Hazret-i Penç Hasan Ziyaretgahı
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Hazret-i Penç Hasan Ziyaretgahı
Kükü Nehri, sonra Kekne Nehri: Bu iki nehir birbirlerine pek yakındır. İkisi de Kuban Nehri'ne gider. Oradan 2 saat gidip,
Şehitler önderi yüksek kadr sahibi, millet şeyhi, devlet kutbu, evliyâ zübdesi, asfıya umdesi (—) nazargâhı makamı, yani Hazret-i Penç Hasan ziyareti: Makamdır, kendileri bu mübarek yere gelmemişlerdir, ama zamanlarında Dağıstan ve Kumuk ve Kaytak kavimlerin dine davet etmeye elçi gönderdiklerinde mübarek sağ ellerinin resmini mürekkeple bir kâğıda basıp yarlık olmak üzere Kumuk ve Kaytak kavimlerine gönderir. Onlar da "İşittik ve kabul ettik" diye hepsi İslâm ile şereflendi. Mübarek elinin resmini bu mahalde demir sanduka içine koyup sandukayı bir kaya içine koyup buraya gömüp üzerine büyük yapılar ve türbeler yapıp kervansaraylar etmişler.
Daha sonra Timur Han "Bu ne olsa gerek" diye tüm yapılarını yerler bir eder. Sonra yine Dağıstan padişahları muhabbeten yüksek yapılar yapmışlardır.
Bu ziyaretgâh dibinde Varp Nehri akar. Bu nehir Kabartay diyarının Beş Tav, yani Beş Dağ mahallinden doğup kuzeye doğru akıp Kuban Nehri'nde batar, Penç Hasan ziyareti gayet yakın Besilbay Köyü yakınında bir büyük ziyaretgâhtır. Bağdad'da Şeyh Ali, bu diyarda Penç Hasan ulu dergâhtır ki Kabartay sınırındadır.
Bu vilâyetlerde beylerden başka hâkim, kadı, papazları ve kiliseleri yoktur, zira bunlar kitabî değillerdir. Ama bu Penç Hasan ziyaretine gayet inandıklarından bu türbeyi kendilerine hâkim ve kadı etmişlerdir. Bir kişinin malı çalınsa hemen tahmin ettikleri kişiyi Penç Hasan ziyaretine götürüp kapısına el vurdururlar. Eğer o adam suçlu ise kapıya el vurmaya korkup aldığı malı söyleyip bir hâl ile sahibine verir. Eğer suçlu değil ise cüret edip kapıya el vurup kurtulur. Eğer suçlu ise halktan utandığından cesaretle kapıyı tutarsa, Allah'ın izniyle kapkara yanıp ölür. Nice bin kâfirler ve Müslümanlar bu türbenin kapısı önünde gömülüdürler. Bu el vurulan türbe kapısının tahtası "Hazret-i Nuh'un gemisi tahtasıdır" derler.
Penç Hasan Türbesi'nin şeklini bildirir: Bu insanların ziyaret yeri bir düz ve geniş yeşillik ovanın ortasında nice yüz bin adet göklere karışmış yüksek ağaçlar içinde, yüksek ve nur dolu bir türbe içinde, bir beyaz mermer taş sanduka içinde İmam Hasan' mürekkebe basılmış mübarek elleri demir sanduka içindedir, derler. Bu mermer sandukanın dört tarafı çeşit çeşit postlar ve sığın derileriyle döşelidir. Ancak bu türbede dervişlerden bir fert yoktur. Ama,
Penç Hasan ziyareti büyük kalabalığının özelliği
Bu gönül açan yerde Temmuz ayı olunca yılda bir kere bu türbe etrafındaki ovada olan büyük ağaçların gölgelerinde Hint, Sind, Belh, Buhara, Hıtâ, Hoten, Çin, Maçin, Moskov, İsveç, Bulgar, Terekeme, Kazak, Çek, Leh, Nemse, İngiltere, Felemenk, Daniska ve Danimarka'dan, kısacası Arap ve Acem'den bu türbe etrafına nice kere yüz bin adet Tanrı kulu tüccar ve ziyaretçiler toplanır, çadırlar, obalar, çerge, yüklük [156b] ve alacıklarının kurup bu lâlezar ova insan deryası olur, 40 gün 40 gece Penç Hasan pazarı kurulur, bütün mallarını pazar meydanına çıkarıp alışverişler olur, asla bir kimse bir kimsenin malına eğri gözle bakıp çalmaları ihtimalleri yoktur. Ancak başka zaman Çerkeş taifesi sürmeyi gözden çalar. O zaman bu Penç Hasan Türbesi'nin Dağıstan'dan dervişleri gelirler. Bir garip seyirlik ve kalabalıktır. Bu pazar sırasında Kabartay beyleri ve Tavustan beyleri askerleriyle pür-silâh bulunup pazardan yine Kabartay şehrine gelirler. Büyük ülke ve eski dildir.
Bizler de Penç Hasan ziyaretinden kalkıp (— ) saat bir öz içinde doğu tarafa gidip,
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗