Hazret-i Seyyid Emir Sultan Ziyaretgahı
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’de bu durak için aktardığı tarihî anlatı.
Seyahatnâme’de Hazret-i Seyyid Emir Sultan Ziyaretgahı
Hz. Hüseyin soyundandır. Buhara'da dünyaya gelmiştir. Hac emrini yerine getirmek için Mekke-i Mükerreme'ye, oradan Medine-i Münevvere'ye gelip atası Hazret-i Resul'ü ziyaret ederken Medine şeri'fleri;
"Nedir bu sende Al-i Muhammedi sikkesi" diye itiraz edip saldırırlar ve şerifler surresini vermezler. Hemen Hazret-i Emir;
"Gelin atamızın huzuruna varıp şer' ile yüzleşelim. Hangimiz temiz soydan ise onlar hüküm buyursunlar" diye bütün Mekke şeriflerini Peygamber Efendimizin huzuruna götür. Hemen Seyyid Emir;
"Es-seliimualeyke ey Ceddim" der.
Hemen Ravza-i Mutahhara içinden;
"Ve aleykümüsselam ey evladım, Muhammed bin Ali" diye Peygamber Efendimizin sesi gelip;
"Oğul! Anadolu'ya doğru elinde bir kandil ile yürü yesin." buyururlar. Hemen o mahalde bütün Mekke şeri'fleri Emir hazretlerinin ayaklarına düşüp nice yüz şerifler de birlikte Emir Sultan ile Anadolu'ya doğru yola çıkarlar. Görseler ki havada asılı bir kandil birlikte konak konak gidip karanlık gecelerde üzerlerine nur gibi ışık verir. Ta -ki Bursa şehrine girdiklerinde o kandil sönüp kaybolur. Emir Sultan bütün fukaralarına:
"Ey dostlar, bizim ömrümüz kandil bu şehirde sönüp makamımız bu şehir olması işaretidir" buyururlar. Hemen Bursa ileri gelenleri Emir Sultan'ın ayak tozuna yüz sürüp dört kere yüz bin adam müridi oldular. Zira o kandil ışığı ile bu zatın Bursa'ya girdiklerini her menzilde bütün aşıkları görür. Bursa halkı da üç gün üç gece o kandili görerek ulu sultan olduğuna tanıklık ettiklerinden bütün Bursa büyükleri Hazret-i Emir'den dervişlik cihazını kabul edip (---) (---) fukarası oldular.
Bizzat Yıldırım Bayezid Han önlerinde yaya yürüyüp dervişi olduklarından başka Yıldırım Bayezid Han, Nilüfer Hanım adındaki kızlarını Emir Sultan'a nikahlayınca büyük sevinç ve şenlikler oldu. Anadolu diyarında bir velvele veren aziz oldu ki cihanda zamanın seçkini oldu. Hatta Yıldırım Han, Ulu Cami'i yaptığında ilk cuma namazı kılındıktan sonra Yıldırım Han, Emir Sultan'a:
"İyi cami olmadı mı sultanım", der. Emir Sultan:
"Kati güzel ve süslü cami olmuş ama ortasında beş on küp (damlası bile haram) şarap gerektir ki gelip giden cemaatler mel'un şaraptan içip gideler, hemen o eksiktir" deyince Yıldırım Bayezid Han:
"Ya Sultanım! Bu ibadethanedir. Hiç ne mümkündür ki böyle camide şarap ola" diye cevap verir. Hemen Emir Sultan:
"Bak a Yıldırım, bu camii sen inşa edip içine şarap komayı irtikab etmeyi makul görmedin, sen ki Cenab-ı Bari'nin Kudret eliyle bir damla meniden yarattığı ism-i azam tılsımı, arş ve kürsi meleklerinden üstün ve şerefli Allah'ın evi olasın. Özellikle insanoğlu hakkında Allah ‘Mü'minin gönlü Allah'ın Arş'ıdır.' diye. Sen o Allah'ın arşı içine Allah'dan korkmadan nasıl gece ve gündüz pis şarap korsun" deyince hemen Yıldırım Han uyanıp şaraba tövbe eder.
Bu tarihî anlatı, kullanıcı tarafından yeniden yayınlama izni bulunduğu beyan edilen “Evliya Çelebi Seyahatname Haritası” kaydından aktarılmıştır. Metindeki dönem dili, tarihî görüşler ve ifadeler Evliya Çelebi’nin anlatı dünyasını yansıtır; güncel bilgi olarak değerlendirilmemelidir.
Orijinal harita kaydı ↗