaretgahı
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Hazret-i İmam Murtaza Ali Ziyaretgahı

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Hazret-i İmam Murtaza Ali Ziyaretgahı

Evvelâ Necef toprağında, Küfe Sahrası’nda ve İmam Ali Şehri içinde gökyüzüne kubbesi baş uzatmış bir yüksek türbedir ki boyu ayyuka çıkmış ki sanki Kâşân kubbesidir, Necef-i Eşref deryâsından üç menzil yakındır. Çölistândan belli bir imam kubbesidir. Bu kubbenin kemerlerine ve revaklarına insafla bakanın gözleri nur dolar. Ama bu yüksek kubbe başka bir diyarın kubbeleri gibi mavi has kurşun ile örtülü değildir, baştan başa kireç, cibis ve (—) ile örtülü mamur bir kubbedir.

Bu hakir Bağdad, Basra, Lahsa, [356a] Umman, Yemen, Aden, Mekke ve Medine diyarlarında bu kadar seyahat ettim, asla kurşun örtülü yapı görmedim. Özellikle bu Bağdad, Küfe ve Umman beldelerinde şiddetli sıcaktan kurşun eriyip mahvolur, o kadar sıcak havası vardır. Ama Yaradan’ın emriyle insanlara ve diğer hayvanlara etkili değildir.

Ancak, Tanrının hikmeti bu diyarda arslanı sıtma tutar; o da Hak tarafından bir rahmettir; öyle olmasa Bağdad diyarında arslan derdinden bir adam çöle çıkamazdı. Ama yine Allah'ın hikmeti Hazret-i Ali Kasabası’nda asla humma, veba ve zatülcenb gibi hastalıklar yoktur, ancak zahîr hastalığı çoktur.

Ve havası gayet hoş olduğundan bütün halkı düzgün yapılıdır. Ve bu âsitâneye bir hasta gelse Yaratıcı'nın emriyle bütün hastalıklarından kurtulur.

Bu âsitânenin yüce kapısı (—) tarafına açık mutluluk kapısıdır ki bütün geçmişin padişahları kapısının üstünü, altılı, kapı kanatlarını, halka, çivi, anahtar ve kilitlerini tamamen (—) (—) den yapmışlardır. Böyle sanatlı bir kapıdır ki cihan övgücülerinin dilleri övgüde kısa yazarlarının kalemleri kısadır. Bu cennet kapısından içeri ziyaretçi insanlar girdiklerinde sanki ölümsüz hayat bulup mutlu ve şen olur.

Bu yüksek kubbenin tâ ortasında sanduka içinde o Hazret-i Resûl-i Ekrem'in damadı ve seçkin İmam-ı muhterem o Düldül-binicisi Ali, Yaratıcı'nın nuruna gark olmuş olup gazanfer-fer arslan heybetli yatar.

Ve geçmişin bazı tarihçileri bu Hazret-i. Ali sandukası içinde Hazret-i Adem Safî ve Hazret-i Nuh Necî ile üçü bir yerde yatarlar, derler.

Ama bu hakir bir tarihte gördüm ki Hazret-i Nuh Nebî Tufan'dan evvel Hazret-i Adem'i ve Hazret-i Havvâ'yı Cidde Şehri'nde azap suyunu görmesinler diye Âdem ve Havvâ'yı kabrinden çıkarıp Kudüs-i Şerifin Halilürrahmân Kasabası'nda Canlar Kuyusu'nda defn etmiştir, diye yazmış.

Ve hakir Hazret-i Nuh'u, bir daha Şam yakınında Bekâ Vadisinde Cebelü’l-Lübnan eteklerinde Kerek-i Nuh adlı bir beldede ziyaret ettim. Yüksek yapılı büyük bir türbesi var ki bu hakir orada da ziyaret ettim. Ve Hazret-i Ali kabrinde de medfundur, diye tevâtür ile meşhurdur; Doğrusunu Allah bilir.

Bu nur dolu kubbenin içinde o kadar ibret verici avizeler, askılar ve sanatlı eşyalar var ki anlatılmasında dil kısa kalır. Ve yüz binlerce gezginlerin ziyaretçilerin birer çeşit yadigâr beytleri ve şiirleri ile duvar öyle bukalemun nakşı olmuştur ki bir kıt'a koyacak mahal kalmamıştır.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗