Hazret-i Osman Baba Türbesi
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Hazret-i Osman Baba Türbesi
Al-i Aba tariki önderi ve mürşid Hazret-i Osman Baba hazretleri sırrı aziz olsun: Bizzat Hazret-i Hacı Bektaş-ı Veli halifesi fukaralarındandır. (---) (---) asrında bu mesiregah yeri mesken edinip yerleşmiştir. Himmetleri hazır ve nazır ola. Hala bu dergah-ı mualla adı geçen Maden Deresi kenarında Edirne şehrine giderken yolun sağ tarafında, bir bayır başında, mahsullü düz bir zemin üzerinde, bir ağaçlık gün görmez koruluk içinde bir mesiregah, 4 tarafı duhavi kadife gibi yeşillik, bir kale gibi kargir yapıdır.
Duvarlı, padişahane büyük saray gibi çeşit çeşit köşklü, şahnişin ve eyvanlı, Keykavus mutfaklı, kilerli, türlü türlü süslü meydanlı, misafir odalı, pek çok ahırlı, öküz, camız, katır ve eşek ahırlı, saman, arpa ve diğer levazımat mahzenleri ile bezenmiş yapılardır.
Ve eski sultanlardan kalma camii, mescidi, dershane ve mektebi, bir hamamı, gelen giden dervişler için konuk odaları ve çeşitli eşyalar ile süslenmiş buyük bir şehir gibi İrem Bağı'na benzer şanlı derviş tekkesidir ki, bağ bahçesi, [378b] nice havuz, fıskiye, şadırvan ve fevvaresi fışkırıp nice su kuyuları, abıhayat çeşmeleri ve cirit meydanlı avluları ile donanmış büyük hankahtır.
Bunlardan biri o muhabbet meydanında Sultan Bayezid-i Veli veliler, deliler ve fukaralar muhabbeti olmak ile bu yeşil vadi içinde 7 köşe bozdoğan külahı kispeti gibi 7 terk bir yüksek Havarnak kasrı yaptırmış ki 7 iklimden nişan verir. Diller ile anlatılıp kalemlerle yazılmaz.
Kısacası, bu güzel köşkün 4 tarafında 40 adet kapıları var ki kırklara makam olması işaretidir. Bu köşkün içi safi yeşim harekani, somaki mermer ve çeşit çeşit işlenmiş, nakışlı ibretli mermerlerle süslenmiştir ki sanki Hind sadefkarisi gibi döşenmiştir. Yüksek kubbesinin çevresinde olan revak kemerler, camlar, beyaz, siyah, kırmızı ve başka türlü türlü değerli taşlarla her yanı süslenmiştir. Servi ağacı tavan kubbesi ibretlik bukalemun nakışlıdır ki Frenk Mani, Acem Bihzad ve Şahkulu adlı ünlü nakkaşlar bir kıl kalemini çekmede acizlerdir. Çeşit çeşit mermer ve somaki direklerle bezenmiş tezhipli ve sanatlı bir köşktür.
Muhabbet meydanında bir şadırvan fıskiyesi fışkırır ki, ta kubbeye ulaşır. 4 tarafında çeşit çeşit pencerelerinden çevresindeki dağlar, ormanlar ve gül-i gülistanlar içindeki bülbüllerin yanık ve hoş nağmeleri duyulup iremistanları temaşa olunur.
Bu nüzhet-abad kasrın üstü servi gibi yüksek kurşun örtülü mavi kubbe üzerinde altın yaldızlı bir uzun alemi var ki bir konak yerden parıltısı insanın gözünü kamaştırır. Eskinin bütün padişahları, hayır sahibi vezirler, vekiller ve vilayet ayanı bu Osman Baba Sultan ruhaniyetinin hazır olması için bu tekkeye birer eser bırakıp mamur etmişlerdir. Bütün yapıları mavi has kurşun ile örtülü ve cümle altın alemlerle mamur olup bu anılan Bayezid-i Veli Kasrı'nın benzeri Rum diyarı tekkelerinde yoktur. Meğer İran ülkesinde benzeri İmam Rıza'nın ulu meşhedinde ola.
Fukara meydanının özelliği: Bu anılan Bayezid-i Veli Kasrı'nın karşı tarafında eski yapı, ibretlik bir fukara meydanı var ki içine 500-600 kadar fukara alır. Buna kış meydanı derler. Bir acayip mihmanhane derviş sarayıdır ki etrafında nice yüz dolaplar vardır. Her dolabın birer dervişi olup postu üzere oturup ibadetle meşgullerdir. Kapısı bir büyük saray kapısı gibi geniş olup bu meydan içine arabalar ile odunlar gelip ocakta ateşler yanıp etrafında bütün fukaralar toplanıp "Herkes kıssadan hisse" diye başlarından geçen hikayelerini anlatır, çeşit çeşit şer'i ilim sohbetleri olur ve nice çeşit tarih kitapları okunup can sohbetleri ederler. Ve nice kurbanları kebaplar edip miskli helvalar pişip gece yarısı bütün dostlar yemek yiyip hayrat sahibine hayır dualar ederler. Daha sonra 3 kere gülbang-ı Muhammedi çekip herkes postlarında merkezlerine ve nice canlar hücrelerine yollanırlar. Halen bu kış meydanında 6 ay bu tertip üzere ibadet edip has sohbetler ederler.
Yaz bahar meydanının anlatılması: Adı geçen kış meydanına bitişik hayrat sahibi Yahya Paşa oğlu Mehmed Bey Üsküp şehrinden gelip Osman Baba himmeti için bir yaz bahar meydanı yapmış ki hemen Karadeniz sahilinde Varna şehri ile Balçık adlı kasaba arasındaki Batova Deresi'nde Akyazılı Sultan Tekkesi'ne benzer.
Bu da onun gibi İstanbul'da Galata Kulesi gibi göklere baş çekmiştir. Fırdolayı 7 köşe kalın, sağlam ve kargir yüksek yapıdır. Bir sivri külah gibi tahta kubbe üzere kurşun örtülü ve 2 adam boyu yüksek altın yaldızlı alemli yüksek kubbeli bahar meydanıdır, ama o kadar geniştir ki seher vaktinde bir tarafta olan canlar öte tarafta olan insanları güçlükle fark eder.
Mimarlar ve eski ustalar var güçlerini sarf edip marifet arz edip ustalığım göstermek için bu meydanın nakışlı yüksek kubbesini sütunsuz durdurmuştur. Böyle geniş ve büyük meydan içinde asla direk yoktur. Hemen bir tavanlı büyük meydandır.
Bu meydan ortasında ibretlik mermer döşeme üzerinde nice yüz adet altın yaldızlı çerağlar, çerağdan, buhurdan, şamdan, gülabdan ve mecmereler var ki her biri ikişer adam boyu kadar çerağlardır.
Herkes yine birer dolaba malik olup postları üzere yoldaşlarıyla oturup Kur'an okuyup iman bahisleri edip ve bazı marifetler icra [379a] ederler. 100 pareli sadefkari sanatlı kaşıklar, zerdeste, kaseler, keşküller, karaçalı, zeytin ve çimşir köklerinden kaşıklar, arka kaşağıları ve nice bin çeşit derviş marifetlerinden şeyler icat edip gelen gidenlerin ayan ve eşraflarına marifetlerinden hediyeler verip herkesten ihsanlar alıp karınlarını doyurup hırka parası edinirler.
Bu meydanın içi safi beyaz ham mermer döşelidir. Öyle geniş meydandır ki 2 bin adam alıp gece gündüz 300 adet postnişin seccade sahibi fukaraları sakindir. Tarikat önderi Şeyh Ali Baba ocak başında vakar ile oturup bu tekkeyi zapt u rapt edip evrad ve ezkarla meşguldür. Diğer fukaralar da her biri birer işe memurlardır. Bu meydanın kapısının üzerinde yazılan tarihi budur:
Yahya Paşa oğlu Mehmed Beğ ruhunu yad eyleye, el-fatiha. Sene (---)
Hazret-i Osman Baba sırrı aziz olsun, nurlu mezarı ziyareti: Evvela zübdetü 'l-ahbtib, kıdvetü'l-ashab, kutb-ı mülk-i vilayet, mehbıt-ı nokta-i icabet, amil-i ali-maye hasıl-ı ömr-i giranmaye, zübde-i evliya, umde-i asfiya yani eş-Şeyh tarik-i Al-i Aba Hazret-i Gazi Osman Baba: Bizzat Hazret-i Türk-i Türkan Hoca Ahmed Yesevi hazretleri bunların künyelerini Gazi Osman Balı buyurmuşlar idi. Onun için uzun süren hayatı gaza ile geçip alem seyyahı idiler.
Merhum azizin menkıbesinin anlatılması: Bizzat bu Osman Baba Sultan, temiz Ehl-i Aba soyundandır. Musa Kazım hazretlerinin 7. oğlunun oğullarından Seyyid Ali'dir, onun oğlu Seyyid Hüsameddin'dir, onun oğlu bu Hazret-i Osman Baba'dır ki hasip nesip soylu temiz kandan olup seyyid olduğuna şek ve şüphe yoktur. İlk başta Belh u Buhara'dan kendileri Hazret-i Hacı Bektaş-ı Veli ile Hoca Ahmed Yesevi'den izin alıp Osmanoğlu'na yardıma gelip Orhan Gazi ile Bursa fethinde bulunur. Daha sonra onun zamanında Orhan Gazi oğlu Süleyman Beşe ile meşveret edip Süleyman Beşe'den önce 300 nefer fukaralarıyla ilk defa bu Osman Baba Rumeli'ye ayak basıp def ve kudümünü döverek, gülbang-ı Muhammedi çekerek alem, sancak ve bayraklarını açarak doğru Edirne kralıyla buluşup Rumeli' de seyahat ederdi. Ve ayak bastığı yerler hep İslam diyarı ola, diye dua ederdi.
Ve Rumeli kafiristanında İspanya, Nemse, Donkarkız, Danimarka, Rimpapa ve Paris vilayetlerini dolaşırken "İlahı İslam diyarı olup kiliseler Müslüman mabedi ola, bin yüzden sonra" diye nefes etmişlerdir.
Kısacası ulu sultandır ve hayli uzun yaşayıp yine seyahat ile Rum'a gelir. (---) tarihinde Gazi Hudavendigar'a gelip İdrivne şehri fethine teşvik edip Murad Gazi, Osman Baba çabasıyla Edirne Kalesi'ni fethettiğinde birlikte olur. Osman Baba daha önce seyahatte bu nazargahı beğenip bir tekke inşa etmeyi isteyince Gazi Murad Han Osman Baba eline bir yarlık verip,
"Var fethettiğin yerlerin bir hoş yerinde ta gözün erdiği yerlere dek senin vakfın olsun" buyururlar. Osman Baba da bütün fukaralarıyla def ve kudümlerini çalarak bu mahallere gelip kafir elinden fetheder. Gözünün erdiği, nazarının yetiştiği yerlere kadar hudut kesip bu dağlık, yeşillik içinde kulübeler yapıp 300 fukarasıyla bu korulukta nice bin has sohbetler eyler. Daha sonra I. Murad Han yardımı ile ilk başta bir ufak tef ek Al-i Aba tekkesi yapar. Sonra kendileri de gaza mallarıyla nice büyük eserler yaparlar. Sonunda (---) tarihinde "Rabbine dön" [Kur'an, Fecr, 28] emrine uyup geçici cihandan baki sarayında karar edince mübarek cesedini bundaki tekkede defnederler.
Nur dolu türbesinin özelliği: Bir kurşun örtülü yüksek kubbe; kargir büyük yapı içinde yatmakta olup misk ve ham amber ile kokulandırılmış nurlu bir kabirdir ki bütün ziyaretçilerin dimağları kokulanır. Bütün geçmiş padişahlar, tüm Osmanlı vezirler, Kırım hanları ve Kırım sultanları birer altınlı, cevahirli ve gümüşlü murassa kandiller ve türlü türlü avizeleri bu tekkeye hediye gönderip bu mübarek kabri öyle süslemişlerdir ki diller ile anlatılmaz.
Bizzat kendilerinin mübarek pabuçları, mübarek abadan hırka-i peşmineleri; seccade, alem, tuğ, sancak, bayrak, davul, kudüm, nefir, nakkare ve zilleri, tespih ve asası, nalını, misvakı ve bozdoğanı 7 terk keçe külahı mübarek başları ucunda bir yüksek taht üzerinde durur.
4 tarafında çeşit çeşit değerli yadigar yaldızlı sanatlı çerağlar, gümüş ve altın şamdan, buhurdan ve gülabdanlar [379b] ile süslenmiştir. Ve türlü türlü değerli güzel hatlı Kelam-ı şerifler etrafında rahleler üzere düzgünce dizilip bütün ziyaretçiler Kur'an okurlar.
Ve nice bin kıymetli kalay metalar var ki bir tekkede öyle yadigarlar yoktur, meğer Bağdad içinde Hazret-i Abdülkadir Gilani'de, Bağdad dışında Hazret-i İmam-ı Azam'da 2 merhale uzak İmam Hüseyin'de ve ondan 3 merhale uzak İmam Ali türbelerinde öyle ziynet ola. Ama "Bu Osman Baba kabri onlardan süslüdür" desem yalan değildir, zira bunda olan hüsn-i hatt Kelam-ı İzzetleri bir türbede görmedim.
Ve bu nur dolu Osman Baba türbesinin dış kapısının önünde yüksek kemerler üzere bir küçük kubbeciği daha vardır, insanların toplantı yeridir. O kubbenin 4 köşe duvarının yüzüne her gelen seyyahların birer çeşit yadigar hatları ve kemter canların zerdesteleri, kabakları, keşkülleri, Davud sapanları, Musa palhengleri ve nice asılı şeyleri var. Hakir de küstahane iri yazı ile duvar yüzüne,
Merhum Melek Ahmed Paşalı seyyah-ı alem Evliya ruhiyçün Allah rızasıyçün el-fatiha, sene 1081,
diye yazdım.
Rumeli, Arap ve Acem'de ve Belh u Buhara'da elbette her cami, han, imaret ve tekkelerde, kısacası bu 51 yıl seyahat içinde 18 padişahlık yerlerde elbette ve elbette üstüme vazife edip kötü yazımızla birer Fatiha rica edip yazmışızdır. Gören aşıklara gizli değildir.
Bu Osman Baba azizin mübarek mezarlarının kapı kemeri üzerinde bir 4 köşe beyaz ham mermer üzere altın ve lacivert ile yazılmış, güzel yazıyla yazılan tarihi böyledir:
Büniye haze'l-imaret merkad-i Sultan-ı Fukara Hazret-i Osman Baba ve Gazi Mihal Bey ruhiyçün ve oğlu İkiyürekli Ali Bey ruhiyçün el-fatiha. Sene 912.
Kısacası bu meydanlar bir padişah diyarında yoktur. Meğer Anadolu'da Kırşehri'nde Sultan Hacı Bektaş-ı Veli tekkesinde ola. Kıyamete kadar mamur ve şenlikli ola, Hazret-i Rahman hakkına.
Bu tekkede her gece gelen geçen yolculardan gece gündüz 100, 200 ve 300 atlı ve nice yüz yaya eksik olmayıp, yalınayak başı kabak abdalan köçekleriyle bütün misafirlere can baş üzere hizmet edip çut torba kahve ibriği ve tencere çıkartmadan Keykavus mutfağından nice türlü nefis nimetler yedirip içirip kondurup göçürürler.
Ama eskinin padişahları bu tekkeye himmet nazarıyla bakıp dağlık ve ormanlık koruları içinde ve yaylalarında 12 bin adet sağmal koyunları, bu kadar sığın, camız, at, katır ve taylakları vardır. Diğer vakıf eşyaları ona göre kıyas oluna.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗