Ana sayfaEvliya Çelebi SeyahatnâmesiHazret-i Şem'un-ı Safa Ziyaretgahı
ORTADOĞU & ASYA & AFRIKA

Hazret-i Şem'un-ı Safa Ziyaretgahı

Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.

Seyahatnâme’de Hazret-i Şem'un-ı Safa Ziyaretgahı

Hazret-i İsa aleyhisselamın on iki halifesi (havarisi) var idi. Evveli Habib-i Neccar idi. İkincisi bu Şem'un-ı Safa idi. Amma bu Şem'un hakkında Yunanlılar, peygamberdir de:der, ama saçma söz demişler.

Hazret-i İsa çocukluğunda bunların kucağında büyümüştü. Bu Şem'un, Hazret-i Yahya'nın akrabalarından idi. Hazret-i Mesih göklere yükseldikten sonra sonra bunlar Nablus şehrini terk ettiler. Genellikle Antakya'da Habib-i Neccar ile otururlar idi. Habib-i Neccar'ın şehit olmasından sonra nice zaman gezdi dolaştı. (---) sene yaşayıp bu Nakura'da şehit oldu ve Hıristiyanlar burada defnettiler. Üzerine kayserlerden bir kral yüksek bir türbe ve bir İrem Bağı zeytinli cennet bahçesi yapıp imar eder. Hala bütün Hıristiyan milletlerin ziyaret yeridir. Ümmet-i Muhammed'in de ziyaret ve dinlenme yeridir.

Yüzlerce Dürzi mezhepli derviş fukaraları vardır. Nur dolu kubbesinin için çeşit çeşit balmumları ile süslenmiştir. Ve şamdanlar, halılar ve kandiller ile bezenmiş ünlü bir türbedir. Hatta on iki havarilerin aşkına on iki kandili gece gündüz yanıp asla sönmemişlerdir. Bütün hizmetçileri bu işle görevlidirler. Zira bu diyar zeytinye zeytinyağından ibaret olduğundan her köyden nice yüz miskete ile zeytinyağı gelip kandillerde yakarlar.

Ama garip olan budur ki Frengistan diyarının İspanya, Ceneviz, Portugal, Dış Fransa, Donkarkız, Danimarka, Felemenk, İsfeç, Çek, Leh (Polonya), Nemse (Avusturya), İngiliz ve diğer Hıristiyan ülkelerinden bu Şem'un-ı Safa kandilleri için zeytinyağı adaklarını testi ve tulumlarla ta dip Frengistan'dan denize bırakırlar. Allahın, emriyle bu Şem'un-ı Safa'nın yattığı Nakura Dağı'nın deniz kıyısına gelir. Her sabah mutlaka Şem'un fukaraları deniz kıyısına varıp birer ikişer tulum zeytinyağını gelip alırlar, tuhaf hikmettir.

Diğer hikaye: Bu Şem'un köyünde bütün halkın koyunları, keçileri ve sığırları çobansız dağlarda sürü sürü gezerler, asla kurt yemez ve harami uğurlamaz (çalmaz).

Başka hikaye: Bu köy halkının kapıları gece ve gündüz açıktır ve gayet eli açık Dürzileri vardır. Bütün malları ortalıktadır. Asla bir kimse bir insanın mallarına el uzatamazlar. Bir kimsenin bir şeyi kaybolsa şüphelendiği kimseyi "şer'ullah" diye bu Şem'un-ı Safa Türbesi'ne götürür. İddiacı,

"Ihkem ya Şem'un! (Hüküm ver ey Şem'un!)" diye selam verir. Şüphelenmiş olduğu adam gelip Şem'un'un kapısına el vurup yemin eder. Eğer habersiz ise asla kendisine zarar gelmez. Eğer hırsız ise Şem'un'un kapısına elvurunca tepesi üstüne düşüp ölür. Bu türbe kapısı önünde yatan bütün ölüler yalan yemin edip Şem'un kapısına el vuranlardır. Niceleri korkup kapıya el vurmadan çaldığı şeyi söyleyip aldığı eşyayı geri vererek kurtulur.

Bu diyarın mahkemesi Şem'un Türbesi'dir. O yüzden mahkeme kadılarına rağbet yoktur. Bu da ibret alınacak bir şeydir. Hıristiyanlar yine bir müşkil işleri olsa bu türbeye gelip Şem'un-ı Safa'nın kendi hattıyla ceylan derisi üzerine Hazret-i İsa'ya doğru İncil bu türbededir, Hıristiyanlar o İncil'e el basıp yemin ederler. Suçlu olanlar korkup el basamazlar.

Metin ve kaynak notu

Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.

Orijinal harita kaydı ↗