Hazret-i Muhammed Şam-ı Gazan Ziyaretgahı
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Hazret-i Muhammed Şam-ı Gazan Ziyaretgahı
Eski zamanlarda Cengizliler zamanında bu yer İrem bağı olup cennet benzeri Şam gibi ve Şam tarafı olduğundan bu yere Şam derler imiş. 694 [1295] tarihinde Muhammed Şam-ı Gazan bu mahalde bir sağlam ve dayanıklı bir kale yapıp ismine Şam-ı Gazan dediler. On bin sayılı reayalarını örfi (yerel) vergilerden muaf ederek [304a] edip bu kalede yerleştirdi. Daha sonra kendine nur dolu bir türbe inşa ettirip Acem Irakı'nda, Arap Irakı'nda ve Dadyan Irakı'nda mühendisler, mimarlar, karalar ve denizler gezginleri ibret gözüyle böyle bir yüce İbretlik görmüş değildir. Hala İstanbul'da Galata Kulesi gibi göklere baş uzatmış bir Kahkaha kulesidir, ama hakir gördüğümde kapısı tarafının bir tarafı depremden yıkılmış olup bütün kireç taşları yerlere yayılmış yatardı. Görülmeye değer büyük bir yapı ve eski bir ziyaret yeridir. Tanrı'ya hamd olsun, Han ile girip ziyaret edip mübarek ruhları için bir Fatiha-i şerif okuduk. Nurlu mezarının mermer sandukasında böyle yazılmıştır .
................ (1 satır boş) ................
Hala Bektaşi tekkesidir. İki yüzden fazla yalınayak başı çıplak sadık aşıkları vardır. Ve bu tekkenin kapısı dışında nice kere yüz bin kurban kellesini boynuzuyla biri biri üzerine büyük bir kule etmişler. Zira bütün İran ülkesi halkının bu Muhammed Şam-ı Gazan'a inançları olduğundan her sene nice bin koyun kurban adaklar gelir. Avlusunda on zira derinliğinde bir tatlı su kuyusu var. Temmuz ayında sanki buz parçasıdır. Gerçekten de ab-ı hayattan nişan verir.
Ve bu tekkeye Şam-ı Gazan derler. Ama bu şekilde isimlendirilmesinin de aslı odur ki Moğol dilinde şenb mezara derler. Mezar sahibi Moğol padişahlarından Muhammed Gazan olduğundan şenb-i Gazan diyecek yerde sözün kısaltılmasıyla meşhur galat daha uygun olup Şam-ı Gazan derler. Ama doğrusu şenb-i Gazan'dır. Yelyan Dağı üzerindeki Şam-ı Gazan Kalesi haraptır. Onun eteğine yakın acaip ve garip bir tekkedir. Allah sırrını aziz etsin.
*Yeri kesin olmamakla beraber bu mahaldedir.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗